Onur BİLGE
“Sıkıntı,
O gün Tophane’de oturuyoruz. Kemer’e kadar engelsiz deniz manzarası önümüzde… Ufuklara kadar uzan, seyret, yudumla! Uçsuz bucaksız, sakin ve sessiz kuzu gibi yatıyor deniz…
Onur BİLGE
“Huzur,
Benim ol!” demek isterdim sana. Bir şekilde diyemedim ya rahatlayamadım. Diyebilseydim de: “Oh be!.. Dünya varmış! Olsan da olur, olmasan da artık! İçimde ukdeydi o iki kelime. Kanser edebilirdi beni ağzımdan çıkamasaydı!” diyebilseydim sonrasında!
Onur BİLGE
“Engel,
“Engelleri eğlence olarak kabul edersen, onlar ayağını alan değil, üstünde yürümen için düzgünce çekilen ipler haline gelir. Zorluklar karşısında sükûnetini muhafaza edeceksin. Güçlüklerin üstüne azimle gideceksin. Allah’ın, ödül alabilmen için sana sunduğu bu fırsatları en akıllı biçimde değerlendirmeye ve elinden geldiği kadar çok puan toplamaya çalışacaksın. Kaderindeki bu sürprizleri tebessümle karşılayacak olgunluğa ulaşmanı görmek istiyorum. Dünya hayatı tamamen bir oyun ve bir eğlenceden ibarettir.
Onur BİLGE
“Uçurtma,
Kaptan uçurtma örneğiyle bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor. O bile bana seni hatırlatıyor. Seni uçurtma yapar gibi emek emek işlediğimi, özenle süslediğimi, sonra da göklerle saldığımı düşünüyorum. Bana hep uzaklardan bakmak düştüğü için hüznüme hüzün ekleniyor. Kederim katlanıyor.
Onur BİLGE
“Gençlik,
Gençlik demek sen demektin benim için. Benim için çok ama çok gerilerde kalmış bir zamandı. Seninse tenine sinmişti, avuçlarının içindeydi. Bilmem değerini biliyor muydun. Benim kaçmaca kovalamaca yaşadığım, rüzgâr gibi geçen en güzel çağımdı, doyamadığım!
Onur BİLGE
Nankör,
Antalya herkes için bir nimetti. Fakir kentiydi. Bu ilde ne yapılsa para eder, ne satılsa kâr getirirdi. Fakat her şeyde olduğu gibi bunun için de yapılacak olan işi iyi bilmek gerekirdi. At binenin, kılıç kuşananındır!
Onur BİLGE
“Sen,
Yine Kaptan’la buluşmak üzere sokağa çıktım. Sokakta mahallenin çocukları oynuyordu. Aralarında ikisi laf dalaşına girmiş, bağırıyorlardı. Yerlilerden olduğunu sandığım esmer, kara saçlı, oval yüzlü sekiz yaşlarında kadar olan kız:
Onur BİLGE
“Çıtır,
Melli Çarşı’sındaki küçük kahvehanenin önünde oturuyoruz. Şarampol’ün eski halinden bahsediyoruz. Buruk bir çay gelmiş, karbonat mı atılmış birazcık, nedir? Yudumluyoruz. Karşıda İş Bankası var. İkinci katındaki bir pencereden üstü önlüklü bir kadın işaret ediyor. Sağ elini yumruk yapmış, sağa sola sallıyor. Sol elinin üç parmağını göstererek bir şeyler anlatmaya çalışıyor.
Onur BİLGE
"Yarış Atı,
Kaptan benim sürekli senden bahsetmemden bıkmış olmalı. Dereden tepeden konu açıyor, ondan bundan bahsediyor, kendime dönmemi, halimi düşünmemi, senden bahsetmemi engelliyor. Her yakınışımda iyileşmeye yüz tutan yaramın kabuğunu kaldırdığımın farkında olduğu için hiç o taraflara uğramıyor. Arada ucundan bucağından maziye girecek olsam, hemen laf karıştırıyor. Geçmişi düşünmeme fırsat vermiyor.
Onur BİLGE
“Çekiç,
“Antalya, Akdeniz kıyılarının en güzel körfezdir. Denizi kucaklayabildiği kadar kucaklar. Sevgiyle sarar, bağrına basar!” diyor Kaptan. O bilmeyecek de ben mi bileceğim! Hayatı denizlerde geçmiş. Uğramadığı liman, ayak basmadığı kıyı kalmamış. Vaaza ara verdikçe doğup büyüdüğü yeri övüyor.




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra