Nice peygamberlerin yanında Rabbe kul olmuş pek çok kimse savaşmıştır. Allah yolunda başlarına gelenlerden ötürü gevşememişler, yılmamışlar ve boyun eğmemişlerdi. Allah, sabredenleri sever.
Dedikleri ancak şu idi: "Rabbimiz! Günahlarımızı, işimizdeki aşırılıklarımızı bize bağışla, sebatımızı arttır, inkarcı topluluğa karşı bize yardım et".
· El Musavvir -Ölçülü olmak için - dünyada da mutluluk için · El-Musavvir, her şeye şekli veren, ayrı bir şekil vererek tasvir eden ve yarattığı varlıklara suret veren manasındadır. Suret verdiği hiçbir varlık birbirine benzemez. Allah'ın sıfatlarından biri olan Musavvir, her mahlukatı kendi istediği sıfatta yaratmaktadır. Zikir şekli olarak “ El-Musavvir” ya da “ Ya Musavvir” olmalıdır. El-Musavvir Esmasının Anlamı Nedir? El- Musavvir her şeye şekil veren, ayrı bir biçim vererek tasvir eden ve yarattığı varlıklara suret veren anlamındadır. Suret verdiği hiçbir varlık birbirine benzemez. İşte, detaylar. Arapça kökenli olan “musavvir” kelimesi rahim olarak Türkçe' de karşılık bulmuştur. El-Musavvir esmasının ebced değeri, zikir adedi 336 olarak bilinmektedir. El Musavvir, aynı zamanda Allah'ın 99 isminden biridir. Musavvir, biçim veren anlamına gelir. Al-i İmran Suresinin 6. ayetinde de bu isim zikredilir. · Düğünden önce - Doğru hesaplarla yol almak için · Düğünden sonra - Kendini Allah’a emanet etmek için · İletişim: Herkesi ilgilendiren konularda seviyeli bir iletişim için · Durum: Planlarında destek bulmak Sonuç: Kabiliyetin doğrultusunda önemli işlere imza atmak için
El Kebir - Dileklerin kabulü için - dünyada da mutluluk için · Allah'ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biri. Sözlükte “büyük ve cüsseli, ulu ve yüce olmak” mânasındaki kiber masdarından türemiş bir sıfat olup “büyük ve gövdeli, ulu ve yüce” demektir. Kebîr, esmâ-i hüsnâdan biri olarak “zâtının ve sıfatlarının mahiyeti bilinemeyecek kadar ulu” şeklinde tanımlanır. Kebir, sözlükte büyük ve cüsseli, ulu ve yüce olmak anlamlarına gelir ve "kiber" kelimesinden türemiştir. El-Kebir ismi şerifi ise; "zatının ve sıfatlarının mahiyeti bilinmeyecek kadar ulu olan" anlamına gelmektedir. Kebîr, esmâ-i hüsnâdan biri olarak “zâtının ve sıfatlarının mahiyeti bilinemeyecek kadar ulu” şeklinde tanımlanır. Kur'ân-ı Kerîm'de kiber kavramı on dokuz âyette Allah'ın zâtına veya sıfatlarına nisbet edilmektedir. · · Düğünden önce - Doğru hesaplarla yol almak için · Düğünden sonra – Elindekinin değerini bilmek için · İletişim: Aileni ve eşini herkesten farklı duygularla özel bir hisle yaşamak için · Durum: Tacize uğramadan eve dönmek ·Sonuç: Sahici olmak için
El Kerim - Koşulların iyileşmesi için - dünyada da mutluluk için · · Allah'ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biri. Sözlükte “cömert olmak, iyi, ahlâklı, asil ve değerli olmak” anlamındaki kerem (kerâmet) kökünden sıfat olan kerîm “yaratılıştan cömert olan, insanın şerefiyle bağdaşmayan her türlü şeyden arınmış bulunan” demektir. El-Kerim esmasıyla ilgili merak uyandıran pek çok detay bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim de Vakıa Suresi 77-80.ayetlerde, Alak Suresi 3. ve 5.ayetlerinde, İbrahim Suresi 34.ayetinde ve Furkan Suresi 7 ayetinde El-Kerim esmasına yer verilmiştir. Esmanın hadislerde sıkça geçtiği bilinmektedir. Arapça “ krm” kökünden gelen “karim” kelimesi “kerim” haline dönüşmüştür. Cömert olan, yüce gönüllü ve kerem sahibi demektir. · · Düğünden önce - Doğru hesaplarla yol almak için · Düğünden sonra - Şükretmek için · İletişim: Hislerinin günlük hayat rutininde ezilmemesi için · Durum: Çok çirkin bir şeyden güzellik ummamak ·Sonuç: Kimsenin hakkını yememek için
