Kasımın hüznü var içimde..
Şehrin üzerini
Yağmursuz gri bulutlar örtmüş,
Göğün imbiğinden karamsarlık akıyor
Yapraklarından arınmış ağaçlara dokunuyorum,
Kendi ayaklarımızın üstünde
Durduğumuzu sanıyorduk
Hayatın zalimin elindeyse,
Hayallerinde yoksun
Biri sırtına basıyor, birinin sırtına basıyorsan,
Hayat ne kadar kısa
Bu kısa hayatta unutmak ne uzun sürüyor,
Mesafeyi kısaltmak adına kedere ve neşeye,
Ne karıştırsam da unutsam diye düşünüyor
İnsan çaresizliğine
Bazı insanlar geçmiş tarihin insanlık adına,
Bir özeti gibidir.
Bazı insanlarda niyeti için geçmişi unutturan,
Örtü misali insanları körleştirmek adına,
Göz eti gibidir.
Hayatta görünmeyeni, görülemeyenleri anlamaya çalışırken,
Bize birileri; görünenleri gösterip görünmeyenlerle oyaladı.
Yuvarlağın köşesini aradık
İnsan hayata adım attığında,
Doğruyu eğrinin üzerine koyduk,
Eğri doğruldu
Boğucu bir görgüsüzlüktü,
Köşe dönme zihniyeti
Dünyanın batısı ile doğusu arasında
Tek köprüsün,
Denizlerin içinde incisin aşkım.
Gönlümüz seninle kaplı,
Seninle kim başa çıkabilir ki bizden başka.
Yara sadece insan derisinde,
Ruhunda ve yüreğinde açılmaz...
Yeryüzünün kabukları da yaralarla doludur
İlerleme adında vahşiliğin izleriyle
Yaralar açılmakla ve acımakla kalmaz.
İlk kez bir kelimenin içini tam dolduramadan,
Yarım bir dil ucuyla duramadım arkasında
Bu bayram kimseye ‘İyi Bayramlar’ diyemedim!
Babasız bir çocuk çıkıp bana
Bu bayramın neyin bayramı?
Sorar ve cevapsız kalırım diye korktum
Çerçeveye almışlardı resmin işe yarar bir bölümünü, algı ancak oradan yürüyebilirdi.
Algı üreterek yansıtılmak isteneni kadraj netleştirebilirdi.
Kadraja girmek her zaman iyi miydi?
Neye konu edildiğine bağlı, dijital terör nasıl isterse öyle uygun görüyordu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!