Onur Bilge Şiirleri - Şair Onur Bilge

Onur Bilge

Onur BİLGE

Gün olur, bir hengâme caddeler, sokaklar boyunca! Yapraklar kıpır kıpır, kuşlar cıvıl cıvıl! Rüzgâr hafif veya şiddetli fakat sürekli esmektedir. Karıncalar zeminde biteviye yürümekte, ağaçlar özgürce boy atmakta, dallar dört bir yana uzamaktadır. Yeni yapraklar çıkmakta, hissetsek de hissetmese de tomurcuklar oluşmakta, çiçekler açmaktadır. Bir taraftan sona ermekte olsa da hayat bir yandan alabildiğine fışkırmaktadır.

Yaz kış, doğada bir hareket bir iş bir oluş, bir yok oluş tükeniş… İç içedir fiiller. Fail’ini düşündürse de düşündürmese de muazzam bir düzen kurulmuş, tıkır tıkır işlemektedir. Bazen tıkır tıkır, bazen şıkır şıkır, bazen hışır hışır, bazen vızır vızır… Sıcak yaz günlerinde cıvıl cıvıl da olmaktadır. Sessizce yol alanlar da vardır, duyamadığımız sesler de…

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Yapayalnız derinlere daldığımda, elime hep sünger geliyordu. Ne deneyimim vardı, ne köklü bilgim… Bu işin de bir tekniği vardı, mutlaka. Bir de teçhizatı… Her türlü tehlikeye karşı tedbirli olmak gerekiyordu. Sığ sularda inci olmuyordu. Bir başına dalıp derin denizlerde vurgun yemeden inci toplamak çok zordu. Nihayet oldu. Hem sadık arkadaşlar hem de gömüyü bulduk. O kadar çok istiridye vardı ki! Herkese yeterdi. Bazılarına kolayca ulaşılıveriyordu, bazıları vakumluydu, açılmıyordu. Dalıp dalıp çıkarıyor, ortaya yığıyorduk.

Her şeyin bir zamanı ve usulü vardı. Her işin ustası… Hangisinin ne zaman ve ne şekilde açılması gerektiğini uzmanı biliyordu. Çok soru soruluyor, her konu işlenmiyor, bazıları erteleniyordu. İri ve değerli inciler sonraya kalıyordu.

Devamını Oku
Onur Bilge

Kara gün kararıp kalmaz güneş var
Gönüller buz tutmuş olsun ateş var
Kimse yalnız değil eş var kardeş var
Sorunun çözümü bulunur bir gün

'Her derdin vardır bir çaresi' derdin

Devamını Oku
Onur Bilge

Gel seninle çılgın gibi koşalım
Gören deli desin aldırmayalım
Haydi dans edelim haydi coşalım
Şikâyeti arşa kaldırmayalım

Aşkı bulduğumuz yerde yaşayıp

Devamını Oku
Onur Bilge

Kim bulursa beni bana getirsin
Sende kaybolmuşum ben neredeyim
Kim görürse beni bende bitirsin
İçime bakan kör penceredeyim
Sen açmazlardasın ben çaredeyim

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Define, Makro Paşa gibi sorunu olanların her birini dinlemekten ve aklı yettiğince çözüm üretmek gayesiyle çok konuşmaktan yorulduğunda uzun uzun susar. Bir araya geldiğinde, anlatılan bir şeyler varsa bazen anladığını bildirircesine bazen de tasdik edercesine kafa sallayarak dikkatle dinler.

Çok konuştuğu zannedilirse de çok susan biridir. Yalnız kalışlarındaki suskun zamanlarında, derin derin düşündüğü zannedilir. Görünüşte televizyon seyrediyordur. Aslında ya maziyi tekrarlamakta ya da hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini bildiği halde geleceğe dair hayaller kurmaktadır. Öyle yaptığını, zaman zaman ne düşündüğünü sorduğumuzda, boş bulunarak neler kurmakta olduğunu uzun uzun anlatmaktan ayrı bir zevk aldığını hissettiğim için gayet iyi biliyorum. Hatta en büyük hayalinin çok zengin olmak olduğundan da eminim.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Viraneye sadece öğrenciler değil, başı darda olan herkes geliyordu. Aralarında hali vakti yerinde olan insanlar da vardı. Define, içinde bulunduğu durumu kabullenmek zorunda olduğu için yoksulluğundan memnunmuş gibi yaparak mutluluk oyunu mu oynuyordu? Galiba öyleydi. Çünkü zaman zaman hayaller kuruyor, onları aktarırken adeta dünyadan kopuyor, ağzı kulaklarına varıyor, gözlerinin içi gülüyordu.

Sadece yazları beraber olduğumuz İpek, Almanya’da okuyordu. Esmer, uzun boylu, upuzun düz koyu kahve saçlı, ortodonti tedavisi ile çene kemiği düzeltilmiş, dişleri muntazam hale getirilmiş iri siyah gözlü, mütenasip vücutlu güzel bir kızdı. Balkabağı gibi sürekli gülümsemesi, ilk tanıdığımızda bizde aptal olduğu zannı uyandırmıştı. Dilimizi unutmaya başladığından mı gerçekten anlayış kıtlığından mı esprilere neden sonra tepki veriyor, yanlış anlaşılabileceğini düşünmeden, kendisiyle ilgili her şeyi açık kalplilikle anlatıyor, en çok da yalnızlıktan yakınıyordu. O konuşmaya başladığında, arkadaşlar arasında bir dalgalanma başlıyor, gülüşmeler oluyordu. Erkek arkadaşlar aralarında kaynatıyorlardı ama Define yaşlı olduğu için rahatça şaka yapıyor, çizdiği tablolarla onu ve hepimizi güldürüyor, belki de düşlediklerini yaşayarak bir nebze de olsa sanal bir mutluluk hissederek tatmin oluyordu. Ne kadar yaşlı, dindar ve aklı başında olursa olsun, o da nefis taşıyordu. Hayalini kurabildiğine göre bilinçaltında benzer arzular olsa gerekti. Özellikle ona çok takılıyor, anlayışına sığınarak açıldıkça açılıyordu.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Bu pazar Virane’ye erkenden gitmeye karar verdik. Orçun, ben ve Neşe… Bizim takım yani… Orada Ahmet ve Duygu da var. Bir de sabah kahvaltılarımız var, bu kadroyla. Biz bize olunca, sohbet çok farklı! Çayın aroması, kızarmış tereyağlı ekmeklerle beyaz peynirin lezzeti bambaşka… Hiçbir yerde o güzelliği yakalamak mümkün değil! Bu aralar, bir demet de maydanoz oluyor soframızda. Salatalık, domates falan… Bazen katmer, börek, pişi bile oluyor. Duygu sağ olsun! Arada helva karar, lokma döker. Ne yapsa tadından yenmez! Aslında, çay kahve bahane… En güzeli, bir arada olmak ve Define’yi yakalamışken konuşturmak…

Sık sık: “Allah Kerim! ” der, dede. Ne dersek diyelim, geleceğe dair: “Allah Kerim! ” der. O öyle der, ben de Allah Büyük! ” derim. Aynı şeyi söyleriz. Sözlerimiz farklı… Biliriz ki Allah, her şeyi işitir, görür, bilir, yarattıklarının her ihtiyacından haberdardır ve gidermeye muktedirdir. Hiçbir şey O’na ağır gelmez. Hiçbir iş O’nun için zor değildir. Olması gerekenin nasıl olacağının kararını da bize bırakmaz. Fakat yine de biz uğraşır, elimizden geleni yapmaya çalışırız. Zorlukları yaratan da O’dur, karşımıza çıkaran, aşmamızı isteyen de… Önümüzü açacak, yolumuzu kolaylaştıracak olan da O’dur. Güçlükler, sığınma ve teslimiyetle kolaylaşır.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Sen hiç yalnız kaldın mı? Nasıldır, bilir misin, yalnızlık? Ne denli kaybeder insan, kendini! Nasıl arar, candan bir dost sesini, nefesini! Neyi var neyi yoksa nasıl aktarır, ona! Neler feda eder, uğruna! Neler harcar, neler... Bir can yoldaşlığına!

Hücre hapsine alışık bir insan, alışır yalnızlığına. Bağrına basar olur, onu. Pranga mahkûmunu çözseler de koşamaz. O zaman yürüdüğü gibi yürür, yine de. Bir hamalın, yükünü bıraktığı zamanlarda da kambur yürüdüğü gibi... Omuzlar önde, kollar sarkık, bitkin ve canından bezgin bir yüz ifadesiyle...

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Yaşatmak isterdim onu, son zamanlarında. O ana kadar hiç yaşamadığı kadar mutlu, huzur içinde... Hayatına hayat katmak elimde olabilseydi. Yaşaması için ölümüm dahi gerekseydi! ..

“Sahil kasabalarının birinde, ağaçlar içinde kaybolmuş bir köy evinde yaşatmak isterdim seni. Ahşap, harap, tek odalı bir de... Alabildiğine çiçekli, sınırsız bir bahçe içinde; harımsız, hudutsuz... Önünde bir göl olmalı veya bir çay, bir arık, belki de... Şırıl şırıl akmalı, biteviye. Her iki yanı ve arkası ağaçlık, koruluk ya da orman... Kuş sesleri mi istersin o zaman, cıvıl cıvıl; su sesi mi dersin? Şarkılar mı dinlersin, şöyle eskilerden? Sevda şiirleri mi? Yağmurun kiremitlerdeki tıkırtısını mı, oluklardaki şakırtısını mı yeğlersin? Ya da olabildiğince sessizlik... Ne dersin, amca?

Devamını Oku