--------Hz. Muhammed bütün İslam Aleminin medeni ve ruhani öğretmenidir. Ancak ve ne yazık ki, her hangi bir yetkinlik 1994 yılına kadar Öğretmenler gününü yasal kılmamıştır. Dünya'da ilk kez1994 Yılın da UNOSCO tarafın- dan güncellenmiştir. --------Türkiye Cumhuriyet Devrim yasalarınca 10-Ağustos 1928 de yeni Türk Alfabesi resmi dil olarak kullanılmaya başladıktan sonra, Misak-ı Milli sınırları içerisin de yaşayan, Dini-Mezhebi ve Irkı ne olursa olsun cümle Vatandaşın Baş Öğretmeni Mustafa Kemal ATATÜRK'tür. Bunu değiştirmeye hiç bir Kurum ve kuruluşun kudreti yetmez. --------Bütün Öğretmenlerimizin 24-Kasım Öğretmenler günü kutlu olsun...
-------ÖĞRETMEN------ . -------Osmanlı zamanın da 1848 yılına kadar ne Öğretmen vardı ne de okulu. Daha çok Sübyan Mektepleri yaygındı. Orada ders veren hocalar Medrese eğitimi almış güdümlü Şahıslardı. İlk kez 1848 de Öğretmenlik eğitimine yönelik Darülmuallim açılmıştır. Bu okulun ilk Müdürü Ahmet Mithat Efendi'dir. 1850 yılın da bu Okulun öğrenci sayısı otuz'dur. --------Türkiye Cumhuriyet Devleti kuruluncaya kadar da eğitim ve öğretim adına hiç bir iyileştirme yapılmamıştır. Osmanlı bu konuda da sınıfta kalmıştır. Mustafa Kemal ATATÜRK 10--Ağustos 1928 de 29 harften oluşan yeni Türk Alfabesini Meslis-i Ayan'da oylama sonucun da kabul edilmiştir. Vatana-Millete hayırlı olsun denildi ve müspet bilim ile bu günlere gelindi. Ben derim ki Bilim adına harf devrimi Dünya da yapılmış en büyük devrimlerden biridir. En kısa zaman da Memleket sathın da icra edilmeye başlamıştır. Bu gün buralar da hasbel kader, bir şeyler yazabiliyorsak bunu harf devrimine ve dolayısıyla Ulu Önder ATATÜRK'e borçluyuz. -------Benim Bir Kızım da Öğretmendir. Şiir sitem de günün önemine binaen yedi dörtlük halin de okurlara sunulmuştur. Ben buradan Bütün Öğretmelerimizin 24 Kasım Öğretmenler gününü en içten gelen sevgi dolu dileklerimle kutlar. Çalışanlara meslek hayatın da üstün başarılar diler ve Emekli öğretmenlerimize Sağlık, huzur ve mutluluklar dilerim. Sevgili Öğretmen Kızımın gözlerinden---- Gözlerinden öperim.... --------------OZAN ÇAKIROĞLU--------
------MODA: Kendi iç dinamiğiyle gelişmiş Ülkelerde Ekonomik, Siyasal, Sosyal ve kültürel gelişmelerin Topluma doğrudan ve dolaylı yansımasıdır. Emperyalist Toplumlarda Moda bir Uluslar arası strateji eylem birliğidir. Hatta Moda sektörünü güçlendirmek için Devlet Sübvansiyon desteği vermektedir. ------Anadolu Medeniyeti 1980-ler den sonra moda rezaletine yenilmiştir. Daha sonra Yanlış Siyasal politikalar sonucun da Maşrikten-Mağribe göç kervanı artarak Köy nüfusunun Şehirlere taşınma sonucun da, örfü kültürümüz oldukça yara almıştır. Tekelci Burjuvazinin Televizyonlarda güzellik yarışmaları düzenlemeleri sonucun da Mankenlik ve dizi filmleri oldukça gençlerimizin kafasını karıştırdı. Baba ile oğul-Ana ile Kızı arasında mesafe oluşmaya yol açtı. Artık moda ve Film sektörleri Yüce Türk Kadınını bir obje olarak kullanmaya başladı. ----Tevhid-i Tedrisatın rayında çıkması, Okullarda kılıf kıyafet serbestliği eğitim ve öğretim de kuralsız ve mizansız neslin türemesine yol açtı. Anadolu Aile birliği kökün- den sarsıldı. Mustafa Kemal Atatürk'ün çıkarmış olduğu Türk medeni kanunu dumura uğradı. Hala bu gün Kadınlar üzerinde ki gölgelasyon ve badanasyon son sürat Ülke sathına yayılmaktadır. ----Kara Fatmaların, Nene Hatunların, Şerife Bacıların, Satı Anaların, Gökçe Sunaların, Halide Ediplerin daha nice-nice Şehit olmuş yiğit kızlarımızın kemikleri sızlıyordur... Nerden--nereye. Doğru okuyan ve doğru anlayan okurlara saygılar sunarım... ----------ÇAKIROĞLU--------
--BİZDE Kİ MODAYA BAKIN-- --------------------------------------- Moda diye-diye soydular bizi Zıvanadan Çıktı, Gelini Kızı Ne kışı belli, ne de bahar yazı Hele bizde ki, modaya bakın. -------------------------------------- Saçları boyalı, Limon sarısı Al-açıkta kalmış, vucut yarsı Cakalar satıyor, Leydi karısı Nursuzun attığı havaya bakın. --------------------------------------- Her sabah Jimnastik, balerin dansı Ölse de kaçırmaz, hiç bir seansı Gençleri bayıyor, keskin esansı Paris'ten almış bir markaya bakın. ---------------------------------------- Şimdi ki nesile, olunmaz güman Gidişat bozul du, kalmadı iman Setreni Açıkta, Giymiyor Tuman Alman'a benzemiş, Helgaya bakın. ----------------------------------------- Bir Kenara Atmış Namusu-Arı Urbadan ibaret, Mülkiyet Varı Ne yuvası kalmış, nede bir tarı San ki Rum sentezi, Yorgoya bakın. ---------------------------------------- Saçını uzatmış, dönmüş Kadına Dövmeler yaptırmış, baldır buduna Çakır ne söylesin, böyle oduna Nektarı Şaraptır, Saykoya bakın... ------------------------------------------ -------OZAN ÇAKIROĞLU------- Çakıroğlu ne söylesin ne diye Anlayana bu sözlerim hediye...
---------BU GÜN RAHMETLİ DEDE'Mİ ANLATACAĞIM------- -------Benim sevgili balalarım dediler ki? Bazen de bir anekdot, ya da bir kıssadan hisseler yazsan olmaz mı, diye serzenişte bulundular. Ben de bu gün kü yazımda Merhum Dedem den bahsedeceğim. -------Dedem hem Osmanlı hem de Cumhuriyetliydi. 53 Yıl Osmanlı da yaşamış ve 41 Yıl da Cumhuriyet dönemin de yaşadı. Osmanlı ile Cumhuriyet arasında ki farkı iyi bilmekteydi. Bir gün Dedeme sordum, oylama olsa, Osmanlı mı?, Cumhuriyet mi? Dedi ki istisnasız CUMHURİYET. Arada ki farkı sordum. Mahallemiz de şarıl-şarıl akan iki ayrı Çeşmemiz vardı. Birin de Çerma (Ilıca) suyu akmaktaydı. Genelde Hayvanlara kullanırdık. Diğer Çeşme de ise Dağdan getirilmiş berrak, billur gibi Su akmaktaydı. Dedem dedi ki ha işte Cumhuriyet o, billur gibi akan SU gibidir. Biraz şaşırmıştım. Henüz on yaşlarındaydım... -------Dedem hem Çiftçilik hem de Hayvancılık yapardı. Hasat-Harmandan çok iyi anlardı. Dedem Samanlığa giderken, ben de peşinden giderdim. Her gidişimde Cebinden çıkarıp bana İki elma verirdi. Ben de her Zaman Elmaların hatrına küçük bir sepetle Dede'me yardıma giderdim. Biz Şimal-i Şark çocuğuyuz. Köyümüz de Kışın Kar iki metre yağardı. Bir gün yine Samanlığa Dede'me yardıma gittiğim de Dedem Ellerini kendi nefesiyle üfleyerek ısıtmaya uğraşıyordu. Dedim, Dedem ne yapıyorsun? Dedi ki benim bu nefesimle--Bu Başbakanı hiç anlamıyorum. Biraz şaşırdım. Dedim nasıl yani? Dedi ki, Sabah Nenen yaptığı Çorbayı yerken. Fazla sıcaktı bu nefesimle üfleyerek soğuttum öyle yedim. Şimdiyse aynı nefesimle üşüyen ellerimi ısıtıyorum. Aynı Başbakan gibi. Bazen veriyo ve baze de alıyo. Bu ne yaman çelişkidir diye söylene-söylene Samanı sepetlere doldurdu...Haa o, zaman ki devrin Başbakanı Fötr Şapkalı, Merhum Süleyman Amcamızdı... -------Gelelim Dedemin her samanlığa gittiğimde bana iki Elma verişine. Merak ettim Elmanın kaynağını ve gizlice Dede mi takip ettim. Dedem ben Samanlığa varmadan Elini Samanı altına daldırıp iki Elma çıkarıp cebine koyuyor ve ben gidince de tekrar yardıma gideyim diye çıkarıp bana veriyor. Artık Elmanın kaynağını öğrenmiştim. Dedem Cuma Namazına gidince Mahallemizin Çocuklarını toplayıp, doğru Saman- lığa. Samanı biraz eşeledik büyük bir sepetin içi Elma doluydu, Hepimiz ceplerimizi doldurup oradan uzaklaştık. Akşamleyin Dedem hayvanları beslemek için Saman- lığa gidince, Sanırsın Nuh tufanı koptu. Nasıl feveran ediyor, nasıl bühtanı laflar savuruyor. Kim durur oralarda, ben Dayımlara gittim ve üç beş gün orda kaldım. Şimdi her hatırladığımda, gözlerim dolar ve dalar-dalar giderim. -------Dedem hem Otağımızın, hem de Mahallemizin Dal-yapraklı bir gölgelasyon Çınar Ağacıydı. Allah gani-gani Rahmet eylesin, Mekânı Cennet, Ruhu şad olsun. Aşağıda Dedem için yazdığım Şiir Cümle sevenlerine hediyem olsun.. -------------------ÇAKIROĞLU-----------
-------BENİM DEDEM------ Şavşat İlçesi, Yoncalı'dır Köyü Ümmeti Muhammed'di onun yolu Kin, kibir bilmez yumuşaktı huyu Dünya'dan Murad Aldı da gitti. ----------------------------------- Bir Uşağı Vardı, iki de Kızı Gözleri pusulu, bağrında sızı Hakkın divanına çevirdi yüzü Eşine Elveda dedi da gitti. ---------------------------------- Çift sürer Arpa, Buğday Ekerdi Bağ Bahçeyi sever, Fidan dikerdi Kayış-Koluşu Sinel Gibi Bükerdi Yek başına yola revan oldu da gitti. ----------------------------------- Atatürk'ten Başka, Baş tanımazdı Karga'dan Başka da Kuş tanımazdı Mıhlamadan Başka, Aş tanımazdı Örfünü Nesline, Yazdı da Gitti. -------------------------------------- Çalıştı uğraştı, koştu yoruldu Bazen isyan etti, esti duruldu Yobaza, aymaza, kızdı darıldı Dinsize, nursuza çattı da gitti. -------------------------------------- Mürşid-i Kâmil'di, Şirke düşmedi Cehalete uyup, Haktan şaşmadı Örf, adet töre bildi, sınır aşmadı Döndü Mevla'ya El açtı da gitti. --------------------------------------- Yıkıldı Mahallenin, Çınar ağacı Yel Vurdu savruldu, yaprağı tacı Göz yaşı döktü oğul, uşak bacı Ebedi Uykusuna, Daldı da Gitti... ---------------------------------------- Cümle sevenlerine gelsin...ÇAKIROĞLU.
----------Muhterem Hanımefendi: ------Zat-ı Alinizin derin ve anlamlı Mahlasınıza yakışmayan, oldukça talihsiz bir açıklamada bulunmuşsunuz.. Dünya'da Usta Şair kalmadı. Dünya da bilemem amma ve lakin Ulusal Vatanımız da sayılmayacak düzey de Yazar ve Şairimiz mevcuttur. Türk Edebiyatımızın özellikle Şiir dalı oldukça gelişmiş ve Devran-i Alem de ilk sıralarda kendine yer bulmuştur. ------Merhum Can Yücel'in Şiirini güncellediniz. Tekraren dinledim. Merhum Babası Hasan Ali Yücel'in Türk Tevhid-i Tedrisat teşkilatına hizmetleri tartışılmaz. Günümüz de yaşamakta olan nice-nice Can Yücel'ler vardır saymakla bitmez. Özellikle Sizin gibi bilgi dağarcığı müspet bilimle dolu olan aydın ve Sosyalist Realist'in böyle yavan-cılız ve nefrete konu olabilecek bir açıklama yapmasını tetikleyen ne olabilir ki??? -------Ne siz, ne ben ve ne de Antoloji de yazan her hangi bir edebi yetkinlik bu değimi Türk Ulusal Şairlerimize yakıştıramaz...VESSELAM...ÇAKIROĞLU.
-----Her kes tutturmuş bir Cehalettir gidiyor. İyi de kim-kime göre cahil.?? Okur-yazara göre ummi mi, Mürşide göre- yobaz mı, Modaya göre -Türban mı, Senyöre göre Serfler mi, Ağaya göre- Maraba mı, Burjuvaziye göre Feodal mı Patrona göre- İşçiler mi, Şehirliye göre-Köylümü, Siyasiye göre-Seçmen mi??? Din- Mezhebe göre- Realistler mi, Metafizik Felsefeye göre- Materyalistler mi.? -----Ya-hu bu cehalet kimdir-kimlerdir. Nereden gelirler ve ne yana doğru giderler. Son zamanlar da her kes ehil olmuş. Bu da ön yargının başka bir kolu olsa gerek. Yaradan sonumuzu hayır eylesin. VESSELAM----------ÇAKIROĞLU.
Ön Yargı Ateştir, Yakar Gider ---------------------------------------------- Ön Yargı Çıbandır, Döner Yaraya Sen Mavi dersin O, Ak Der Karaya Kantarı Bozuktur, Gelmez Daraya Ruhuna Kelepçe, Takar da Gider. ------------------------------------------- Yargısız infazdır, Gönlü Hayali Mürşid-i Dinlemez, Yoktur Ayari Yobazdan çok çekti, Aydın-Kemal'i Özgürlük Bendini, yıkar da gider. ------------------------------------------- Dağarcığı Dardır, Mantık Hanında Her daim saf tutar, Şıh'ın yanında Merhamet arama, yoktur şanında Bağrına Acılar, Eker de Gider. ------------------------------------------ Basiret Zayıftır Kendinde Geçer Feraset yok olur, hayal de Uçar İklimi Bozuktur, Aslından Kaçar Huma Kuşu Gibi, Uçar da Gider. ------------------------------------------ Tarikat Dergâhın, Kara Kolcusu Dinleyip tartmadan Hüküm yolcusu Mizanı Yavandır, Yoktur Ölçüsü Haşhaşi Sülbüne, Tapar da gider. ------------------------------------------ Der Vezir Yobazdan, Dost olmaz Kardaş Yalancı Fetbazla, Olunmaz Yoldaş Cahilden Eyleme, Kendine Sırdaş Her İki Alemi, Yakar da Gider. -------------------------------------------- Anlayana Sivri Sinek Saz Anlamayana Davul Zurna az...VESELAM
--------Hz. Muhammed bütün İslam Aleminin medeni ve ruhani öğretmenidir.
Ancak ve ne yazık ki, her hangi bir yetkinlik 1994 yılına kadar Öğretmenler
gününü yasal kılmamıştır. Dünya'da ilk kez1994 Yılın da UNOSCO tarafın-
dan güncellenmiştir.
--------Türkiye Cumhuriyet Devrim yasalarınca 10-Ağustos 1928 de yeni Türk
Alfabesi resmi dil olarak kullanılmaya başladıktan sonra, Misak-ı Milli sınırları
içerisin de yaşayan, Dini-Mezhebi ve Irkı ne olursa olsun cümle Vatandaşın
Baş Öğretmeni Mustafa Kemal ATATÜRK'tür. Bunu değiştirmeye hiç bir Kurum
ve kuruluşun kudreti yetmez.
--------Bütün Öğretmenlerimizin 24-Kasım Öğretmenler günü kutlu olsun...
-------ÖĞRETMEN------
.
-------Osmanlı zamanın da 1848 yılına kadar ne Öğretmen vardı ne de okulu.
Daha çok Sübyan Mektepleri yaygındı. Orada ders veren hocalar Medrese
eğitimi almış güdümlü Şahıslardı. İlk kez 1848 de Öğretmenlik eğitimine
yönelik Darülmuallim açılmıştır. Bu okulun ilk Müdürü Ahmet Mithat Efendi'dir.
1850 yılın da bu Okulun öğrenci sayısı otuz'dur.
