Çerçeveye almışlardı resmin işe yarar bir bölümünü, algı ancak oradan yürüyebilirdi.
Algı üreterek yansıtılmak isteneni kadraj netleştirebilirdi.
Kadraja girmek her zaman iyi miydi?
Neye konu edildiğine bağlı, dijital terör nasıl isterse öyle uygun görüyordu.
İlk kez bir kelimenin içini tam dolduramadan,
Yarım bir dil ucuyla duramadım arkasında
Bu bayram kimseye ‘İyi Bayramlar’ diyemedim!
Babasız bir çocuk çıkıp bana
Bu bayramın neyin bayramı?
Sorar ve cevapsız kalırım diye korktum
Dünyanın batısı ile doğusu arasında
Tek köprüsün,
Denizlerin içinde incisin aşkım.
Gönlümüz seninle kaplı,
Seninle kim başa çıkabilir ki bizden başka.
Aylak terk edilmişliklere
Huysuz kendini beğenmiş egolara
Baktığımızda birbirimizi görebileceğimiz
Bir mesafede
İnsani bir yalnızlığa ihtiyacımız var
Öküz altında buzağı arayanlar,
Öküzün cinsiyetini soruyorlar.
İlişkilendirmekte üzerine toz kondurmayanlar,
İlle de her konunun cıcığını çıkarıyorlar.
Yerli saatlerimizi şaşırtan yabancı saatlerin istilasıydı,
Saatten kastımız, zaman ölçer aletler olmayıp,
Bizzat zamanın kendisiydi.
Kendimize göre yaşamımız,
Düşünüş tarzımız, giyim kuşamımız,
Acıların ırmağı kıpkırmızı akıyor
Mevsim sonbahardı
Çınarın dalından yapraklar
Erkenden düşüyordu
Acının bir rengi yok ki,
Gözümden düştün,
Tutamadım
Ulaşamayacağımız kadar yüksekte sandığımız kişiler,
Eğilmeyeceğimiz kadar alçakmış.
Sığırları şişmanlatan otlak
Zayıflatan ise yokluktu
Talihin basamaklarında
Altta olan üsttekine methiye düzerdi
Mesleksiz bir toplumun,
Üretim adı altında kaynakları yağmalanıyordu.
Tarihi bir çağdaşlaşma çabası sömürülüyor,
Yeni diye sunulan sentetik yabanıllığa,
Kimsenin aldırış ettiği olmuyordu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!