Elma Kurdu’m..
Nasıl da bunca zaman yaşamışsın içimde,
Hiç ses çıkarmadan..
Ne zamanki dağıtmaya başladım kendimi,
O zaman çıkardın başını yuvandan..
Kayıp bir kentten yazıyorum Sana
Yokluğunu hüznüme bulayıp,
Gittiğinden beri
Tek başıma ve yıkılmış bir
Elif’im…
Her gün sebepsiz yere ağrıyan bedenimle uyanıyorum
Yeni güne..
Ve çok üşüyorum
Buralarda.
Sen de üşüyor musun?
Bu sabah kalbimde bir sızıyla uyandım yine
Biz unutkan değiliz
Sadece çok fazla düşündük birbirimizi
Ve insan içinde olduğu, sürekli aklında olan şeyi hatırlayamaz
Unutmadık ama hatırlayamıyorduk da
Hecelerim;
Pencerene kadar geldi,
Uçmaktan yorulmuş bir kuş gibi cik’ledi önce…
Sonra duyman için bağırdı, çağırdı kendince…
Duyuramadı.
Elleri dondu soğuktan,
Bazen kahramanı olmayan bir hikayeye konu/k olmak
O hikâyeyi anlamaktan daha zordur
Bundan daha zor bir şey varsa o da;
Kahraman bulmaktır
Yemek bulunca çok yiyorum Annem
Kedi gibi uyuyorum sonra
Rüyalarıma fareler giriyor
Kıyısından köşesinden kemiriyorlar düşlerimi
Sabah olduğunu gözlerimi açmadan anlayamıyorum
Gün ağarırken ağrır en çok yaralar
Kızıla boyanır
Omuzlarımda bıraktığın yükün darp izleri
En kırmızısında boğulurum acıların
En yalnızken
Göğümün yüzü,
Hüzün birikmesin gözlerine
Yerinde olan benim.
Islanacak olan,
Yağmurlarından.
Fırtınana kapılıp, seline gidecek olan da benim.




-
Yusuf Dumral
Tüm YorumlarTüm şiirlerini beğeni ile okuduğum bir şairdir. Şiirlerinde sanki hayatından kesitler var gibi... Kalemin hep yazsın, durmadan yazsın. Sevgiyle kal arkadaşım.