Onur Bilge Şiirleri - Şair Onur Bilge

Onur Bilge

Onur BİLGE

Başı karlı mor Beydağları... Baharda, Toroslar’ın yanaklarından akan gözyaşlarıyla sulanır, Antalya Ovası... Öyle içten ağlar ki güneşe sevdalı sıradağlar, yataklarında çağıl çağıl çağıldar sular, hatta bazen sel basar tarlaları, yolları! Öyle bir coşkuyla sunar ki göklerden aldığı rahmeti, bereketi iner ekilenlere dikilenlere, yürür ağaçlara dallara, çiçeklere yapraklara. Kayalardan kurtararak yakasını, pınar olur akar da akar kırk gözesinden yerin; derin bir göl haline gelir, Kırkgöz’de. Önce gölleşir, bekleşir biraz; sonra kol kol ayrılır, dört bir yana dağılır, gürül gürül akar, çay çay, arık arık... Düden’de çavlan halini alır. O kadar güzel akar ki çağlayarak, görenler hayran olur, bakakalır! Yedi Arıklar olur, Meydan tarafında. Ürüne verimdir, meyvelere tat... Kat kat hâsılat, kasalara; kasa kasa lezzet, keselere bereket...

Aşağılara koymamış Yaratan! Kırk metre yukarıda yaratmış. Dünyanın en güzel falezlerinin üstüne yerleştirmiş. Oyuk oyuk işletmiş. Deniz, yüzyıllar boyu dalgalarla döve döve oymuş. Yeryüzünde rastlanmaz bir eşine! Şimdi seyretmekte, şaheserini ve rötuşlarla devam etmekte işine... Bir sanatkârın, eser vermekten ve geçip karşısına kıvançla seyretmekten başka işi ne?

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Antalya, sadece Türkiye’nin değil; deniz, güneş, tarih ve doğanın, büyülü bir uyumla bütünleştiği, Akdenizin altı yüz otuz metrelik en güzel, en temiz, kıyısına; antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, dantel gibi koylar, kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsularla muhteşem bir güzelliğe sahip olduğu için ‘Türk Rivierası’ adını almış olan dünyanın en güzel ilidir.

Güneyinde Akdeniz, doğusunda İçel, Karaman ve Konya, kuzeyinde Isparta ve Burdur, batısında ise Muğla illeriyle çevrelenmiş; yüzölçümü, yirmi bin sekiz yüz on beş kilometrekare olan, nüfusu hızla artan bir kenttir.

Devamını Oku
Onur Bilge

0273 - El KUDDÜS
Onur BİLGE
Cumartesi günü öğleyin buluşacaktık. Bir yağmur bastırdı, evden çıkamadım. Saat on birden on üçe kadar, gökte ne varsa yere indi! Sicim gibi yağdı, her yeri kamçıladı, temizledi. Çoktandır böyle yağmamıştı. Her taraf toz içindeydi. Fabrika bacaları başta olmak üzere, arabalardan ve sobalardan çıkan dumanlar, şehrin dokusuna sinmişti. Ağaçların yapraklarının gerçek renkleri seçilemez olmuştu.
Pencereden baktım. Her yer gülüyor, ışıl ışıl ışıldıyordu. Yağmurun ardından, rüzgâr çıktı. Yani kocaman bir fön makinesi çalışmaya, binaların yüzlerini, ağaçların saçlarını kurutmaya başladı.
Yağmur durdu ya, rüzgâra dünden razıydım. Sıkıca giyinip çıktım. İki adım ben atıyordum, bir adım da o itiyordu. Zaten rüzgâr esse düşecek kadar zayıf derler ya öyleydim. Saç baş darmadağın, Virane’ye ulaştım. Kapıyı bırakır bırakmaz, ‘Drank! ..! diye kapandı. Sanki harap bina, temelinden sarsıldı! Bahçe kapısı aralıkmış, nereden bileyim? Girişte oturup, ders çalışanlardan boş bulunanlar sıçradı! Gelişim muhteşem oldu, yani.
Rüzgâr, bulutları hızla aralamıştı. İyice dağıtmaya başlamıştı. Kısa sürede yok edeceğe benziyordu. Arkadaşların yarısı gelmişti. Diğerleri gelinceye kadar havanın açacağını umuyorduk. Duygu, çay servisi yapıyordu. Ahmet tost yapıyordu. Öğle yemeklerini yine tostla geçiştireceklerdi. Aralarında bunu bulduklarına şükredenler vardı. Garibanlardan biri Ahmet’e yardım ediyor; sucuk, peynir ve yağ kokuları, çay kokusuna karıştıkça acıkanların ağzı sulanıyordu. Çok geç kahvaltı etmiştim ama onların iştah uyandıran konuşmaları, beni de özendirdi. Bir çay da ben alıp kaşarlı tostumu beklemeye başladım.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Viranede, değişik bir pazardı. Hava bir yağıyor, bir açıyordu... Bir bahçeye çıkıyor, bir içeriye kaçıyorduk. İçerisi karanlıktı. Rutubet kokuyordu. O koku, asırlık binanın iliğine kemiğine işlemişti. Tahtalar kararmış, çürümeye yüz tutmuştu. Kiremitler ve duvarlar ıslandıkça nem alıyor, binanın kokusu genzi yakacak kadar belirginleşiyordu. Doğrusu, hiç birimiz içerde oturmak istemiyorduk. Hava açılır açılmaz, canımızı dışarıya atıyorduk.

