Onur BİLGE
“İskele Perisi,
"Türk Ordusu İzmir’e girince Antalya’da ne kadar Rum varsa, can korkusundan İskele’den kaçmaya kalktılar. Ancak sık sık kalkan gemi bulmak zordu. Yunanistan’a gitmek için epey beklediler. Beş binden fazla Rum, eşyalarını, evlerini barklarını, arsalarını tarlalarını bırakıp, yükte hafif, pahada ağır neleri varsa yanlarına alarak 18 Ekim 1922’de Antalya İskelesine gelen Amerikan ve Yunan gemileriyle kaçtılar. 1924’e kadar evleri boş kaldı. Bu arada Kaleiçi’nde yangın çıktı. O evler de dahil olmak üzere çok ev yandı. Onun için gelen mübadillere ev temin edilmesi mesele oldu. Çoğu aylarca açıkta kaldılar.
Onur BİLGE
“Ruhum,
Zamansız uyudum uyandım. Aniden gelen bir uykuydu. Akşam yemeğinden sonra şekerleme yaparken dalıp gitmişim. Güneş de uyuyor ama mehtap uyanık… Kürekleri aheste çekmeye gerek yok.
Onur BİLGE
“Hüzün Gülü,
Yalnızlık nasıl yer bitirir, nasıl boğar insanı! Bir başına kaldığında anlarsın beni. Kendinle arkadaşlık etmeye başlarsın. İçindeki biriyle…
Onur BİLGE
“Damla,
“Geldim, geliyorum! ..” diye bağırıyordu kış. Nihayet teşrif etti zatıalileri gümbür gümbür!..
Onur BİLGE
“Yirmi Beş Kuruş,
Sen benim zenginliğimdin. Gazoz kapaklarımdın. Allı yeşilli, gümüş rengi… Şıkır şıkırdın avuçlarımda, ceplerimde dolu dolu… Varlığınla o kadar mutluydum ki! Sen vardın ya… Oynayabiliyordum çocuklarla. Seni kaybetmemek için nasıl bir savaş veriyordum onlara karşı!
Onur BİLGE
“Ağaç Kurdu,
Ben de alışmışım yazmaya. Yaz oğlum yaz! Gece gündüz, yaz kış yaz! Maksat muhabbet olsun. Sen okumasan da değeri eksilmez bu mektup şeklindeki hatıralarımın. Bana vız geliyor! Dönüp dönüp okuyorum, bana haz veriyor.
Onur BİLGE
“Esmeralda,
Mademki kırlarımda papatyalar açmıyor, yeşermiyor bağ bahçe, zorlamaya gerek yok. Mutsuzlukları tatsızlıkları değil, mutlu insanların hayatlarını yazmalıyım aslında. Yılan hikâyesine dönen sıkıntılı yaşantımı yazarak tekrarladığım, her okuyuşumda bir kez daha yaşayacağım acıyla daha fazla parçalanmasın artık yüreğim. Ne ben üzüleyim ne de günün birinde gün yüzüne çıkacak olursa yazdıklarım, okuyacak olanları üzeyim.
Onur BİLGE
"Köşe Taşı,
Sabahın olduğunu çocuk ve simitçi seslerinden anlıyorum. Gözlerimi açmadan önce etrafı dinliyorum. Kirpiklerimin arasından tek gözümle saate bakıyorum. Daha sabahın körü! Sokakta faaliyet başlamış. Önce hafiften tıkırtılar, sonra lakırdılar… Giderek sesler artar da artar. “Simitçi gevrek! Kumru var gevrek var!”
Onur BİLGE
“Firari,
Aslında sana karşı olan duygularımdan haberdardın. Biliyordun durumumu. Seni gördüğümde kanımın damarlarımdan çekildiğini, kalp atışlarımın hızlandığını, sesimin heyecanla titremesinden anlıyordun. Her ne kadar anlamamış gibi davransan da her şeyin farkındaydın. Bütün bunları gördüğün, bildiğin, zaafımı anladığın için firar ettin.
Onur BİLGE
“Mavi Gözlü Güvercin,
Kıyıda köşede kalmış, eprimiş bir beyaz perdedir tükenmekte olan hayatım. Üstüne gölgeler düşer, belirli belirsiz. Gelenin gidenin bir süreliğine yaşattığı siluetler, film misali. Değişen kişilerle değişik sahneler…




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra