Onur BİLGE
Sonsuzluktan geldik, sonsuzluğa gideceğiz. Sınırlı varlıklar olduğumuz, sonsuzluğun ne anlama geldiğini ayarı kısılmıs duyularımızla algılamakta aciz kalmış olsak da ebediyete intikal edecek ve sınırsızlığın ne demek olduğunu yaşayarak öğreneceğiz. Duvarın berisine geçmeden buranın nasıl bir yer olduğunu bilmediğimiz, bilmenin bile bilincinde olmadığımız gibi duvarın ötesine geçecek ve ebediyeti yaşayarak, kavrayacağız.
Bumerangın geri dönüşü gibi Allah’a döneceğiz. İlk hızı verenin sonsuz gücünden bahşettiği güçle güçlenerek çıktığımız yokuşu güç kaybederek inip, tamamını teslim ettikten sonra geri alarak, o Yüce Güç’ün huzurunda hesap vermek için ayağa kalkacağız. Dizlerimiz tutar mı o anda? Dilimiz döner mi? Çok merak ettiğimiz O/Nur’u görmek için gözkapaklarımızı kaldırabilir miyiz?
Onur BİLGE
Erkek arkadaşlarımdan biri Müslüman olduğunu söylüyor, Allah’a ve Resulüne inanıyor, meleklere inanmıyordu. Oysa meleklere iman, Peygamberlere imandan önce geliyordu. Meleklere inanmayan için Efendimize inanmak söz konusu olamazdı. Peygamber olmak için emaneti teslim alması gerekiyordu ki bu doğrudan değil, melek aracılığıyla olmuştu.
Kur’an’a inanması da mümkün değildi. Melek yoksa o da yok demekti. O yoksa içindekiler de yok demekti ki o zaman ortada din diye bir şey kalmazdı.
Onur BİLGE
Havada ve karada yapılmakta olan savaş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin ikinci kez ateşkes çağrısında bulunması üzerine, Kıbrıs Barış Harekâtı sona erdi. Rahat bir nefes aldık.
Hafta sonu tatili iki güne çıktı ya, bu cumartesi de Virane doldu taştı, bize oturacak yer kalmadı. Boşalan tenekelerin üstüne minderler, kitaplar koyarak oturduk. Duygu ile Ahmet servise yetişemiyor. Neşe onlara yardım ediyor. Öğle zamanları böyle oluyor. Tost kokuları, rutubet ve çay kokusunu bastırıyor.
Onur BİLGE
Onlar dürüst davranmak istediler ama olmadı. Burada düşünce, örf adet çok farklı… Oralara benzemez. Nasılsa kabul edilmeyecekti. Kabul edilse de hayat boyu baş kakıncı olacaktı. İlerde olacakların baştan olması daha iyi oldu.
Tatil için gelmişti. Evlenme arzusuyla değil… Hakkında alınan karara uydu, denilenleri yaptı. Karşısına topuğuna çıkmayacak birisi çıktı. Kaderine razı oldu. Sevmedi. Sevecek kadar vakti olmadı. Aslında neye uğradığını anlayamadı!
Onur BİLGE
Kırkgöz’e veda edip, eski yoldan Yeniköy’e doğru yola çıktık. Arkamızdan nilüferler bakakaldı. Yol boyunca reklam levhaları vardı, çocukluğumda. Lüzum kalmamış artık onlara. Tatar arabalarına, kağnılara, etrafta sürü güden çobanlara bile rastlanırdı. Yeniköy’de bir tek apartmanımsı bina vardı. Birkaç tane daha yapılmış. Biraz daha bayındır hale gelmiş.
Eski adı Karabayır’dı, Yeşilbayır olmuş, ondan sonraki yerleşim bölgesinin adı. Varlığıyla yokluğu farksız. Yalnızlığına terk edilmiş, kimsesiz, bakımsız, ıssız...
Onur BİLGE
Geldiğimizi haber alan komşular, od ocak hazır değildir, diye eve yemek taşımaya başladılar. Antalya’nın kendine özgü yemekleri vardır. Saç kavurması, kulaklı çorba, Antalya piyazı, çökelekli biber dolması, kölle, arapaşı, hibeş, domates civesi, tandır kebabı gibi... Karpuz, patlıcan, bergamut ve turunç reçelleri meşhurdur. Babam tandır kebabına bayılır! Ne kadar canı çekmiş! Hemen telefon etti, Kebapçılar Çarşısı’na. Bir de kelle söyledi. Onları yiyecektik. Akşama doğru, mutfakta yemek koyacak yer kalmadı. O gün ne pişirdiyse herkes birer tabak getirip, pencereden uzatmış, annem her ne kadar:
“Kim yiyecek bu kadar yemeği! Yeter Allah aşkına! Sağ olun! ” dediyse de ısrar etmişler, kabul etmiş ama onları da davet etmiş.
………………………. Sen beni yok etmedin
………………………..Yok edemezsin!
………………………..Ne beni ne de şiirlerimi…
………………………..Bilesin!
Dağlar acımasız gaddar ve yaşlı
Felç olmuş yatarlar boylu boyunca
Surat tam bir karış ters çatık kaşlı
Yatışırlar sakin bir ses duyunca
Müzmin sevdaları yaşları kadar
Ele dokunmak marifet değil güzelim
İş gönle dokunabilmekte
Pistlerde dansetmek de iş değil
İş
Gönlün en gizli
En dar yerinde
Unutabilseydim ben unuturdum
Yılları toprağa verir miydim hiç
Tek noktaya baktım tek hayal kurdum
On yıl inzivada erir miydim hiç
Nasıl sevinirdim gördüğüm zaman




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra