gökyüzünde
gümüşten bir ay,
hem de tepsi içinde.
denizde,
ayın ondördü gibi mehtap.
çalkantılara sevdalı,
gün doğmaya yakın
balkona doğru uzanırken
gördüm.
sabah çiği düşmüştü üzerine,
titremiş
belki biraz da üşümüştü.
sabah erken
kargalar çığlık çığlığa
peronda
samsun otobüsünü beklerken
ankara,fethiye,kuşadası
nerde kaldı anaların anası
küçüktüm,
çok küçüktüm.
yollarda pire idim,
sonlarda deve oldum.
masallarda yaşadım,
büyüdüm.
gören gözler görmüyor
gözlük taksan ne fayda.
Veysel olup görmesen
görsen,
görenlerden fazla.
cumbalı tarih kokan evlerin
neredeyse kucaklaştığı,
arnavut kaldırımlı
dar sokakta
hatıralarla kol kola gezmek,
geçmişi düşünmek.
bu akşam,
hiç durmadan
yazsak,yazsak...
şerefine,
ard arda şiirleri
patlatsak.
tırnakları uzamış,
küt ve kalın parmaklar.
hava kararmaya yakın.
cam kenarına oturmuş
gelen geçeni izliyor.
besbelli canım,
bebek kokulu,
bebek gibi saf
bebek gibi küçük
ama gün geçtikçe
gelişen sevdalar.
ilk görüş,ilk bakış
yıldızların
denizde balık olduğu,
dalgaların yalpaladığı
sarhoş geceler.
cır cır böcekleri,
böyle gecelerde




-
Osman Bahadır Cemoğlu
Tüm YorumlarÜstat; birbirinden güzel bu yapıtları, sanal alemin gizeminden kurtarıp yapraklar üzerinde ölümsüzleştirmeyi hiç düşündünüz mü? .. Sözcükler, mısralarınızda can bularak adeta vals yapıyor...Piştiğiniz, mısralarınızda açıkça görülüyor. Hatta, hatta yanıyorsunuz! .. Bence adınız artık Türk Edebiyatı ...