düşe kalka
son durağa vardık.
ağlamak sızlamak
pişmanlık yok artık.
etraf karanlık,yollar karışık.
yol boyu görmek istediğim
pike yapan
gri martı,
az sonra
simidini kapacak.
ha gayret,
bu defa şansın dönsün
mekansız bir kış sabahı,
iş yok güç de.
umut ise hiç kalmadı,
üstelik saçlar da ıslak
kurutmaya vakit yok.
vapur boyunca
iki ağaç arasında gerili
bir hamakta uyumak.
korkuya hiç gerek yok.
ne yüksektir
ne alçak.
düşünde
yüzünde,
hiç eksik olmayan
o içten gülümseme.
son bir defa,
eski günlerin hatırına da
gülümse.
fırtına öncesinin
sessizliği vardı.
bir sessizlik
bir sessizlik.
sonra gökyüzünü kara bulutlar sardı,
bir karanlık
aniden bastıran
bahar yağmurları sonrası,
buram buram
toprak kokardı
çocukluğumun eski sokakları.
arap kızı
yeni günle
yeniden doğmak,
yeniden başlamak,
yıllar önce bugün doğmuş gibi.
günebakan olmak,
merhaba hayat demek...
tatille birlikte
onbeşgün süreyle
gidilirdi keseye uygun
orman kamplarına,
Terme -Ünye arası.
kamp bitiminde kalplerde




-
Osman Bahadır Cemoğlu
Tüm YorumlarÜstat; birbirinden güzel bu yapıtları, sanal alemin gizeminden kurtarıp yapraklar üzerinde ölümsüzleştirmeyi hiç düşündünüz mü? .. Sözcükler, mısralarınızda can bularak adeta vals yapıyor...Piştiğiniz, mısralarınızda açıkça görülüyor. Hatta, hatta yanıyorsunuz! .. Bence adınız artık Türk Edebiyatı ...