Hiçbir şey kesin değildir. Aynı zamanda bütün felsefi yaklaşımlar da insanların mizacından kaynaklanır. Yani insanlar bir şeyi doğru olduğu için değil karakterleri, psikolojileri ve yaklaşımları ona müsait olduğu için savunurlar. (William James- Pragmatizm:Bazı eski düşünme tarzları için yeni bir ad)
Kimin yüzde yüz haklı olduğunu bilmiyorum ama kendisi gibi düşünmeyenleri, kendisi ile aynı inançlara sahip olmayanları düşman ilan edenlerin yüzde yüz haksız olduğunu biliyorum.
Batıda ‘’Kritik’’ denilen kavramla ülkemizde ‘’eleştiri’’ kavramı aynı değildir. Türkçedeki eleştirinin mutlak bir doğruyu gerektirmesine ve baskıcı olmasına karşın kökü Yunanca olan ve oradan Fransızcaya geçen ‘’Kritik’’ sözcüğünün ‘’Bana göre’’ yi önce çıkardığını görürüz. Eleştiri denince bir zihinsel tahakküm kurma isteği ön plana çıkar. Oysa kritik denildiğinde daha esnek, tartışmayı daha ileri götüren, daha yararlı kılan bir durum söz konusudur. (Ömer Naci Soykan-Felsefe ve dil)
Deliler sanıldığı gibi şuursuzca yaşamazlar. Esasında kendi aralarında bir mantık, bir düzen tesis ederler. Davranışların onlara özgü olduğunu söyleyebiliriz. Bunu yapan tek tek deliler değil tımarhane ortamıdır. (Erving Goffman- Tımarhaneler)
Arzu eden değil arzu ettirilendir pek çokları bu devirde. İçinde bulunduğumuz yapı arzuları bile hormonlu hale getirdi. Aklınızın ucundan bile geçmeyecek bir eylemi gerçekleştirmenizi isteyenler, sizin öncelikle o eylemi arzulamanızı sağlarlar.
Gül tohumunu çorak toprağa ekerseniz o asla filizlenmeyecektir. İçindeki potansiyeli asla dışarı çıkaramayacaktır. İşte yeryüzünde bazı beldeler de gençler için çorak toprak moduna girmiş durumdadır. Uzun lafın kısası bir yerlerde birileri doğmadan ölüyor, yaşamadan geçip gidiyor..
Filozofun yalnızlığı, bilim insanlarıyla sanatçıların yalıtılmışlığı, tarihçilerle yargıçların tarafsızlığı, gazetecilerle televizyoncuların bağımsızlığı önemlidir. Bu onları siyasetle karşı karşıya getirir. Siyaset ortak kanılar ister. Yukarıdakiler toplumsallaşamaz.
Hiçbir şey kesin değildir. Aynı zamanda bütün felsefi yaklaşımlar da insanların mizacından kaynaklanır. Yani insanlar bir şeyi doğru olduğu için değil karakterleri, psikolojileri ve yaklaşımları ona müsait olduğu için savunurlar. (William James- Pragmatizm:Bazı eski düşünme tarzları için yeni bir ad)
Kimin yüzde yüz haklı olduğunu bilmiyorum ama kendisi gibi düşünmeyenleri, kendisi ile aynı inançlara sahip olmayanları düşman ilan edenlerin yüzde yüz haksız olduğunu biliyorum.
Batıda ‘’Kritik’’ denilen kavramla ülkemizde ‘’eleştiri’’ kavramı aynı değildir. Türkçedeki eleştirinin mutlak bir doğruyu gerektirmesine ve baskıcı olmasına karşın kökü Yunanca olan ve oradan Fransızcaya geçen ‘’Kritik’’ sözcüğünün ‘’Bana göre’’ yi önce çıkardığını görürüz. Eleştiri denince bir zihinsel tahakküm kurma isteği ön plana çıkar. Oysa kritik denildiğinde daha esnek, tartışmayı daha ileri götüren, daha yararlı kılan bir durum söz konusudur. (Ömer Naci Soykan-Felsefe ve dil)
Deliler sanıldığı gibi şuursuzca yaşamazlar. Esasında kendi aralarında bir mantık, bir düzen tesis ederler. Davranışların onlara özgü olduğunu söyleyebiliriz. Bunu yapan tek tek deliler değil tımarhane ortamıdır. (Erving Goffman- Tımarhaneler)
Yalan söylememek kolaydır. Önemli olan baskı anında, eğilip bükülmeden, yalan söylemeden durabilmektir. (Franz Kafka)
Arzu eden değil arzu ettirilendir pek çokları bu devirde. İçinde bulunduğumuz yapı arzuları bile hormonlu hale getirdi. Aklınızın ucundan bile geçmeyecek bir eylemi gerçekleştirmenizi isteyenler, sizin öncelikle o eylemi arzulamanızı sağlarlar.
Gül tohumunu çorak toprağa ekerseniz o asla filizlenmeyecektir. İçindeki potansiyeli asla dışarı çıkaramayacaktır. İşte yeryüzünde bazı beldeler de gençler için çorak toprak moduna girmiş durumdadır. Uzun lafın kısası bir yerlerde birileri doğmadan ölüyor, yaşamadan geçip gidiyor..
Bir kötülüğü binlerce iyilikle örtemezsiniz. Tıpkı Zevklerin binlercesinin bir acıyı telafi edememesi gibi. (Arthur Schopenhauer)
Filozofun yalnızlığı, bilim insanlarıyla sanatçıların yalıtılmışlığı, tarihçilerle yargıçların tarafsızlığı, gazetecilerle televizyoncuların bağımsızlığı önemlidir. Bu onları siyasetle karşı karşıya getirir. Siyaset ortak kanılar ister. Yukarıdakiler toplumsallaşamaz.
Bin yıl önce insanlar zorla çalıştırılıyordu. Şimdi insanlar yükümlülük kisvesi altında zorla çalıştırılmaktadır.