Onur Bilge Şiirleri - Şair Onur Bilge

Onur Bilge

O da beni sever, herkesten fazla
Sevgi karşılıklı, yetinmem azla.
Bir adım gelene,koşarak gider
O’na kavuşulmaz, hep itirazla.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Yaşlı teyzeyi ziyarete gittiğimde, mutfakta oturduğunu gördüm. Orası oda kadar genişti. İki sedir, bir buzdolabı… Ortada bir gaz sobası… Pencere kenarındaki sedirin ucunda büyük bir televizyon vardı. Yerdeki halının üstünde boş bir biberon duruyordu. Oraya fırlatılmış olduğu belliydi. Onun yerde ne işi olabilirdi? Ucu ağza girmiyor mu! “Çocuk atmıştır.” diye düşündüm.

Üstüne televizyon konmuş olan sedirde, bir buçuk yaşlarında bir çocuk oturuyordu. Etrafı oyuncak doluydu. Beni de o mutfağa aldılar. Diğer sedirin ucuna iliştim. Çocukla aramıza da anneannesi oturdu.

Devamını Oku
Onur Bilge

Yazamıyorum Eren, Sevgili büyük! ..
Dağ gibi, yüreğime yığılı bu yük! ..
Hani bende şu ilim, kalemim çürük!
O, kâinata sığmaz, bense küçücük! ..

Devamını Oku
Onur Bilge

Eziyet etse de, Yâr’dan geçilmez
Bir tek Sevgili var, başka seçilmez!
Sevgisi gönülde; her yer bir cennet
İçinde O yoksa, cennet çekilmez!

Devamını Oku
Onur Bilge

Mutlu olabilmek ayrı bir sanat
Tüm sorunlar dizi dizi bekliyor
Bütün safraları düşünceden at
Bin bir ayak bir tek izi bekliyor

Kanatsız kuş uçmaz kanat et beni

Devamını Oku
Onur Bilge

Yollar sana
Yollar sana
Yollar Sana yollar Sana

Devamını Oku
Onur Bilge

Ne bayram ne düğündür
Ne yarındır ne dündür
İki yok arasında
Var diye gördüğündür

Yarın gelmeyecekse

Devamını Oku
Onur Bilge

Ben her gün bu sokaktan defalarca geçerim
Anıların içinden hayalini seçerim
Ne senden ümit keser, ne de senden geçerim
Benden mi kaçıyorsun? Nerde saklanıyorsun?

Sanki yıllardan sonra senden haber almışım

Devamını Oku
Onur Bilge

Bir fırtına esti ona muhtaçtım
Rüzgâr buz tutar mı dondan bilmem ki
Kasırgaya döndü şerrinden kaçtım
Başıma ne gelir ondan bilmem ki

Nefesi sırtımda ürperiyorum

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Ben bir dülgerim. Duvarlar örerim harflerden. Bakışlarım mekik dokur, ekranla klavye arasında. Antalya’nın tam ortasında, çarşı içinde bir evin birinci katında, kapıdan girince ilk dar ve uzunca odada, bir ranzanın alt katında duvarlarını örerim Ülkemin geleceğinin. Gecem gündüzüme girmiş, günlerim birbirine… Aylardan nedir? Günlerden ne? Ayın kaçını göstermekte takvimler?

İşlek bir cadde üzerinde… Olan iki pencerem de gürültüye sımsıkı kapalı, panjurlar inik, koyu kahve perdeler çekik… Aşağıda mağazalar, dükkânlar, karşımda okul… Kimler gelir gider oralara? Kimler geçer kaldırımlardan?

Devamını Oku