--------Türkiye Cumhuriyet Devleti kuruluncaya kadar da eğitim ve öğretim
adına hiç bir iyileştirme yapılmamıştır. Osmanlı bu konuda da sınıfta kalmıştır.
Mustafa Kemal ATATÜRK 10--Ağustos 1928 de 29 harften oluşan yeni Türk
Alfabesini Meslis-i Ayan'da oylama sonucun da kabul edilmiştir. Vatana-Millete
hayırlı olsun denildi ve müspet bilim ile bu günlere gelindi. Ben derim ki Bilim
adına harf devrimi Dünya da yapılmış en büyük devrimlerden biridir. En kısa
zaman da Memleket sathın da icra edilmeye başlamıştır. Bu gün buralar da
hasbel kader, bir şeyler yazabiliyorsak bunu harf devrimine ve dolayısıyla
Ulu Önder ATATÜRK'e borçluyuz.
-------Benim Bir Kızım da Öğretmendir. Şiir sitem de günün önemine binaen yedi
dörtlük halin de okurlara sunulmuştur. Ben buradan Bütün Öğretmelerimizin
24 Kasım Öğretmenler gününü en içten gelen sevgi dolu dileklerimle kutlar.
Çalışanlara meslek hayatın da üstün başarılar diler ve Emekli öğretmenlerimize
Sağlık, huzur ve mutluluklar dilerim. Sevgili Öğretmen Kızımın gözlerinden----
Gözlerinden öperim....
--------------OZAN ÇAKIROĞLU--------
SUSKUN TOPLUMUN SESİDİR KADIN
.
Mustafa Kemal'den, Bize Vasiyet
Yasayla Verdi Kadına Ünsiyet
Nice Gönüller de, Şeref Haysiyet
Suskun Toplumların, sesidir Kadın.
--------------------------------------------
Atlastır, Libastır-Şöhrettir Şandır
Yürekte Sevgidir, Damar da kandır
Hazreti Adem-i, Eriten Hardır
Kevser ırmağının, tasıdır Kadın.
--------------------------------------------
Gönüllere Huzur, Gözlere Ferdir
Çocuğuna Ana, Eşine Yardır
Aileye Şeref, Ağyara Şerdir
Örf, adet törenin Asıdır Kadın.
-----------------------------------------
Her kes Kadından, Bekler vefayı
Kayın-kaynatadan, çeker cefayı
Kocasından ayrı, sürmez sefayı
Yanmaz ocakları, ısıtır Kadın.
-----------------------------------------
Şefkatı şifadır, Gönülde yaraya
Yürütür Gemiyi, vurmaz karaya
Severse bakmaz boy-bos daraya
Nice gönüllerin, düşüdür Kadın.
-----------------------------------------
Der Vezir aksaklık, her cinste vardır
Onlar bize şeref, namustur-ardır
Ana, kız gelindir, hanımdır-yardır
Cennet-i alanın, hasıdır Kadın...
-----------------------------------------
-----OZAN ÇAKIROĞLU-----
BARIŞIN TEMELİ SEVGİDİR-SEVGİ
.
Yaradan Hükmüdür, Beşerde Selam
Muhabbet Aşkıdır Lisan-ı Kelam
Feraset İzzettir, Gerisi Yalan
Barışın Pınarı Sevgidir-Sevgi.
-----------------------------------------
Su-Hava Güneştir Doğada Kaygı
İnsanı Yüceltir, Hürmetle Saygı
Vicdandır gönülde, en güzel sevgi
Huzurun Kaynağı Sevgidir-Sevgi.
-------------------------------------------
Şimal-i Şark'tır Memleket Yöremiz
Hak-Hakikattır Örf-Adet Töremiz
Dostlara Açıktır, Otağ-Hanemiz
Mutluluk Vuslatı Sevgidir-Sevgi.
------------------------------------------
Der Vezir Doğruyu, Söyler Yazarım
Cambazlar Sirkin de, olmaz pazarım
Eğriye-Doğruya Destan Dizerim
Dostluğun Temeli, Sevgidir-Sevgi.
--------------------------------------------
-------OZAN ÇAKIROĞLU-------
Ben daha ne söyleyem de, ne diyem
Anlayan Dostlara, Olsun Hediyem...
----------MODA-MODA NEDİR YA-HU BU MODA---------
------MODA: Kendi iç dinamiğiyle gelişmiş Ülkelerde Ekonomik, Siyasal, Sosyal
ve kültürel gelişmelerin Topluma doğrudan ve dolaylı yansımasıdır. Emperyalist
Toplumlarda Moda bir Uluslar arası strateji eylem birliğidir. Hatta Moda sektörünü
güçlendirmek için Devlet Sübvansiyon desteği vermektedir.
