Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Huri Çalışkan
Huri Çalışkan

İnsanı ayrıştıran din, dil, ülkesi değil penceresinden nasıl gördüğüdür.

  • Müzik kutusu18.05.2026 - 08:38

    ?si=5NNv8hB5QXhW7G5-

  • Huri Çalışkan Söz Güncesi18.05.2026 - 08:33

    kadınların haritası yoktur…
    onlar kendi coğrafyalarını kendileri belirler.

  • Huri Çalışkan Söz Güncesi11.05.2026 - 13:09

    Derbyshire’ın Kalbinde Bir Rüya: Aşkın Şafağı
    Huri Çalışkan

    İngiltere’nin kuzeyinde, Derbyshire’ın sisli tepeleri arasına saklanmış, yeşil devasa vadilerin kadim fısıltılarıyla kuşatılmış bir masal diyarıdır Pemberley... Gökyüzünün puslu mavisiyle yeryüzünün taze çimen kokusu o meşhur gölün aynasında birbirine sarılırken, zaman burada asaletle diz çöker. Bu efsanevi malikanenin ahşap verandasından bakınca; doğa sadece bir manzara değil, ruhun sonsuzluğa açılan o mağrur penceresidir.

    Henüz güneş yeryüzüne altın ellerini uzatmamış, gölgeler çekilmek için rızalık beklerken; Elizabeth, üzerinde rüzgarın parmaklarıyla taranan beyaz, tül gibi ince geceliğiyle koltuğuna yerleşir. Elinde, buharı sabahın buğusuna karışan gül yapraklı çayı... O, günün bu en dilsiz vaktini, arşın en saf ve en bakir suskunluğunu, sanki dünya yeni baştan kuruluyormuşçasına çok sever.

    Derken, adımları sessizliği incitmeden, varlığı huzur veren Darcy yaklaşır. Elizabeth’in omzuna bıraktığı o sıcak, şefkat dolu öpücük; şafağın serinliğini dağıtan, kalbin içini ısıtan ilk güneştir aslında. Kulağına, o derin ve sarsılmaz hayranlığıyla fısıldar:

    “Yine gün ışıklarıyla yarışa girmişsin sevgilim; ama nafile... Biliyorsun ki güneşin tüm ihtişamı, senin o duru ve berrak ışığının yanında sönük kalmaya mahkûmdur.”

    Elizabeth, sevdiğinin sesindeki o demlenmiş şefkatle gülümseyerek Darcy’ye yer açar o geniş, güven kokan koltukta. İnce bir battaniyenin yumuşaklığına sığınıp, diz dize, nefes nefese günü ve birbirlerini selamlarlar. İşte tam o an, Darcy’nin sesinden dökülür o mısralar; bir ruhun diğerine en mahrem, en çıplak itirafı gibi:

    “Pencereyi kapama, gök dolabilir içeri / Sen neyi görebilirsin / Islak bir bulutun ağışını mı... Pencereyi aç, sesin sarsın dünyayı / Duyulur elbet ta ötelerden / Yürek kendini tanır..”

    Yürekler, o mısranın büyülü boşluğunda birbirini yeniden tanır. Mutfağın kuytusundan süzülüp verandaya kadar kanat çırpan o taze tarçınlı kurabiye kokusu, huzurun somut hali olup sarar bu iki ruhu. Öyle bir teslimiyettir ki bu; ne geçmişin önyargılarından bir iz kalır kalplerde, ne de geleceğin belirsizliğinden bir korku. Gözleri kapalı, sadece birbirlerinin varoluş ritmine tutunarak, o meşhur “Pemberley sükûnetini” kutsal bir tütsü gibi ciğerlerine çekerler. Artık uykuya ihtiyaçları yoktur; çünkü yaşadıkları bu rüya, uyanıkken görülebilecek en muazzam mucizedir.