Bir süre Ahmet’le Duygu’nun kuşu Çiçek’le ilgilendik. “Çiçek, öpücük, cici cici, aşkım, hoş geldin! ” gibi bazı kelimeleri öğrenmişti. Yarım yamalak söylüyor, ıslığa cevap veriyor, kapı zilini taklit ediyordu. Bu muhabbet kuşlarının seslere karşı ne kadar duyarlı bir kulakları var! Pek çok sesi taklit ediyor, bazı şarkılara iştirak ediyorlar. Bizim tek ses olarak algılayabildiğimiz notaları pek çok ses olarak algılayıp hafızalarına kaydedebiliyorlar.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Işıl, hâlâ kaldığı yerdeydi. Yanındakilerle fısıldaşıp duruyor, dediğinde ısrar ediyordu. Bir sağındaki İhsan’a, bir solundaki Orçun’a laf yetiştiriyordu. Sonunda dayanamamış olacak ki patladı:

“Mahir! Sen öyle diyorsun ama bize küçüklüğümüzden beri, Besmelenin anlamındaki o iki sıfat hakkında, ‘Esirgeyen ve Bağışlan’ dediler. Kitaplar da öyle yazıyor. Değil mi arkadaşlar? Bu kadar yerde birden yanlışlık olur mu? Kur’an Meallerinde bile...”

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Yeşil Çay Bahçesi’nde üç masayı birleştirdik. Oturup dinlendik, sohbet etmeye başladık. Her sohbetimizde, hangi yoldan gidersek gidelim, yolumuz yaratılışa veya ölüme, dolayısıyla Allah’a varıyor. Yine söz döndü dolaştı, ölüme dayandı. O sırada İsmail, her şeye inandığını, yalnız tekrar diriltilmeye inanamadığını, bu olaya aklının bir türlü yatmadığını söyledi. Mahir:

“Allah, her şeye kadirdir. Seni yoktan var eden, varlığın gibi bir varlık halinde tekrar yaratmaya güç yetiremez mi? ” dedi. O, hemen itiraz etmeye kalktı.

Devamını Oku
Onur Bilge

Kırdım kafiyeyi heceyi artık
Altı beş on biri sana bıraktım
Sabrettim buldum ben neşeyi artık
On bir mezar taşı sona bıraktım

On birinci ayın on birindeydi

Devamını Oku
Onur Bilge

Hayalin utanır bakmaz yüzüme
Kör karanlıklara savrulurum ben
Arada ışığın vurur gözüme
Yangın alevlenir kavrulurum ben

Devamını Oku
Onur Bilge

Gün var yıldan üstün yıl var gün değil
Koşmak arzulara hedefe varış
Mutlu olmalıydık biz üzgün değil
Sonsuzluğa doğru duraksız yarış

An var ömre bedel ömür an gibi

Devamını Oku
Onur Bilge

İlim tezgâhında çözgüdür soru
İlmek ilmek gelir cevaplar dile
Zeki insanlara özgüdür zoru
Yazuk yer değişir sevaplar ile

Devamını Oku