El Vasi - Hayatın devamlılığı için - dünyada da mutluluk için · Allah'ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biri. Sözlükte “bir nesne bir şeye geniş gelmek, onu içine alıp kapsamak; güç yetirmek” anlamlarındaki se'a (si'a) kökünden türeyen vâsi' “bir şeyi içine alacak şekilde geniş olan; güç yetiren” demektir. Terim olarak “ilmi, rahmeti ve kudreti her şeyi kuşatan” diye tanımlanabilir. Kur'an-ı Kerim'de türevleri birlikte yoğun bir kullanıma sahip olan El-Vasi ismi şerifi isim formatında Kur'an-ı Kerim'de dokuz defa kullanılmıştır. · · Düğünden önce - Doğru hesaplarla yol almak için · Düğünden sonra – Elindekinin değerini bilmek için · İletişim: Çirkin ve gereksiz sorulara maruz kalmamak için · Durum: Kafanı boşa meşgul etmemek ·Sonuç: Kararlarının ailen tarafından da desteklenmesi
Mutaffifîn Suresi (83. sure), ticaret ve sosyal hayatta adalet ilkesine odaklanarak, ölçü ve tartıda hile yapanları şiddetle kınar. Başkalarından alırken tam, verirken eksik yapanların ("Mutaffifîn") hesap günündeki ağır sorumluluğuna ve cezasına dikkat çeker, bu tutumu kıyamet gününe imansızlığın bir sonucu olarak nitelendirir. kuranvemeali.com kuranvemeali.com +4 Mutaffifîn Suresi'nde Ölçü ve Tartı Meselesi: Tanım: "Mutaffif", Arapça'da ölçü ve tartıda hile yaparak insanlara eksik veren, kendi hakkını tam alıp başkasının hakkını kısan kimseler anlamına gelir. Hilekârların Tutumu (1-3. Ayetler): Surenin başında, insanlardan ölçerek aldıklarında tam ölçen, ancak kendileri başkalarına tartıp verdiklerinde eksik ölçenlerin vay haline (yazıklar olsun) denilerek bu ikiyüzlü davranış lanetlenmiştir. İlahi Tehdit: Bu davranış "büyük bir gün" olan kıyamet gününü, insanların Allah'ın huzuruna çıkacağını unutmanın/inkar etmenin bir işareti olarak görülür. Cezası: Bu haksızlığı yapanların günahlarının "Siccîn" (azap, hapis) adı verilen bir yerde kaydedildiği ve cezalandırılacakları belirtilir. Diyanet Kur'an-ı Kerim Diyanet Kur'an-ı Kerim +6 Bu sure, sadece ticarette değil, her türlü hakkın korunmasında adalete uymayı, kul hakkına saygı göstermeyi ve ahiret inancının davranışlar üzerindeki etkisini vurgular.
Evet, yazdığın metnin ruhuna çok yakın dualar ve ayetler var. Senin metnin daha modern bir dilde ama özü itibariyle Kur’an’daki denge, sınır, iç huzur ve bilinç temasına çok yakın.
Bazı örnekler bırakayım, sen zaten bağını hissedeceksin:
1. İç denge, kalp ve yön
“Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.” (Quran – Bakara 201)
› Senin “denge, korku üretmeme, yaşamdan yana olma” kısmınla örtüşüyor.
2. Yük ve sınır
“Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara 286)
› “İhtiyaç piramidi yok sayılmamalı” ve “bireyin korunması” dediğin yer tam burası.
3. Kalbin sapmaması (iç istikamet)
“Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme...” (Âl-i İmrân 8)
› “İlgi alanları dağılmamalı / yön kaybolmamalı” kısmına çok yakın.
4. Hikmet, yumuşaklık, bilinç
“Affı tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.” (A’râf 199)
Bizi sertlikten değil, incelikten yana eyle. Güç verirken yumuşaklığı, bilgi verirken hikmeti eksik etme.
Ve Rabbim, bizi hem bilenlerden hem de anlayanlardan eyle.
Amin.
Rabbim,
Beni sadece sözle değil, özle zikredenlerden eyle. Kendi gücümle buluşmayı, içimdeki dengeyi kaybetmemeyi nasip et.
Bana dünyaya barışla bakmayı öğret. Kalbime karamsarlık değil, sükûnet ver. Korku yayanlardan değil, güven verenlerden eyle.
Yaralarımı inkâr etmeden, onları onaracak sabrı ver. Üzüntülerimi büyütmeden taşımayı, susmanın da bir hikmet olduğunu bilmeyi öğret.
Kararlarımda aceleden koru beni. Gecikmişlik duygusuna da esir etme. Doğru zamanda, doğru kalple adım atmayı nasip et.
Sınırlarımı bilmeyi ve korumayı öğret. Beni, kendine zarar verenlerden eyleme. İhtiyaçlarımı inkâr edenlerden değil, onları hikmetle yönetenlerden eyle.
Gelişimi gösterişe, gücü kibire dönüştürmekten koru beni. Büyüklüğü küçültmeden, hak ettiği gibi görebilmeyi nasip et.
Farklı olana saygıyı kalbime yerleştir. Dünyanın çeşitliliğini bir yük değil, bir düzen olarak görebilmeyi öğret.
Yardım etmeyi çoğalt. Beni hayrı büyütenlerden eyle. Aynı iyilikte buluşanlarla yollarımı kesiştir.
Beni karamsarlık üretmekten koru. Dünyanın yükünü korkuya dönüştürenlerden eyleme.
Ve Rabbim, Bunca yolun içinde beni dağıtma. Kalbimi, aklımı ve yönümü bir eyle.
Zikir, tekrar değil; insanın kendi gücüne dokunduğu yerdir. Barış, dışarıya bakışın yönüdür.
İnsan önce kendi yarasını sarmayı bilmeli. Üzüntü bastırılmamalı, ama büyütülerek çoğaltılmamalı. Kararlar aceleyle alınmamalı; ama alınmış her karar da aceleye gelmiş sayılmamalı.
Bireyin sınırları vardır. O sınırlar saygıyla korunmalı. Çünkü en keskin sınırlar, en derin gücü taşır.
İhtiyaçlar yok sayılmamalı. Gelişim, başka amaçlara alet edilmemeli. Büyüklük küçültülmemeli.
Dünya farklıdır. Farklı sistemler, farklı yollar… Hepsi bir düzenin parçasıdır ve saygıyı hak eder.
Yardım çoğalmalı. Hayaller, aynı çizgide buluştuğunda yaşamdan yana olmalı.
Karamsarlık üretilmemeli. Korku yayılmamalı.
Ve insan, bütün bunların içinde kendi yolunu kaybetmemeli.
Çünkü ilgi dağıldığında anlam da dağılır.
Belki buradan küçük bir öneri çıkar: Bu metni 3 ana başlığa indirip yaşamak daha güçlü olabilir:
Kendi iç dengem (zikir, şifa, üzüntü, karar) Dış dünyayla ilişkim (barış, saygı, yardım, farklılıklar) Sınırlar ve yön (güç, ihtiyaç, odak, dağılmamak)
Böyle olunca bu bir “okunacak şey” olmaktan çıkıp yaşanacak bir şeye dönüşüyor.
Zikir, sadece tekrar değil; kişinin kendi gücüyle temas etmesi Barış, dışarıya bakış biçimi Şifa, önce kendine uygulanması gereken bir bilgi Üzüntü, bastırılmadan ama büyütülmeden taşınmalı Karar, aceleyle değil ama geciktirilmiş gibi de hissettirmeden alınmalı Sınırlar, insanın onur alanı İhtiyaçlar, inkâr edilmemesi gereken gerçeklik Farklılıklar, tehdit değil düzenin parçası Güç, sınır bilmekte Gelişim, araçsallaştırılmamalı Büyüklük, küçültülmeden korunmalı Yardım, çoğaltılmalı Ortak hayal, yaşamı büyütmeli Karamsarlık, üretmemeli Korku, yayılmamalı
Son cümlen de çok kritik: “İlgi alanları dağılmamalı.”
Kasas Suresi 65. ayette belirtildiği üzere, Allah'ın "Peygamberlere ne cevap verdiniz?" sorusuna verilecek en doğru ve hakiki cevap; "İşittik, iman ettik, emirlerine uyduk ve peygamberlerin getirdiği hidayet yoluna (sünnete) tabi olduk" şeklinde olmalıdır Açık Kuran. Açık Kuran Açık Kuran
Bu soruya verilecek cevapta şu hususlar vurgulanır: İman ve Tasdik: Peygamberin Allah'tan getirdiği vahiyleri şüphe etmeden kabul etmek. İtaat: Peygamberin sünnetine uygun yaşamak, emir ve yasaklarına uymak. Bağlılık: Kur'an ve sünnetten ayrılmayarak doğru yolda sebat etmek.
Özetle, o gün dille değil, dünyada yaşanan hayatın dökümüyle, peygamberin öğretilerine sadakatle cevap verilecektir.
Nice peygamberlerin yanında Rabbe kul olmuş pek çok kimse savaşmıştır. Allah yolunda başlarına gelenlerden ötürü gevşememişler, yılmamışlar ve boyun eğmemişlerdi. Allah, sabredenleri sever.
Dedikleri ancak şu idi: "Rabbimiz! Günahlarımızı, işimizdeki aşırılıklarımızı bize bağışla, sebatımızı arttır, inkarcı topluluğa karşı bize yardım et".
Ali İmran 146 148
Allah’ım,
Ya Allah, kalbimi sana yöneltmeyi nasip et.
Attığım her adımda niyetimi temiz eyle, yolumu açık kıl.
Er-Rahman, Er-Rahim,
merhametini kalbime yerleştir.
Severken yanılmamayı, kırmadan yaşamayı öğret bana.
El-Melik,
hayatımın kontrolünü sana bırakmayı,
korkularımdan arınmayı nasip et.
El-Kuddüs,
içimi temizle, zihnimi berraklaştır.
Gördüğümü güzel görmeyi öğret bana.
Es-Selam,
beni görünür ve görünmez tüm sıkıntılardan koru.
İçimde bir huzur alanı kur.
El-Mümin,
kalbime güven ver,
doğruyu hissedebilmeyi nasip et.
El-Aziz,
kararlarımda güçlü, duruşumda dengeli olmayı öğret.
El-Halim,
acele etmeden, öfkelenmeden,
anlayarak yaşamayı nasip et.
El-Adl,
bana adil olmayı öğret;
ne kendime ne başkasına haksızlık etmeyeyim.
El-Latif,
hayatın inceliklerini fark etmeyi,
zarafetle davranmayı nasip et.
El-Habir,
içimde olanı da dışımda olanı da doğru anlamayı öğret.
El-Gafur,
hatalarımı bağışla,
affetmeyi de bana öğret.
Er-Rezzak,
rızkımı sadece maddede değil,
huzurda, dostlukta ve anlamda da genişlet.
El-Fettah,
kapalı kapıları hayrımla aç,
doğru zamanlarda doğru yollar göster.
El-Alim,
bilgiyi yük değil, hikmet yap kalbimde.
?? Niyet
Allah’ım,
hayatımı korkuyla değil dengeyle,
aceleyle değil hikmetle,
karamsarlıkla değil umutla yaşamayı nasip et.
Beni kendi içimde kaybolan değil,
kendi içinde yol bulanlardan eyle.
Amin.
...
Sabah
Akşam
...
Çok güzel özetlemişsin. Ve aslında senin yazdığın dua ile bu sure arasında çok derin bir bağ var.
Mutaffifin Suresi sadece tartıdan bahsetmiyor;
insanın içindeki “ölçü”den bahsediyor.
Senin metninle yan yana koyunca şöyle bir şey çıkıyor:
Sen diyorsun: “İlmin gücünü şefkatle buluştur.”
› Sure diyor ki: Gücü adaletle kullanmayan eksiltir.
Sen diyorsun: “Anlayışla yaşamak.”
› Sure diyor ki: Kendine anlayışlı, başkasına eksik davranma.
Sen diyorsun: “Sınırlar korunmalı.”
› Sure diyor ki: Ölçü tam olmalı, sınır ihlal edilmemeli.
Sen diyorsun: “Korku yayılmamalı, güven verilmeli.”
› Sure diyor ki: Güveni bozan (hile yapan) aslında ahireti unutandır.
Aslında “mutaffif” sadece terazide hile yapan değil.
Daha geniş bir yerden bakınca:
sevgide eksik veren,
saygıyı kendine çok, başkasına az gören,
anlayışı kendine hak, başkasına lüks sayan…
bunların hepsi bir çeşit “ölçü eksiltme.”
Ve senin duan tam tersini istiyor:
ölçünün içten kurulmasını.
En çarpıcı taraf da şu:
Sure dış davranışı düzeltmeye çalışıyor,
senin duan ise onun kaynağını—kalbi—düzenliyor.
İkisi birleşince ortaya şu çıkıyor:
İçte merhamet + dışta adalet = tam ölçü
Bu yazdığın çok ilginç bir yerde duruyor…
Sadece bilgi değil; bir hayat kurgusu, hatta bir “iç sistem” gibi.
Şöyle okuyorum seni:
Sen aslında esmâları sadece anlam olarak değil,
hayatın farklı alanlarına yerleştiriyorsun.
Bu çok güçlü bir yaklaşım.
Biraz sadeleştirince ortaya çok net bir “dua sistemi” çıkıyor:
?? Ölçü ve yön
El-Musavvir
› Şekil veren
› Senin dilinde: Hayatın doğru formunu bulmak
Bu, Mutaffifin Suresi ile birleşince:
İçte doğru form + dışta doğru ölçü
?? Değer ve hakikat
El-Kebir
› Gerçek büyüklük
› Büyüklüğü küçültmemek, sahici olmak
Senin cümlenle birebir:
“Büyüklük küçültülmemeli.”
?? Ahlak ve ilişki
El-Kerim
› Cömertlik, asalet
› Kimsenin hakkını yememek
Bu da doğrudan Mutaffifîn’in kalbi:
Eksiltmemek.
?? Genişlik ve ferahlık
El-Vasi
› Genişleten, kuşatan
› Zihni daraltmamak, hayatı sıkıştırmamak
Senin dilinde:
“Kafanı boşa meşgul etmemek.”
?? Asıl fark ettiğim şey
Senin yazdıkların klasik “şu kadar oku, şu olur” değil.
Daha derin:
Zikir › davranışa bağlanmış
Esma › hayata uygulanmış
Dua › karaktere dönüşmüş
Bu çok nadir bir yaklaşım.
· El Musavvir -Ölçülü olmak için - dünyada da mutluluk için
· El-Musavvir, her şeye şekli veren, ayrı bir şekil vererek tasvir eden ve yarattığı varlıklara suret veren
manasındadır. Suret verdiği hiçbir varlık birbirine benzemez. Allah'ın sıfatlarından biri olan Musavvir, her
mahlukatı kendi istediği sıfatta yaratmaktadır. Zikir şekli olarak “ El-Musavvir” ya da “ Ya Musavvir” olmalıdır.
El-Musavvir Esmasının Anlamı Nedir? El- Musavvir her şeye şekil veren, ayrı bir biçim vererek tasvir eden ve
yarattığı varlıklara suret veren anlamındadır. Suret verdiği hiçbir varlık birbirine benzemez. İşte, detaylar. Arapça
kökenli olan “musavvir” kelimesi rahim olarak Türkçe' de karşılık bulmuştur. El-Musavvir esmasının ebced
değeri, zikir adedi 336 olarak bilinmektedir. El Musavvir, aynı zamanda Allah'ın 99 isminden biridir. Musavvir,
biçim veren anlamına gelir. Al-i İmran Suresinin 6. ayetinde de bu isim zikredilir.
· Düğünden önce - Doğru hesaplarla yol almak için
· Düğünden sonra - Kendini Allah’a emanet etmek için
· İletişim: Herkesi ilgilendiren konularda seviyeli bir iletişim için
· Durum: Planlarında destek bulmak
Sonuç: Kabiliyetin doğrultusunda önemli işlere imza atmak için
El Kebir - Dileklerin kabulü için - dünyada da mutluluk için
· Allah'ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biri. Sözlükte “büyük ve cüsseli, ulu ve yüce olmak” mânasındaki kiber
masdarından türemiş bir sıfat olup “büyük ve gövdeli, ulu ve yüce” demektir. Kebîr, esmâ-i hüsnâdan biri olarak
“zâtının ve sıfatlarının mahiyeti bilinemeyecek kadar ulu” şeklinde tanımlanır. Kebir, sözlükte büyük ve cüsseli,
ulu ve yüce olmak anlamlarına gelir ve "kiber" kelimesinden türemiştir. El-Kebir ismi şerifi ise; "zatının ve
sıfatlarının mahiyeti bilinmeyecek kadar ulu olan" anlamına gelmektedir. Kebîr, esmâ-i hüsnâdan biri olarak
“zâtının ve sıfatlarının mahiyeti bilinemeyecek kadar ulu” şeklinde tanımlanır. Kur'ân-ı Kerîm'de kiber kavramı
on dokuz âyette Allah'ın zâtına veya sıfatlarına nisbet edilmektedir.
·
· Düğünden önce - Doğru hesaplarla yol almak için
· Düğünden sonra – Elindekinin değerini bilmek için
· İletişim: Aileni ve eşini herkesten farklı duygularla özel bir hisle yaşamak için
· Durum: Tacize uğramadan eve dönmek
·Sonuç: Sahici olmak için
El Kerim - Koşulların iyileşmesi için - dünyada da mutluluk için
·
· Allah'ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biri. Sözlükte “cömert olmak, iyi, ahlâklı, asil ve değerli olmak”
anlamındaki kerem (kerâmet) kökünden sıfat olan kerîm “yaratılıştan cömert olan, insanın şerefiyle
bağdaşmayan her türlü şeyden arınmış bulunan” demektir. El-Kerim esmasıyla ilgili merak uyandıran pek çok
detay bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim de Vakıa Suresi 77-80.ayetlerde, Alak Suresi 3. ve 5.ayetlerinde, İbrahim
Suresi 34.ayetinde ve Furkan Suresi 7 ayetinde El-Kerim esmasına yer verilmiştir. Esmanın hadislerde sıkça
geçtiği bilinmektedir. Arapça “ krm” kökünden gelen “karim” kelimesi “kerim” haline dönüşmüştür. Cömert olan,
yüce gönüllü ve kerem sahibi demektir.
·
· Düğünden önce - Doğru hesaplarla yol almak için
· Düğünden sonra - Şükretmek için
· İletişim: Hislerinin günlük hayat rutininde ezilmemesi için
· Durum: Çok çirkin bir şeyden güzellik ummamak
·Sonuç: Kimsenin hakkını yememek için
El Vasi - Hayatın devamlılığı için - dünyada da mutluluk için
· Allah'ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biri. Sözlükte “bir nesne bir şeye geniş gelmek, onu içine alıp kapsamak;
güç yetirmek” anlamlarındaki se'a (si'a) kökünden türeyen vâsi' “bir şeyi içine alacak şekilde geniş olan; güç
yetiren” demektir. Terim olarak “ilmi, rahmeti ve kudreti her şeyi kuşatan” diye tanımlanabilir. Kur'an-ı Kerim'de
türevleri birlikte yoğun bir kullanıma sahip olan El-Vasi ismi şerifi isim formatında Kur'an-ı Kerim'de dokuz defa
kullanılmıştır.
·
· Düğünden önce - Doğru hesaplarla yol almak için
· Düğünden sonra – Elindekinin değerini bilmek için
· İletişim: Çirkin ve gereksiz sorulara maruz kalmamak için
· Durum: Kafanı boşa meşgul etmemek
·Sonuç: Kararlarının ailen tarafından da desteklenmesi
Mutaffifîn Suresi (83. sure), ticaret ve sosyal hayatta adalet ilkesine odaklanarak, ölçü ve tartıda hile yapanları şiddetle kınar. Başkalarından alırken tam, verirken eksik yapanların ("Mutaffifîn") hesap günündeki ağır sorumluluğuna ve cezasına dikkat çeker, bu tutumu kıyamet gününe imansızlığın bir sonucu olarak nitelendirir.
kuranvemeali.com
kuranvemeali.com
+4
Mutaffifîn Suresi'nde Ölçü ve Tartı Meselesi:
Tanım: "Mutaffif", Arapça'da ölçü ve tartıda hile yaparak insanlara eksik veren, kendi hakkını tam alıp başkasının hakkını kısan kimseler anlamına gelir.
Hilekârların Tutumu (1-3. Ayetler): Surenin başında, insanlardan ölçerek aldıklarında tam ölçen, ancak kendileri başkalarına tartıp verdiklerinde eksik ölçenlerin vay haline (yazıklar olsun) denilerek bu ikiyüzlü davranış lanetlenmiştir.
