Felekten bir gün çalmak istedim,
Bana hırsız demeye kalktılar,
Gerçek hırsızları gösterdim,
Çok tahammülsüzsün dediler.
Önder Karaçay
Dünyanın batısı ile doğusu arasında
Tek köprüsün,
Denizlerin içinde incisin aşkım.
Gönlümüz seninle kaplı,
Seninle kim başa çıkabilir ki bizden başka.
Doğruyu eğrinin üzerine koyduk,
Eğri doğruldu
Boğucu bir görgüsüzlüktü,
Köşe dönme zihniyeti
Kasımın hüznü var içimde..
Şehrin üzerini
Yağmursuz gri bulutlar örtmüş,
Göğün imbiğinden karamsarlık akıyor
Yapraklarından arınmış ağaçlara dokunuyorum,
İlk kez bir kelimenin içini tam dolduramadan,
Yarım bir dil ucuyla duramadım arkasında
Bu bayram kimseye ‘İyi Bayramlar’ diyemedim!
Babasız bir çocuk çıkıp bana
Bu bayramın neyin bayramı?
Sorar ve cevapsız kalırım diye korktum
Öküz altında buzağı arayanlar,
Öküzün cinsiyetini soruyorlar.
İlişkilendirmekte üzerine toz kondurmayanlar,
İlle de her konunun cıcığını çıkarıyorlar.
Aylak terk edilmişliklere
Huysuz kendini beğenmiş egolara
Baktığımızda birbirimizi görebileceğimiz
Bir mesafede
İnsani bir yalnızlığa ihtiyacımız var
Yara sadece insan derisinde,
Ruhunda ve yüreğinde açılmaz...
Yeryüzünün kabukları da yaralarla doludur
İlerleme adında vahşiliğin izleriyle
Yaralar açılmakla ve acımakla kalmaz.
Çerçeveye almışlardı resmin işe yarar bir bölümünü, algı ancak oradan yürüyebilirdi.
Algı üreterek yansıtılmak isteneni kadraj netleştirebilirdi.
Kadraja girmek her zaman iyi miydi?
Neye konu edildiğine bağlı, dijital terör nasıl isterse öyle uygun görüyordu.
İki lafın belini kıracağız,
İçimizde kalan kelimeler çığ gibi büyüdü..
Yaz saatiyle kışı geçiriyoruz karanlık kararlılığın süresi uzadı
Gölgemiz bile yalnız bıraktı bizi biz bize tek renk karanlık kaldı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!