------Anadolu Medeniyeti 1980-ler den sonra moda rezaletine yenilmiştir. Daha
sonra Yanlış Siyasal politikalar sonucun da Maşrikten-Mağribe göç kervanı artarak
Köy nüfusunun Şehirlere taşınma sonucun da, örfü kültürümüz oldukça yara almıştır.
Tekelci Burjuvazinin Televizyonlarda güzellik yarışmaları düzenlemeleri sonucun da
Mankenlik ve dizi filmleri oldukça gençlerimizin kafasını karıştırdı. Baba ile oğul-Ana
ile Kızı arasında mesafe oluşmaya yol açtı. Artık moda ve Film sektörleri Yüce Türk
Kadınını bir obje olarak kullanmaya başladı.
----Tevhid-i Tedrisatın rayında çıkması, Okullarda kılıf kıyafet serbestliği eğitim ve
öğretim de kuralsız ve mizansız neslin türemesine yol açtı. Anadolu Aile birliği kökün-
den sarsıldı. Mustafa Kemal Atatürk'ün çıkarmış olduğu Türk medeni kanunu dumura
uğradı. Hala bu gün Kadınlar üzerinde ki gölgelasyon ve badanasyon son sürat Ülke
sathına yayılmaktadır.
----Kara Fatmaların, Nene Hatunların, Şerife Bacıların, Satı Anaların, Gökçe Sunaların,
Halide Ediplerin daha nice-nice Şehit olmuş yiğit kızlarımızın kemikleri sızlıyordur...
Nerden--nereye. Doğru okuyan ve doğru anlayan okurlara saygılar sunarım...
----------ÇAKIROĞLU--------
--BİZDE Kİ MODAYA BAKIN--
---------------------------------------
Moda diye-diye soydular bizi
Zıvanadan Çıktı, Gelini Kızı
Ne kışı belli, ne de bahar yazı
Hele bizde ki, modaya bakın.
--------------------------------------
Saçları boyalı, Limon sarısı
Al-açıkta kalmış, vucut yarsı
Cakalar satıyor, Leydi karısı
Nursuzun attığı havaya bakın.
---------------------------------------
Her sabah Jimnastik, balerin dansı
Ölse de kaçırmaz, hiç bir seansı
Gençleri bayıyor, keskin esansı
Paris'ten almış bir markaya bakın.
----------------------------------------
Şimdi ki nesile, olunmaz güman
Gidişat bozul du, kalmadı iman
Setreni Açıkta, Giymiyor Tuman
Alman'a benzemiş, Helgaya bakın.
-----------------------------------------
Bir Kenara Atmış Namusu-Arı
Urbadan ibaret, Mülkiyet Varı
Ne yuvası kalmış, nede bir tarı
San ki Rum sentezi, Yorgoya bakın.
----------------------------------------
Saçını uzatmış, dönmüş Kadına
Dövmeler yaptırmış, baldır buduna
Çakır ne söylesin, böyle oduna
Nektarı Şaraptır, Saykoya bakın...
------------------------------------------
-------OZAN ÇAKIROĞLU-------
Çakıroğlu ne söylesin ne diye
Anlayana bu sözlerim hediye...
---------BU GÜN RAHMETLİ DEDE'Mİ ANLATACAĞIM-------
-------Benim sevgili balalarım dediler ki? Bazen de bir anekdot, ya da bir kıssadan
hisseler yazsan olmaz mı, diye serzenişte bulundular. Ben de bu gün kü yazımda
Merhum Dedem den bahsedeceğim.
-------Dedem hem Osmanlı hem de Cumhuriyetliydi. 53 Yıl Osmanlı da yaşamış ve
41 Yıl da Cumhuriyet dönemin de yaşadı. Osmanlı ile Cumhuriyet arasında ki farkı
iyi bilmekteydi. Bir gün Dedeme sordum, oylama olsa, Osmanlı mı?, Cumhuriyet mi?