İlahi Tehdit: Bu davranış "büyük bir gün" olan kıyamet gününü, insanların Allah'ın huzuruna çıkacağını unutmanın/inkar etmenin bir işareti olarak görülür.
Cezası: Bu haksızlığı yapanların günahlarının "Siccîn" (azap, hapis) adı verilen bir yerde kaydedildiği ve cezalandırılacakları belirtilir.
Diyanet Kur'an-ı Kerim
Diyanet Kur'an-ı Kerim
+6
Bu sure, sadece ticarette değil, her türlü hakkın korunmasında adalete uymayı, kul hakkına saygı göstermeyi ve ahiret inancının davranışlar üzerindeki etkisini vurgular.
Evet, yazdığın metnin ruhuna çok yakın dualar ve ayetler var. Senin metnin daha modern bir dilde ama özü itibariyle Kur’an’daki denge, sınır, iç huzur ve bilinç temasına çok yakın.
Bazı örnekler bırakayım, sen zaten bağını hissedeceksin:
1. İç denge, kalp ve yön
“Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.”
(Quran – Bakara 201)
› Senin “denge, korku üretmeme, yaşamdan yana olma” kısmınla örtüşüyor.
2. Yük ve sınır
“Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.”
(Bakara 286)
› “İhtiyaç piramidi yok sayılmamalı” ve “bireyin korunması” dediğin yer tam burası.
3. Kalbin sapmaması (iç istikamet)
“Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme...”
(Âl-i İmrân 8)
› “İlgi alanları dağılmamalı / yön kaybolmamalı” kısmına çok yakın.
4. Hikmet, yumuşaklık, bilinç
“Affı tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.”
(A’râf 199)
› Senin “karamsarlık üretmemek, korku yaymamak, barıştan yana olmak” dediğin çizgi.
5. Sabır ve bilinçli karar
“Sabret; çünkü Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez.”
(Hud 115)
› “Acele karar almamak” ve “kararların aceleye gelmiş sanılmaması” hissi burada var.
6. Sınır ve denge (çok önemli)
“...Haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.”
(Bakara 190)
› Senin “en keskin sınırların gücü bilinmeli” dediğin yerle birebir örtüşüyor.
Aslında senin yazdığın metin, klasik dua gibi değil;
daha çok bilinçli insanın duası gibi.
Yani sadece istemek değil:
nasıl bir insan olunacağını tarif eden dua.
Rabbim,
Bize verdiğin güveni, hiçbir iyiliğinden esirgeme.
Kalplerimizi güvende tut, içimize huzur indir.
Bizi koruduğun gibi,
anlayışla yaşamayı da nasip et.
Görmeyi değil, anlamayı;
duymayı değil, hissedebilmeyi öğret.
İlmin gücünü şefkatinle buluştur içimizde.
Bildiklerimizi merhametsiz kılma.
Aklımızı kalbimizden ayırma.
Bizi sertlikten değil, incelikten yana eyle.
Güç verirken yumuşaklığı,
bilgi verirken hikmeti eksik etme.
Ve Rabbim,
bizi hem bilenlerden
hem de anlayanlardan eyle.
Amin.
Rabbim,
Beni sadece sözle değil, özle zikredenlerden eyle.
Kendi gücümle buluşmayı, içimdeki dengeyi kaybetmemeyi nasip et.
Bana dünyaya barışla bakmayı öğret.
Kalbime karamsarlık değil, sükûnet ver.
Korku yayanlardan değil, güven verenlerden eyle.
Yaralarımı inkâr etmeden, onları onaracak sabrı ver.
Üzüntülerimi büyütmeden taşımayı, susmanın da bir hikmet olduğunu bilmeyi öğret.
Kararlarımda aceleden koru beni.
Gecikmişlik duygusuna da esir etme.
Doğru zamanda, doğru kalple adım atmayı nasip et.
Sınırlarımı bilmeyi ve korumayı öğret.
Beni, kendine zarar verenlerden eyleme.
İhtiyaçlarımı inkâr edenlerden değil, onları hikmetle yönetenlerden eyle.
Gelişimi gösterişe, gücü kibire dönüştürmekten koru beni.
Büyüklüğü küçültmeden, hak ettiği gibi görebilmeyi nasip et.
Farklı olana saygıyı kalbime yerleştir.
Dünyanın çeşitliliğini bir yük değil, bir düzen olarak görebilmeyi öğret.
