İlk kez bir kelimenin içini tam dolduramadan,
Yarım bir dil ucuyla duramadım arkasında
Bu bayram kimseye ‘İyi Bayramlar’ diyemedim!
Babasız bir çocuk çıkıp bana
Bu bayramın neyin bayramı?
Sorar ve cevapsız kalırım diye korktum
Öküz altında buzağı arayanlar,
Öküzün cinsiyetini soruyorlar.
İlişkilendirmekte üzerine toz kondurmayanlar,
İlle de her konunun cıcığını çıkarıyorlar.
Aylak terk edilmişliklere
Huysuz kendini beğenmiş egolara
Baktığımızda birbirimizi görebileceğimiz
Bir mesafede
İnsani bir yalnızlığa ihtiyacımız var
Yara sadece insan derisinde,
Ruhunda ve yüreğinde açılmaz...
Yeryüzünün kabukları da yaralarla doludur
İlerleme adında vahşiliğin izleriyle
Yaralar açılmakla ve acımakla kalmaz.
Çerçeveye almışlardı resmin işe yarar bir bölümünü, algı ancak oradan yürüyebilirdi.
Algı üreterek yansıtılmak isteneni kadraj netleştirebilirdi.
Kadraja girmek her zaman iyi miydi?
Neye konu edildiğine bağlı, dijital terör nasıl isterse öyle uygun görüyordu.
İki lafın belini kıracağız,
İçimizde kalan kelimeler çığ gibi büyüdü..
Yaz saatiyle kışı geçiriyoruz karanlık kararlılığın süresi uzadı
Gölgemiz bile yalnız bıraktı bizi biz bize tek renk karanlık kaldı
Ne anlatır hayatın zaman sahnesi insana
Gün gelir yaşadıkları yalanmış gibi hisse kapılır
Geride kalan aşkının yalnızlığına sarılır
Belki biraz içini üşütür insanın..
Geride acı veren anılar kalır
Hayat ne kadar kısa
Bu kısa hayatta unutmak ne uzun sürüyor,
Mesafeyi kısaltmak adına kedere ve neşeye,
Ne karıştırsam da unutsam diye düşünüyor
İnsan çaresizliğine
Bazı insanlar geçmiş tarihin insanlık adına,
Bir özeti gibidir.
Bazı insanlarda niyeti için geçmişi unutturan,
Örtü misali insanları körleştirmek adına,
Göz eti gibidir.
Kendi ayaklarımızın üstünde
Durduğumuzu sanıyorduk
Hayatın zalimin elindeyse,
Hayallerinde yoksun
Biri sırtına basıyor, birinin sırtına basıyorsan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!