Dedi ki istisnasız CUMHURİYET. Arada ki farkı sordum. Mahallemiz de şarıl-şarıl
akan iki ayrı Çeşmemiz vardı. Birin de Çerma (Ilıca) suyu akmaktaydı. Genelde
Hayvanlara kullanırdık. Diğer Çeşme de ise Dağdan getirilmiş berrak, billur gibi Su
akmaktaydı. Dedem dedi ki ha işte Cumhuriyet o, billur gibi akan SU gibidir. Biraz
şaşırmıştım. Henüz on yaşlarındaydım...
-------Dedem hem Çiftçilik hem de Hayvancılık yapardı. Hasat-Harmandan çok iyi
anlardı. Dedem Samanlığa giderken, ben de peşinden giderdim. Her gidişimde
Cebinden çıkarıp bana İki elma verirdi. Ben de her Zaman Elmaların hatrına küçük
bir sepetle Dede'me yardıma giderdim. Biz Şimal-i Şark çocuğuyuz. Köyümüz de
Kışın Kar iki metre yağardı. Bir gün yine Samanlığa Dede'me yardıma gittiğim de
Dedem Ellerini kendi nefesiyle üfleyerek ısıtmaya uğraşıyordu. Dedim, Dedem ne
yapıyorsun? Dedi ki benim bu nefesimle--Bu Başbakanı hiç anlamıyorum. Biraz
şaşırdım. Dedim nasıl yani? Dedi ki, Sabah Nenen yaptığı Çorbayı yerken. Fazla
sıcaktı bu nefesimle üfleyerek soğuttum öyle yedim. Şimdiyse aynı nefesimle üşüyen
ellerimi ısıtıyorum. Aynı Başbakan gibi. Bazen veriyo ve baze de alıyo. Bu ne yaman
çelişkidir diye söylene-söylene Samanı sepetlere doldurdu...Haa o, zaman ki devrin
Başbakanı Fötr Şapkalı, Merhum Süleyman Amcamızdı...
-------Gelelim Dedemin her samanlığa gittiğimde bana iki Elma verişine. Merak ettim
Elmanın kaynağını ve gizlice Dede mi takip ettim. Dedem ben Samanlığa varmadan
Elini Samanı altına daldırıp iki Elma çıkarıp cebine koyuyor ve ben gidince de tekrar
yardıma gideyim diye çıkarıp bana veriyor. Artık Elmanın kaynağını öğrenmiştim.
Dedem Cuma Namazına gidince Mahallemizin Çocuklarını toplayıp, doğru Saman-
lığa. Samanı biraz eşeledik büyük bir sepetin içi Elma doluydu, Hepimiz ceplerimizi
doldurup oradan uzaklaştık. Akşamleyin Dedem hayvanları beslemek için Saman-
lığa gidince, Sanırsın Nuh tufanı koptu. Nasıl feveran ediyor, nasıl bühtanı laflar
savuruyor. Kim durur oralarda, ben Dayımlara gittim ve üç beş gün orda kaldım.
Şimdi her hatırladığımda, gözlerim dolar ve dalar-dalar giderim.
-------Dedem hem Otağımızın, hem de Mahallemizin Dal-yapraklı bir gölgelasyon
Çınar Ağacıydı. Allah gani-gani Rahmet eylesin, Mekânı Cennet, Ruhu şad olsun.
Aşağıda Dedem için yazdığım Şiir Cümle sevenlerine hediyem olsun..
-------------------ÇAKIROĞLU-----------
-------BENİM DEDEM------
Şavşat İlçesi, Yoncalı'dır Köyü
Ümmeti Muhammed'di onun yolu
Kin, kibir bilmez yumuşaktı huyu
Dünya'dan Murad Aldı da gitti.
-----------------------------------
Bir Uşağı Vardı, iki de Kızı
Gözleri pusulu, bağrında sızı
Hakkın divanına çevirdi yüzü
Eşine Elveda dedi da gitti.
----------------------------------
Çift sürer Arpa, Buğday Ekerdi
Bağ Bahçeyi sever, Fidan dikerdi
Kayış-Koluşu Sinel Gibi Bükerdi
Yek başına yola revan oldu da gitti.
-----------------------------------
Atatürk'ten Başka, Baş tanımazdı
Karga'dan Başka da Kuş tanımazdı
Mıhlamadan Başka, Aş tanımazdı
Örfünü Nesline, Yazdı da Gitti.
--------------------------------------
Çalıştı uğraştı, koştu yoruldu
Bazen isyan etti, esti duruldu
Yobaza, aymaza, kızdı darıldı
Dinsize, nursuza çattı da gitti.
--------------------------------------
Mürşid-i Kâmil'di, Şirke düşmedi
Cehalete uyup, Haktan şaşmadı
Örf, adet töre bildi, sınır aşmadı
Döndü Mevla'ya El açtı da gitti.
---------------------------------------
Yıkıldı Mahallenin, Çınar ağacı
Yel Vurdu savruldu, yaprağı tacı
Göz yaşı döktü oğul, uşak bacı
Ebedi Uykusuna, Daldı da Gitti...
----------------------------------------
Cümle sevenlerine gelsin...ÇAKIROĞLU.
----------Muhterem Hanımefendi:
------Zat-ı Alinizin derin ve anlamlı Mahlasınıza yakışmayan, oldukça talihsiz bir
açıklamada bulunmuşsunuz.. Dünya'da Usta Şair kalmadı. Dünya da bilemem
amma ve lakin Ulusal Vatanımız da sayılmayacak düzey de Yazar ve Şairimiz
mevcuttur. Türk Edebiyatımızın özellikle Şiir dalı oldukça gelişmiş ve Devran-i
Alem de ilk sıralarda kendine yer bulmuştur.
------Merhum Can Yücel'in Şiirini güncellediniz. Tekraren dinledim. Merhum
Babası Hasan Ali Yücel'in Türk Tevhid-i Tedrisat teşkilatına hizmetleri tartışılmaz.
Günümüz de yaşamakta olan nice-nice Can Yücel'ler vardır saymakla bitmez.
Özellikle Sizin gibi bilgi dağarcığı müspet bilimle dolu olan aydın ve Sosyalist
Realist'in böyle yavan-cılız ve nefrete konu olabilecek bir açıklama yapmasını
tetikleyen ne olabilir ki???
-------Ne siz, ne ben ve ne de Antoloji de yazan her hangi bir edebi yetkinlik
bu değimi Türk Ulusal Şairlerimize yakıştıramaz...VESSELAM...ÇAKIROĞLU.
-----Her kes tutturmuş bir Cehalettir gidiyor. İyi de kim-kime göre cahil.??
Okur-yazara göre ummi mi, Mürşide göre- yobaz mı, Modaya göre -Türban mı,
Senyöre göre Serfler mi, Ağaya göre- Maraba mı, Burjuvaziye göre Feodal mı
Patrona göre- İşçiler mi, Şehirliye göre-Köylümü, Siyasiye göre-Seçmen mi???
Din- Mezhebe göre- Realistler mi, Metafizik Felsefeye göre- Materyalistler mi.?
-----Ya-hu bu cehalet kimdir-kimlerdir. Nereden gelirler ve ne yana doğru giderler.
Son zamanlar da her kes ehil olmuş. Bu da ön yargının başka bir kolu olsa gerek.
Yaradan sonumuzu hayır eylesin. VESSELAM----------ÇAKIROĞLU.
Ön Yargı Ateştir, Yakar Gider
----------------------------------------------
Ön Yargı Çıbandır, Döner Yaraya
Sen Mavi dersin O, Ak Der Karaya
Kantarı Bozuktur, Gelmez Daraya
Ruhuna Kelepçe, Takar da Gider.
-------------------------------------------
Yargısız infazdır, Gönlü Hayali
Mürşid-i Dinlemez, Yoktur Ayari
Yobazdan çok çekti, Aydın-Kemal'i
Özgürlük Bendini, yıkar da gider.
-------------------------------------------
Dağarcığı Dardır, Mantık Hanında
Her daim saf tutar, Şıh'ın yanında
Merhamet arama, yoktur şanında
Bağrına Acılar, Eker de Gider.
------------------------------------------
Basiret Zayıftır Kendinde Geçer
Feraset yok olur, hayal de Uçar
İklimi Bozuktur, Aslından Kaçar
Huma Kuşu Gibi, Uçar da Gider.
------------------------------------------
Tarikat Dergâhın, Kara Kolcusu
Dinleyip tartmadan Hüküm yolcusu
Mizanı Yavandır, Yoktur Ölçüsü
Haşhaşi Sülbüne, Tapar da gider.
------------------------------------------
Der Vezir Yobazdan, Dost olmaz Kardaş
Yalancı Fetbazla, Olunmaz Yoldaş
Cahilden Eyleme, Kendine Sırdaş
Her İki Alemi, Yakar da Gider.
--------------------------------------------
Anlayana Sivri Sinek Saz
Anlamayana Davul Zurna az...VESELAM