öyle bir içten sarılmış,
öyle bir yapışmış ki
arsız sarmaşık,
nefes aldırmıyor güle.
sanki,
sırılsıklam aşık.
soğuk bir kış günü,
Kadıköy-Karaköy vapurunu
savaşmadan işgal etti
savaşçı martılar.
yol boyu
zafer çığlıkları attılar.
cebim delik,
işim gücüm zarar.
üstelik hepsi de
peşin para..
istesem de
alamam ki..
atıyorum oltamı
Galata'dan denize.
çırpınıp duruyor,
yosun kokulu deniz
avucumun içinde..
oralarda yazmak,
yazdıklarını göndermek,
sana çok zor gelse gerek.
demek,
bekleyişler,
mektup yolu gözleyişler
yükseklerde
göğüs sıkıştıran
karabasan bulutlar.
kulaklarda,
tuzlu suya demir atmış
deniz kabuğu uğultusu.
neylersen neyle,
mayalanmıyorsa duyguların,
ne üflersen üfle,
demek ki olmuyor
sadece bir nefesle.
notalar bildiğini okuyor
sessizce gittin.
ansızın.
veda etmeden.
haber de göndermedin.
hızla geçip
kara deliklerden,
uykusuz, ateşli
ve sırılsıklam
nöbet gecelerinin ertesi,
uçuk dudaklarda zoraki gülümseme,
komşu teyzeye haber ulaştırıldı acele.
tel dolapta görev bekleyen
sahne eminönü
fonda galata köprüsü
uzakta kule
figüran yok
oynayanlar
göğüsleri beyaz kanatları çilli




-
Osman Bahadır Cemoğlu
Tüm YorumlarÜstat; birbirinden güzel bu yapıtları, sanal alemin gizeminden kurtarıp yapraklar üzerinde ölümsüzleştirmeyi hiç düşündünüz mü? .. Sözcükler, mısralarınızda can bularak adeta vals yapıyor...Piştiğiniz, mısralarınızda açıkça görülüyor. Hatta, hatta yanıyorsunuz! .. Bence adınız artık Türk Edebiyatı ...