deniz kokulu bir yaz sabahı
balıkçı motoru
ufuk çizgisine yakın
bulutlar şeker pamuğu
yiyesi geliyor insanın
deniz incitmeden okşuyor kumsalı
aniden,
ılık bir rüzgar eser
durup dururken.
eskilerden
çok eskilerden,
tanıdık bir koku
erken gelen
ilkyaz yağmurundan sonra
havayı kokladığımda
gözümün önünde canlandı
küçük bir kasaba
istasyon kenarında
kuşlar gibi uçup gitsem
gökyüzünü delip geçsem
erişir mi kötülükler.
kör kurşunla düşer miyim
döne döne iner miyim
bekliyor mu kötülükler.
kıyıda,
demir parmaklıklara sarılmış,
kokuları mühürlü
mor salkımlar.,
erguvanların peşinde
çıplak dallara yapışmış
karanlıktı.
marttı.
dolunaydı.
ayın yarısı vardı,
bir de kara kedi.
ağzında yarım ay.
yok olan yıldızların adına
yemin etmek.
uzayda nefes alan
kara deliklere bakarak
dilek tutmak
kayan yıldızların ardından...
saati bellidir
şaşmaz.
kapıyı çalmadan
kayarcasına girer içeri.
yaz gecelerinin,
bahçemdeki
sonunda,
yakaladın beni,
yakama bulaşmış kandan.
evet,
itiraf ediyorum.
traş olurken,
kahveci,
bir bardak çay ver
iyi gider
taze simit yanında.
kahveci,
duymadın mı?




-
Osman Bahadır Cemoğlu
Tüm YorumlarÜstat; birbirinden güzel bu yapıtları, sanal alemin gizeminden kurtarıp yapraklar üzerinde ölümsüzleştirmeyi hiç düşündünüz mü? .. Sözcükler, mısralarınızda can bularak adeta vals yapıyor...Piştiğiniz, mısralarınızda açıkça görülüyor. Hatta, hatta yanıyorsunuz! .. Bence adınız artık Türk Edebiyatı ...