Söylenenler ile yaşananlar arasında
Bir uçurumdur insan
Susacağı, konuşacağı, duracağı yeri bilmeyenlere,
Çok yaklaşırsın
Toprağına bir ağaç gibi kök salmalısın
Kök salmaz isen kendi kökünü kurutursun
Bak ağaçların meyvelerine, yapraklarına
Serpilmişsin aslında sen büyüyorsun
Bir dünya düşün, herkes düşünsün
Hiçbir şey düşündüğümüz gibi değil,
Yaşadığımız ve yaşadığınız gibi
Yine üşüyorum
Mevsim çok faşist
İçim çok ince
Nedensiz gölge yoktur, yeter ki insan kendine gölge olmasın
Dağların arkasına batıdan gizlenen güneş, doğurduğu gölgeleri doğudan doğarak yok eder
Tutarsız, güvenilmez ve geçicidir gölgeler
Sözler muammalı bir güzellik içindeydi,
Güneş alev topu gibi toprağa eklenen
Işığa bakış ekliyordu,
Bu güzellik karşısında bütün duyguları
Yeşil gözlerin konuşuyordu.
Bir umuda verdim kendimi
Boş verdim doldur diye
Yüreğime kahır tasımı
Doldurmadın boş verdin
Güneşim ol gönlüme
Kar yağsa, fırtına çıksa
Gök bulutlarla, dünya kavgaya dursa
Güneşin olurum gönlüne
Yanıyor bağrım aşkından tutuşup yanıyor,
🌘 Güneş doğduğunda jaranlık kaybolur
Uyanış çağrısı tamamlandı.
Kolektif korku, kolektif sevgiye karşı kaybetti.
Jakoben bir tepeden inme dayatmanın devrim ile alakası olmadığı gibi geçmiş mayasında hiç demokrasi yoktu
Kendine göre işbirlikçileri vardı ve kendine göre haklıydı!
Demokrasi amaç değil, demokrasinin demokrasiyi yok etmek için bir araçtı
Kendine göre inmesi gereken yerde demokrasi tramvayından inmeye kalktı
Bir duvarın iki yüzü gibiyiz,
Birbirine bu kadar yakın,
O kadar da uzak! ...
Yalnızlığa ördüğüm duvarın,
Tuğlalarını sen verdin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!