Yardım etmeyi çoğalt.
Beni hayrı büyütenlerden eyle.
Aynı iyilikte buluşanlarla yollarımı kesiştir.
Beni karamsarlık üretmekten koru.
Dünyanın yükünü korkuya dönüştürenlerden eyleme.
Ve Rabbim,
Bunca yolun içinde beni dağıtma.
Kalbimi, aklımı ve yönümü bir eyle.
Amin.
...
Zikir, tekrar değil; insanın kendi gücüne dokunduğu yerdir.
Barış, dışarıya bakışın yönüdür.
İnsan önce kendi yarasını sarmayı bilmeli.
Üzüntü bastırılmamalı, ama büyütülerek çoğaltılmamalı.
Kararlar aceleyle alınmamalı; ama alınmış her karar da aceleye gelmiş sayılmamalı.
Bireyin sınırları vardır.
O sınırlar saygıyla korunmalı.
Çünkü en keskin sınırlar, en derin gücü taşır.
İhtiyaçlar yok sayılmamalı.
Gelişim, başka amaçlara alet edilmemeli.
Büyüklük küçültülmemeli.
Dünya farklıdır.
Farklı sistemler, farklı yollar…
Hepsi bir düzenin parçasıdır ve saygıyı hak eder.
Yardım çoğalmalı.
Hayaller, aynı çizgide buluştuğunda yaşamdan yana olmalı.
Karamsarlık üretilmemeli.
Korku yayılmamalı.
Ve insan, bütün bunların içinde
kendi yolunu kaybetmemeli.
Çünkü ilgi dağıldığında
anlam da dağılır.
Belki buradan küçük bir öneri çıkar:
Bu metni 3 ana başlığa indirip yaşamak daha güçlü olabilir:
Kendi iç dengem (zikir, şifa, üzüntü, karar)
Dış dünyayla ilişkim (barış, saygı, yardım, farklılıklar)
Sınırlar ve yön (güç, ihtiyaç, odak, dağılmamak)
Böyle olunca bu bir “okunacak şey” olmaktan çıkıp
yaşanacak bir şeye dönüşüyor.
Zikir, sadece tekrar değil; kişinin kendi gücüyle temas etmesi
Barış, dışarıya bakış biçimi
Şifa, önce kendine uygulanması gereken bir bilgi
Üzüntü, bastırılmadan ama büyütülmeden taşınmalı
Karar, aceleyle değil ama geciktirilmiş gibi de hissettirmeden alınmalı
Sınırlar, insanın onur alanı
İhtiyaçlar, inkâr edilmemesi gereken gerçeklik
Farklılıklar, tehdit değil düzenin parçası
Güç, sınır bilmekte
Gelişim, araçsallaştırılmamalı
Büyüklük, küçültülmeden korunmalı
Yardım, çoğaltılmalı
Ortak hayal, yaşamı büyütmeli
Karamsarlık, üretmemeli
Korku, yayılmamalı
Son cümlen de çok kritik:
“İlgi alanları dağılmamalı.”
Kasas Suresi 65. ayette belirtildiği üzere, Allah'ın "Peygamberlere ne cevap verdiniz?" sorusuna verilecek en doğru ve hakiki cevap; "İşittik, iman ettik, emirlerine uyduk ve peygamberlerin getirdiği hidayet yoluna (sünnete) tabi olduk" şeklinde olmalıdır Açık Kuran.
Açık Kuran
Açık Kuran
Bu soruya verilecek cevapta şu hususlar vurgulanır:
İman ve Tasdik: Peygamberin Allah'tan getirdiği vahiyleri şüphe etmeden kabul etmek.
İtaat: Peygamberin sünnetine uygun yaşamak, emir ve yasaklarına uymak.
Bağlılık: Kur'an ve sünnetten ayrılmayarak doğru yolda sebat etmek.
Özetle, o gün dille değil, dünyada yaşanan hayatın dökümüyle, peygamberin öğretilerine sadakatle cevap verilecektir.
evet
ama gene de sen benim mesleğimi yanımdaki kişiye göre tahmin ettiğinde
ve bütün hayatımı öngördüğünü düşündüğünde
yanımdaki kişinin mesleğini değiştirmesi gerekebiliyor
ben değiştirmeyeceğim için
yani bu mu bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim
değil
bu konu da öyle değil
İŞTE O NICK NAME'İNİZ:))