Onur BİLGE
“Bebek,
Bu gece sabaha karşı, ezanla beraber Kaptan’a bir torun daha gelmiş. Bir kız bebek… Babaannesinin adını koymuşlar. Safiye… Aziz Onbaşına Fatma Ebe’yi çağırmışlar doğuma. Oğlu Faruk, gece yarısı yayan yapıldak koşmuş Şarampol’e! Uykusundan uyandırmış kadıncağızı. Neyse… Beş saat sonra almış bebeği.
Onur BİLGE
“Fırtına,
Hava kapalı ama güzeldi… Sepelese de fazla ıslatmıyordu. Çok az bir esinti vardı. Biraz belli ediyordu kış kendisini ama öyle çok üşütmüyordu. Tam istediğim gibi bir havaydı! Arayıp da bulamadığım…
Onur BİLGE
"Ahbap,
Dün sana, İskele ve deniz hakkında eski zamanlara ait bilgileri Kaptan’a sorup öğrenip de yazacağımdan bahsetmiştim ya… Bugün benim fakirhaneye geldi. Narla mandalina da getirmiş bahçesinden. Öğle sonuydu. Hava bol güneşli… Benim avluda oturduk, güneşlendik. Epey bir kaynattık, ordan burdan!
Onur BİLGE
“Put,
Düşünüyorum da… Belki kibrim yüzünden put edindim ben de seni. Çok da ihtiyaç duyduğum için değil… Evliydim. Eşim de evlatlarım da vardı. Sevme ihtiyacımı karşılamam için karım olmasaydı bile çocuklarım vardı. Seni severken de senin de beni sevmen ya da sevmemen şart değildi ki! Onlar da beni sevmeyebilirlerdi. Sevgi ille de ille karşılıklı olacak değildi ya! Zavallıları boş bir hayal uğruna bozuk para gibi harcadım. Onlar, Nil’i geçip İstanbul’a gittiler, ben alık balık gibi Aşkdeniz kumsalının cayır cayır yanan hüsran kumlarına gömüldüm kaldım!
Onur BİLGE
“En Sevgili,
Antalya caddeleri elden geçiyor. Taşlı tozlu sokaklar düzleniyor. Ara sokaklara bile beton yollar yapılıyor. Belediye Reisi Dr. Avni Tolunay, elinden geldiği kadar çalışıyor. En çok da yollara önem veriyor. Kurumuş ağaç gövdelerinden yapılma ve zamanla çürüyen elektrik direklerini söktürüyor, yerine beton direkler diktiriyor. Boyuna harç karılıyor beton dökülüyor. Onun için ona Beton Avni deniyor. Çok seviliyor.
Onur BİLGE
“İyi,
Leonardo da Vinci, Son Akşam Yemeği isimli tabloyu yapmaya başladı. Orada iyiyi ve kötüyü, çok güzel yüzlü ve çok çirkin yüzlü iki genci model olarak kullanması gerekiyordu. Bir gün bir konserde, korodakilerden birinin Hz. İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Poz vermesini rica ederek onu atölyesine davet etti. En uygun duruş ve ifadeyi buluncaya kadar defalarca o gencin resmini çizdi. Birçok taslak ve eskizden sonra onu resmetmeyi başardı.
Onur BİLGE
“İskele Perisi,
"Türk Ordusu İzmir’e girince Antalya’da ne kadar Rum varsa, can korkusundan İskele’den kaçmaya kalktılar. Ancak sık sık kalkan gemi bulmak zordu. Yunanistan’a gitmek için epey beklediler. Beş binden fazla Rum, eşyalarını, evlerini barklarını, arsalarını tarlalarını bırakıp, yükte hafif, pahada ağır neleri varsa yanlarına alarak 18 Ekim 1922’de Antalya İskelesine gelen Amerikan ve Yunan gemileriyle kaçtılar. 1924’e kadar evleri boş kaldı. Bu arada Kaleiçi’nde yangın çıktı. O evler de dahil olmak üzere çok ev yandı. Onun için gelen mübadillere ev temin edilmesi mesele oldu. Çoğu aylarca açıkta kaldılar.
Onur BİLGE
“Ruhum,
Zamansız uyudum uyandım. Aniden gelen bir uykuydu. Akşam yemeğinden sonra şekerleme yaparken dalıp gitmişim. Güneş de uyuyor ama mehtap uyanık… Kürekleri aheste çekmeye gerek yok.
Onur BİLGE
“Hüzün Gülü,
Yalnızlık nasıl yer bitirir, nasıl boğar insanı! Bir başına kaldığında anlarsın beni. Kendinle arkadaşlık etmeye başlarsın. İçindeki biriyle…
Onur BİLGE
“Damla,
“Geldim, geliyorum! ..” diye bağırıyordu kış. Nihayet teşrif etti zatıalileri gümbür gümbür!..




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra