Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Huri Çalışkan
Huri Çalışkan

İnsanı ayrıştıran din, dil, ülkesi değil penceresinden nasıl gördüğüdür.

  • güvenin kokusu var mı22.10.2024 - 12:54



    bir usta dokunur, ruhu yoğurur,
    güvenle açılır, katı zırh durur,
    sabırla şekillenir, özdeki cevher....

    ,, bir usta dokunur ruha, öğrencidir, annedir, babadır, fırıncıdır, elmasçıdır, şifacıdır, sağlıkçıdır, antrenördür, koçtur, öğretmendir, işçidir, madencidir, müzisyendir vb........

    bir usta dokunur bir ruha....bir ruh diğer ruhlara....güzellikler çoğaldıkça kokular yayılacak sokak aralarından pencere pervazlarına.....günaydın Yaşamak...teşekkürler Usta.

  • güvenin kokusu var mı22.10.2024 - 10:26

    Güvenle Teslimiyet: Dönüşümün Anahtarı

    İnsanın sert kalıplarını yıkabilen yine usta ellerdir. Kişi, gerçek bir güven duyduğunda, o katı zırhı yavaşça bırakır ve içindeki öz yumuşamaya başlar. Sert ve katı olmak zorunda hissetmediği, kendini güvende hissettiği yerde, usta ona rehberlik eder; onu şekillendirmeye, yönlendirmeye başlar. Bu teslimiyet, kişinin dönüşüme açık olduğu, kendini daha iyi bir versiyonuna hazırladığı andır. Usta, bu süreçte sadece yön veren değil, aynı zamanda sabır ve özenle işleyen bir sanatçıdır.

    Niyet: Hayatımıza yön veren her ustanın, sabrıyla ve sevgisiyle bizi daha iyiye ulaştırdığı bir yolculuk olsun. Güvenle teslim olmayı ve her yeni deneyimde gelişmeyi seçelim.
    Kalben Sevgi.

  • teşekkür et, niyet et, şükret ve sev21.10.2024 - 11:37

    Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:

    part- 6 ve son

    Farkında Olmak ve Şükretmek:

    Yaradan’ın bize verdiği nimetlerin farkında olmak, onları hak ettiği değerle karşılamak, hayatımızda daha fazla huzur ve mutluluk yaratır. Oysa, sadece memnuniyetsiz bir şekilde yaşamaya devam edersek, elimizdekilerin kıymetini kaybettiğimizde anlarız. İşte, her gün farkında olmadan suyu o yere götürdüğünüzde aldığınız teşekkürsüz ve memnuniyetsiz tavır gibi, hayatta da bazen Yaradan’ın bize sunduğu nimetlere aynı kayıtsızlıkla yaklaşabiliyoruz. Ancak şunu unutmayalım: Nimetler kıymet bilinmezse, bir gün elimizden kayıp gidebilir. Şükürle karşıladığımız her şey ise, bize daha fazlasını sunar.

    Sonuç olarak, hayatın içinde, her an her şeyin kıymetini bilmek ve şükretmek, hem ruhumuza huzur getirir hem de çevremizdeki insanlar için daha nazik, anlayışlı bireyler olmamıza yardımcı olur. Şükretmek, hem kendimize hem de Yaradan’a olan bir borcumuzdur.

    ,, sahip olduklarıma, sahip olacaklarıma Şükürler Olsun Allah'ım, Teşekkürler Dünya.''

  • teşekkür et, niyet et, şükret ve sev21.10.2024 - 11:35

    Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:

    part- 5

    Sağlık Kıymeti Bilinmeyen Bir Nimet: Sağlığımız, belki de şükrünü en çok unuttuğumuz nimetlerden biridir. Hastalık gelene kadar bedenimizin sağlıklı olduğunun farkına varmayız. Bir basit grip bile hayatımızı aksatırken, sürekli sağlıklı kalabilmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlamalıyız. Küçük bir rahatsızlıkta bile sabretmeyi unuttuğumuzda, hayatımızda ne kadar büyük şükürsüzlük içinde olduğumuzu görebiliriz.

  • teşekkür et, niyet et, şükret ve sev21.10.2024 - 11:34

    Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:

    part- 4

    İşini Beğenmeme vs. Farkında Olmama: Hepimiz bazen işimizden memnun olmayabiliriz. Ancak işimiz olması, bize bir geçim kapısı sunulması bile şükredilmesi gereken bir durumdur.

    İşsizliğin zorluğunu yaşayan milyonlarca insan varken, bu nimetin farkında olmamak büyük bir eksikliktir. Her ne kadar işimizde zorluklar yaşasak da, bu zorlukların da bizi geliştiren ve büyüten yönleri olduğunu unutmamalıyız.

  • teşekkür et, niyet et, şükret ve sev21.10.2024 - 11:34

    Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:

    part- 3

    Şükürsüzlükte Kaybolmak;

    Yemek Beğenmemek vs. Hakaret Etmek: Yemeğin tadını beğenmemek, normal bir eleştiridir. Hepimizin damak zevki farklı olabilir. Fakat “Bu yemek iğrenç!” gibi ifadeler, sadece eleştiri değil, aynı zamanda bir hakarettir. Yemeği yapanın emeğine, o yemeği sağlayan imkanlara saygısızlıktır. İğrenç denilen bir yemek, bir başkası için hayat kurtarıcı olabilir. Şükür etmeyi unutmadan eleştiri yapabilmek ise asıl erdemdir.

  • teşekkür et, niyet et, şükret ve sev21.10.2024 - 11:33

    Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:

    part- 2

    Şimdi konuyu başka bir açıdan ele alalım. Yaradan’ın bize bahşettiği nimetler, rızık, iş, sağlık, dostluk… Bunların ne kadarını gerçekten şükranla karşılıyoruz? Günlük hayatın koşturmacası içinde belki de farkında bile olmadan bir nimet hakkında memnuniyetsizliğimizi dile getiriyoruz. “Bu yemeği beğenmedim”, “Bu iş bana göre değil”,
    “Hayatım neden böyle?” diye düşünmek çok kolay. Ancak şunu unutuyoruz: Her bir rızık, her bir nimet, bize verilen bir armağandır.

  • teşekkür et, niyet et, şükret ve sev21.10.2024 - 11:32

    Şükrün Unutulduğu Bir Hayat: Nimetlere Nasıl Tepki Veriyoruz:

    part- 1

    Hayatın küçük detaylarında saklı, sürekli tekrar ettiğimiz bazı eylemler var. Bir düşünün, elinizde bir kova su, belirli bir yere sürekli götürüyorsunuz. O yerin sahibi her seferinde, hiç memnuniyet göstermeden sadece bir direktif veriyor:
    ,, Bırak, şuraya koy. Ne bir teşekkür, ne bir takdir…'' Siz ise bu görevi tekrar tekrar yapmak zorundasınız. Buraya kadar okurken neler hissettiniz bilmiyorum. İçinizde bir huzursuzluk, belki bir kırgınlık oluşmuş olabilir. Sürekli çaba gösterdiğiniz bir işin karşılığında takdir edilmeyi bekleriz; takdir görmediğimizde ise hayal kırıklığı yaşamamız kaçınılmazdır.

  • savaş20.10.2024 - 11:07

    günler ağır,
    günler ölüm haberleriyle geliyor.
    düşman haşin,
    zalim
    ve kurnaz.
    ölüyor çarpışarak insanlarımız
    ~ halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı ~

    Nazım Hikmet?

  • dışımızın kabuğu19.10.2024 - 17:46


    Dışımızın Kabuğu: Görünenden Öte Olan

    Dışımızdaki kabuk, başkalarının ilk gördüğü şeydir; ama asıl hikaye, o kabuğun ardında saklıdır. İnsanları sadece dış görünüşleriyle değerlendirmek, onların derinliklerini ve gerçek benliklerini görmezden gelmektir. Dışımızdaki kabuk, hayatın bize verdiği şekli yansıtırken, içimizdeki öz ruhumuzu taşır.

    Bir ağaç düşünün, dış kabuğu serttir ve zamanla yıpranır; ancak o kabuğun içinde, yaşamın kaynağı olan özsu akar. Bizim kabuğumuz da zamanla değişir, yaşadıklarımız, deneyimlerimiz ve karşılaştığımız zorluklar dışımıza yansır. Ama bu sadece dış görünüşümüzdür; içimizdeki öz hep aynıdır, saf ve değişmeyen bir şekilde varlığını sürdürür.

    Toplumun dayattığı güzellik standartları ya da başkalarının bakışları, çoğu zaman kabuğumuza odaklanmamıza neden olur. Oysa ki gerçek güzellik, içimizde saklı olan, ruhumuzun derinliklerinde yatan o saf ışıktadır. İnsanları dış kabuklarına göre değerlendirmek yerine, onların içlerindeki bu ışıltıyı keşfetmeye çalışmak, gerçek anlamda tanımak demektir.

    Dışımızın kabuğu, sadece bir maske gibidir. Gerçek biz ise bu maskenin ardında yatan duygu, düşünce ve hayallerle var oluruz. Hayatımızın en derin anlamı, bu kabuğun ötesinde, kalbimizin derinliklerinde bulunur.

    Kendimize ve başkalarına karşı daha derin bir bakış geliştirmek, dış kabuğun ötesine geçip içsel değerleri keşfetmek, hepimizin önünde duran bir fırsattır. Çünkü hayat, dış kabuktan çok daha fazlasıdır.

    Sevgiyle kalın,