    Mayıs, bir takvim yaprağı değil; Pemberley’in o buğulu sabahında, bir şiirin en derin dizesinde, sevdiğinin omuz başındaki o ebedi “anda kalma” mucizesidir. Bırakın bu ay pencereleriniz hep açık kalsın; içeri sadece bahar kuşları değil, o dilsiz ama dünyayı sarsan devasa aşk dolsun.

  • Huri Çalışkan Söz Güncesi11.05.2026 - 13:08

    Derbyshire’ın Kalbinde Bir Rüya: Aşkın Şafağı
    Huri Çalışkan

  • Müzik kutusu11.05.2026 - 13:06

    ?list=RDbDJ7k0lPj0M

  • tanımlamada ki özne11.05.2026 - 10:27

    çoğunlukla kelimelerin ne söylediğine bakılır, oysa hangi sessizlikten doğduğuna bakılmalı. dünya bir gürültü yığınıdır ancak her yıkım ses çıkarmaz. eğer bir gürültü tonundan diğerine taş atmak hâkimse, orada samimiyet barınamaz.

    insanın gerçek yüzü, yüceltirken çıkardığı hayranlık sesinde değil; ayrılık vaktindeki o gürültüsünün ses tonunda gizlidir. asıl yıkım sessizce gerçekleşir, geri kalan her şey söylenemeyenlerin tam ortasıdır. insanı tanımak için alkışına değil, fırlattığı taşın hırsına bakılır.

  • kendime fısıltılar11.05.2026 - 10:12

    kendi kıyılarına vuran dalgalar, suların çekilmesiyle ardında ıslak kumlar bırakır, kimse görmese de deniz bilir.

    izler oradadır ve rüzgarın şarkısını dinler. bazı şeyler sadece durduğu yerde derindir ve zamana yenilmeyen bir hatırlayışı vardır.

  • Müzik kutusu28.04.2026 - 12:40

    ?si=kVSxznnOdhuojEuJ

  • kalemden düşen duygular28.04.2026 - 12:38

    dünya, sayfaları henüz çevrilmemiş devasa bir ansiklopedi. kimimiz kendi hikayemizin peşine düşüp en tutkulu bölümleri seçiyoruz, kimimiz daha sessiz satırlarda huzuru arıyoruz. herkesin aynı sayfaları ezberlemek zorunda olmadığı bu evrende, kendi bölümünü yazanların cesareti, hayatın en büyük hakikati.

  • kalemden düşen duygular16.04.2026 - 00:23

    okula göndermede güven sorunu yaşayan da aile, okula gönderdiği o ,, sorun yaratan" çocuğun ailesi de yine aile...

    taraflar farklı gibi ancak aslında iki ucu aynı yere çıkan koca bir düğüm bu. ortak olan sadece insan olmak ise o insaniyetin içinde nasıl bu kadar farklılaştık, nasıl bu kadar dağıldık...

    ilgili Bakanlıkların artık kağıt üzerindeki önlemlerden sıyrılıp, aile birliğine, psikoloji ve sosyoloji alanına gerçek ve derin bir neşter vurmaları şart. bu durum sadece bir asayiş meselesi değil, ciddi bir mesai, ciddi bir önlem ve insanı temelinden ele alan bir çalışma gerektirir.

    ?,, lanetliyorum" kelimesinden, o ruhu çekilmiş hazır duygu kalıplarından gerçekten nefret ettim.... ki benim nefret ettiğim minimalizedir. bu kadar soğuk, anlamlıymış gibi gözüken ama koca bir anlamsızlık statüsünde duran o hazır kalıp kelimeyi duymak istemedim hiç.

    ve şiddetin kötülüğünü anlatırken yine o şiddet temalı görselleri paylaşmak... yarayı yine şiddetin o hırpalayıcı diliyle iyileştirmeye çalışmak ne kadar büyük bir yanılgı ki kanımca...

    , aile" olma, ,,insan" olma ortaklığımızın yıkılmasını istemiyorum.