Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Huri Çalışkan
Huri Çalışkan

İnsanı ayrıştıran din, dil, ülkesi değil penceresinden nasıl gördüğüdür.

  • Tohumdan Toprak Üstünde Yürüme Sanat Akademisi28.03.2026 - 14:38

    madem mavisini saklayan gök, sabrın ve vakarın rengi, sen de içindeki o sarsılmaz sükunetle dikil hayata.

    kurşuni pelerin elbet savrulur, geriye sadece senin o aydınlık niyetin kalır.

    Günaydın Yaşamak.. Avuçlarındaki ışık hiç sönmesin...rağmenlere rağmen.

  • Tohumdan Toprak Üstünde Yürüme Sanat Akademisi28.03.2026 - 14:31


    gecenin rahminden süzülen o kurşuni zarafet, aslında mavinin en derin uykusundan uyandığı anlardan biri.

    gökyüzü bazı zamanlar gri bir pelerin giymiş olsa da, biz biliyoruz ki o sonsuz firuze atlas, bulutların hemen arkasında nefes almaya devam ediyor.


    o halde günaydın Umut... Işığın henüz ulaşamadığı kuytulara inat, yüzündeki tebessümü evrenin merkezine bir mühür gibi bas.

  • seni anlatmak28.03.2026 - 12:33


    bir sokak lambası kadar yorgunum bu gece.
    adın, sessizliğimin içinde dönüp duruyor.
    ellerim ceplerimde, şehir susmuş yine,
    bir tek rüzgâr var senin sesinde esiyor.

  • tanımlamada ki özne28.03.2026 - 12:31

    şimdi elimde
    yarısı içilmemiş bir cümle,
    keşfedilmemiş bir kelime,
    kadehin kenarına sinmiş özlem kaldı.

    bazı suskunluklar
    dudaktan değil,
    ruhtan sızar.
    ve ben ne zaman
    bir yudum daha alsam,
    adın ısınır ağzımda.
    sahi,
    biz en son ne zaman
    aynı cümlede kaldık?

    belki de her aşk
    yarım kalmak için yazılmıştır.

    ya da biz
    tam olmayı
    hiç konuşmadık.


  • seni anlatmak27.02.2026 - 11:08

    içimde o tanıdık serinlik,
    Ve... sen gelirsin aklıma,
    Tarçın kokulu sabahların serinliğinde...

    özledim gamzenin çukurlarından doğan güneşi,
    dudak kenarlarından süzülen ışık hüzmelerini izlemeyi...

  • tanımlamada ki özne27.02.2026 - 11:04

    bazı yazılar,
    yüksek sesli bir hoparlör gibidir.
    sürekli bağırır; agresif bir tonla, sert bir üslupla duyulmak ister.
    ama gürültü rahatsız edicidir.
    insan kapatmak ister.

    bazı yazılar ise keman gibidir.
    sessiz bir odada,
    tek bir notayla kalbe dokunur.

    gürültü rahatsızlık verir.
    müzik ise iz bırakır.

  • seni anlatmak10.02.2026 - 08:13

    ?si=Hjgrmft85xEJGpYb

  • seni anlatmak10.02.2026 - 08:12

    Geçip gittiğin için teşekkür ederim.
    Kalmamış olsan bile…

  • seni anlatmak10.02.2026 - 08:11

    RUHUN DURAKLARI: TEN SIZLAR, RUH BİLİR

    Huri Çalışkan
    “Keşke sevdiklerimiz gömüldükleri yerden filiz verseler...”

    Çünkü “Bir özlem vuruyor sineme, tanıdık kokulardan gelmişçesine koştura koştura...”

    Hayat, durakları biz doğmadan çok önce ruhun haritasına işlenmiş sessiz bir yolculuktur. Bu yolculukta vagonumuza birileri biner; bazen bir nefeslik, bazen bir ömürlük…

    Zihin bu akışı “doğru zaman” etiketiyle anlamlandırmaya çalışsa da, kalp o durak vakti geldiğinde büyük bir gürültüyle sarsılır.
    Çünkü sevdiğimiz bir can o kapıdan çıkıp sonsuzluğa yürüdüğünde, geride yalnızca hatıralar kalmaz; ruhun bir parçası da o bedenle birlikte sökülür.
    Acı genellikle soyut bir kavram sanılır.
    Oysa gerçek acı, insanın en çıplak hâlidir; tene çarpar, kemiğe kadar işler.

    Sevilen birinin gidişi, ister dünyevi bir ayrılık olsun ister o keskin veda olan ölüm, bedende fiziksel bir yankı uyandırır.

    Göğüs kafesine oturan basınç, boğazda düğümlenen şeffaf yumru, sebepsizce üşüyen eller...

    Bunlar ruhun yas tutma biçimidir.
    İnsan, gidenin boşluğunu yalnızca anılarında değil, parmak uçlarından ruhunun gergefinde, derin bir mayın acısı gibi hisseder.

    Ten yanar, içe işleyen sessiz yangınla...Tam bu yıkımın ortasında, spiritüel bir hakikat fısıldar:
    Ruh bilir.

    Geçip gittiğin için teşekkür ederim.
    Kalmamış olsan bile…

    Ruh, neyin ne zaman gelmesi ve neyin ne zaman dönüşmesi gerektiğini hep sezmiştir.

    “Geçip gittiğin ve bana ‘insan’ olmayı bu kadar derinden hissettirdiğin için teşekkür ederim,” diyebilmek, o acıyan tene en büyük şifadır.

    Kalmamış olsan bile, o durakta inmiş olsan bile, ruhuma bıraktığın o iz yolculuğumun en kıymetli pusulasıdır.

    Biz yolumuza devam ediyoruz; çünkü tren henüz bizim durağımıza varmadı.

    Ama artık daha hafifiz; çünkü gidenler yüklerini bırakıp, ışıklarını bize emanet ederek giderler.
    Bu yazı; vaktinden önce gidenlere, kokusu hâlâ sinemizde asılı kalan canlara ve özellikle şubatın o soğuk rüzgarıyla içimizi titreten o en derin vedaya bir vefa borcudur.
    Çünkü bazı gidişler eksilmek değil, hatıranın ölümsüz nefesine sığınmaktır.




    Hey..! Beyazımsı kalp Ali,
    Bu gökyüzü altında çok sevildin…

    Avluda Yürüyen Gölgeler romanı senin içindi.
    Çünkü bazı ruhlar gökyüzünde pek meşhurdur ve yeryüzünde mutlaka bilinmelidir.

    “İnsanın en derin yası, görünmeyen yerde kanar. Ve bazı eksikler, ancak ışıkla tamamlanır…”

    Huri Çalışkan

  • seni anlatmak10.02.2026 - 08:08

    Bazı ruhlar gökyüzünde meşhurdur,
    ve yeryüzünde bu ruhlara denk gelmek nasip meselesidir.

    Böyle bir nasip için teşekkür ederim.

    Ali Çalışkan
    1983 / 10.02.2018