Kaygan taşlar gibi,
Zaman aşındırıyor bizi
Yatak değiştiren sular benzeri,
İnsanda mekandan mekana akıyor,
Ferahlığı tebdil-i mekanda arıyor.
Ürkütücü acayipliklerin dahli olanlar,
Savaş nidası ‘Tekbiri’ şiddetin şifresi yaptılar.
Her daim saldırganlık yolunda bir zindelik,
Ezen mağrurlar karşısında olması gerekirken,
Ezenlerin diline dolandı tekbir.
Dile sığmıyor sözler
Aynı kumaştan dokunmuş
Atacağım taşlar
Kusursuzdu fırıldaklar
Şeytanı kötülüklerle aklıyor
Sen hep konuştuklarımı duyuyorsun,
Ya sustuklarım
İçinden geçenleri dışından geçenlere göstermek,
Ne kadar zor
Bir yazan bilir, birde susmasını bilen...
Bahar her sabah göklerden gelen paslı seslerin,
Gıcırtısı ile dalardı kulaklarımıza
Yüzlerce çelik ağızlı makaslar kesiyordu,
Göklerin mavisini
Havada cehennem gibi bir gürültü şakırdıyordu
Aşklar sesli başlar,
Sessizce biter.
Kaç yürek ötemdesin,
Hiç bu kadar uzağımda olmadın.
Hayatında ne yaşıyorsa insan,
Genelde kendi seçimidir.
Kendi seçimi olmayan yaşadıkları,
İnsan yüreğinde eğer
Bir dayatmaya dönüşmüşse yaradır.
Deniz dinlendiği zamanlarda sahildeki kayalıklar nefes alır.
Yalnızlık büyük bir kalabalığın hazırlığıdır.
Satırların arasında hep tedirginlik dolaştırır her koşuk
Çünkü kaygıdır yır
Okur olmak meraklı ve haz dolu bir bekleyişi tercih etmektir.
Hayatta ciddiyeti
Bir tek ölüm bozar.
Toprağın altı da üstü gibi,
Kendini vazgeçilmez sananlarla doludur,
Benzerliği her iki tarafta olanların
Üzerimize doğru geliyordu dünya,
Kendini mahmuzlayanların intikamıydı bu.
Akıl ve vicdan insana
Geçmişi anımsasın, geleceği kurgulasın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!