Ne çok kendimizi düşünüyoruz,
Hiç bunun farkına varmadığımız anlar,
Aklımıza geliyor
Hatta kendimizi düşünmekten,
Sürekli kendimizi düşündüğümüze dair düşünceye,
İnsanlık ölüyordu,
Ölmesin yaşasın umuduyla,
Anıta dikilmişti insanlık.
Taşa tutunamayanlar, taştan korkmuştu,
Nasıl bir korkuydu bu amansız bir tutumla insanlığın simgesine saldırıyorlardı,
Dünyada ilk kez
Canlı helak yaşandı
İnatçı içi boş yapraklar
Dalında donup kaldı
İnsanlığın ilk fizikçileri
Fiziğin dışında da konular bulmuşlar,
Varoluş, varlık, evrensel iletişim,
Uzay ve zaman gibi
Zaman; zamanla fiziğin konusu olmaya başlayınca,
En çok bolluk alın teri yağmurları ile olurdu,
Ne zaman ki alın teri içenler çoğalmaya başladı,
Kuraklık mevsim oldu.
Alın teri dökmeyi bilmeyenler,
İçmeyi biliyordu
Korku bilmez şairler,
Mirasları da korkusuzdur,
Dizelerinde, sözlerinde direnişi aşılarlar.
Korku hesaplı bir seçim olduğu için,
Şairlere göre korku kaypaklıktır
Her insanın kendi hayatına bir roman,
Kendisi de o romana kahramandı.
Hayatını kazanmak için harcadığı,
….ve asla geri alamayacağı zamandı.
İnsan her istediğini anlatamaz ki,
Ölen inek sütlü olmaya başlar
Kör öldüğünde de badem gözlü olur
Oysa badem gözlü olmak
Gerçeği zamanında görebilmektir.
Sütlü inek yaşarken sağılmalı
Kült yapılar dikiliyordu etrafımıza
Ağalar dikiyordu bu yapıları
Yeşilin üzerine, gökyüzüne..
Kabul görmemişlik inşa ediliyordu üzerimize
Toprak ağalığı sürükleyip getirmişti
Ar gibi yürü hayatta,
Cenaze gibi kimseye yük olma,
Kendi yükünü kendine yükle
Cebri sakın kimseye dayatma.
Sapsarı yüzlere, kupkuru dudaklara sor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!