“ Ey Zeyneb. İram mevkinden ben geçerken, Seni hatırladım. İçimden gelerek, şöyle dua ettim. Ya Rabbi, Zeyneb`i şen ve esen kıl. Nitekim şimdi güvenli haremde oturmaktadır. Ve emin güvenilir kimsenin kızına, Hak Teala iyi mükafat versin.”
Zeyneb, Resül-ü Ekrem Efendimizin ilk kızıydı. Peygamberimiz otuz yaşındayken, HZ. Zeyneb dünyayı şereflendirmişti. HZ. Zeyneb, genç kız olduğunda teyzesi Hale, oğlu Ebu`l As Bin Rebi `ye istedi. Annesi HZ. Hadice bu evliliği uygun görünce Zeyneb de evliliği kabul etti. O sıralar Cenab-ı Hak tarafından bu tarz evliliği yasaklayıcı hüküm gelmemişti. Ta ki vahiy gelene kadar…. Müslüman bir kadının, müşrik bir erkekle evli kalamayacağını açıkça beyan eden ayetler geldiğinde, beraberliklerinin bitmesi gerekiyordu..
Kolay mıydı vazgeçmek.. Yüreği yanarken dininden gayrısını düşünmemek… Zeyneb çok üzülüyordu. Canından çok sevdiği babası medineye hicret etmiş, kocasının müsaade etmeyişi sebebiyle Mekke de kalmıştı. Bir yanda kocası, bir yanda her şeyi. Yüreğinde daha ağır basıyordu babasının yanında olmak, dininin yanında olmak.. Ama nasıl? Uçsuz bucaksız çölleri bir başına aşıp da gidebilirmiydi..
Nihayet o gün gelmişti. Bedir muharebesinde Ebu`l As Müslümanların eline esir düştü. As`ın esir olarak yakalandığı haberi Mekke müşriklerine ulaştı. Mekke halkından herkes kendi esirinin kurtulması için fidye gönderdi. HZ. Zeyneb, As`ın kardeşi Amr`ı fidye ödeyip, As`ı kurtarması için Medine`ye gönderdi. Gönderdiği paraların yanında annesinin kendisine düğün hediyesi olarak verdiği yemen akiki bir gerdanlık vardı.
Gerdanlık huzuru saadetteydi. Resulullah gerdanlığı gördü. Gözlerinin önüne geldi, yoldaşı, üzerine titreyip kol kanat geren ilk hanımı HZ. Hadice. Yüreği merhametle yıkanmış Resul-ü Zişan üzülmüştü. Ağlamışmıydı gözleri, süzülmüşmüydü yanağından gül goncaları….. Şimdi As`ın fidyesiydi, Zeyneb`e annesinin yadigarı. Bu ne büyük bir sevgiydi. Sadakatin en güzeliydi.
- zeyneb`in kocasını bırakmak ister misiniz? Meseleyi anlattı ashaba. Nasıl istemezdi ashab. Canından çok sevdikleri Resulullah rica etmişti. - canımız, malımız sana feda olsun Ya Resulullah.
Fakat usul gereğince esir fidyesiz kalamazdı. Zatı Saadetlerinin damadı olmak hasebiyle istisna teşkil edemezdi. Bunun için anlaşma oldu. Anlaşma gereğince As Mekke`ye döndükten sonra zeyneb`i Medine `ye gönderecekti.
Binbir güçlüklerle Zeyneb babasının yanındaydı. . Müşrikler teklifler sunuyorlar: “ sen O`nu boşa, istediğin kureyş kızını sana verelim.”
'Allah'a yemin olsun ki, eşimden ayrılmam, onun yerine Kureyş'ten, başka bir kadının eşim olmasını da istemem' (İbn Hişam, a.g.e.,1, 652) derdi As.
Şimdi mahzundu Zeyneb`inden ayrıydı. Gözünde nasıl da küçülmüştü bir anda dünya. Çöl gecelerinde rüzgar bu defa Zeyneeeb Zeyneeeeeeeb diye bağırıyordu kulaklarında. Nereye değse gözleri, karşısındaydı Zeyneb`i…
Artık iman ediyordu. Ama bunu söylemek için uygun zamanı bekliyordu. Ticaretle uğraşırdı As. Üzerinde bulunan emanetleri sahiplerine vermeden bunu açıklamak istemiyordu. Çünkü yanlış anlaşılırdı. Ve o gün gelmişti. Emanetleri sahiplerine verdi. İman ettiğini herkese duyurdu.
Sevenler kavuşamazmış bu dünyada. Zeyneb ile As güçlükler, zorluklar karşısında birbirlerini sevmekten vazgeçmediler. Zeyneb çok hastaydı. Ölüm döşeğinde son günleriydi. Vefat ettiğinde, zatı saadetleriyle beraber kocası As, defnettiler. Ayrılık, sevdiğinden ayrılık zor gelmişti As`a. Zeyneb`inden ayrılışının kısa bir süre sonunda, As da bu dünyaya gözlerini yumdu.
Zeyneb ile As Sabrın, sadakatin, aşkın, sevdanın en güzel örneği. Evet. Sevginin hamurunda saygı ve edeb de olsa gerek..
…hiç gürbüz hiç pembe yanaklı sayfalarımız olmadı mı bizim ? biz hiç mavi kalacak bir mevsime çıkmamış mıydık yorgun yokuşlardan kışın ~ Kendiliğinden gelen sözcüklerin misafirliğini ne çok severdin Nasılsın ? bugünlerde ben iyi gibiyim yorgun gri kaideler arasında hüzünlü bir yeşilim Ya sen sen…nasılsın ? göğsündeki ağrılar nasıl iyi misin ? ~ Ben hangi kelimeye açsam ağzımı ben hangi kelimeyi nereye koysam bir sonbahar konaklar sesimde ~ Ben hangi kelimeyle girsem akşama ben hangi kelimeyle nereye gitsem yokluğunun renginde depremler düşer boynuma ~ Ben hangi yaprağın ince hüznüyüm sen hangi sersem haydut… . ~Birhan Keskin
“Uygur erkeklerini sonsuza kadar kölemiz yapalım, Uygur kadınlarını da asırlar boyunca fahişemiz.”
Çinlilerin Uygur Türklerine bakış açısı..
Sessizce boyun büktü,Doğu Türkistan. Garipliği, çaresizliği tüm zerrelerinde hissederek..öz kardeşlerinin aldırmayan nazarlarında, kabuğunun içinde küçüldükçe küçüldü.. oysa o cılız bedenlerinde iki cam vardı ki; bir baksa kardeşi o cam gözlerde kendini görecekti.. Gecelerde bir kız çocuğunun feryadını duyarsanız bilin ki; Doğu Türkistan da sırf kız olduğu için ölüme mahkum olan Ayşelerin, Fatmaların, Zeyneplerin sesidir.
Türk kim dersen, bil ki menem Esaret yurdunda, garib bencileyn..
'90 yaşındayım gözlerim görmüyor, ama mücadele azmimden ve vatana bağlılığımdan hiçbir şey kaybetmedim'
İsa Yusuf Alptekin.
Doğu Türkistan`ın sesi, soluğu, canı, babası, anası… Doğu Türkistan davasının anlatılması için ömrünün sonuna kadar, her türlü zorluğa rağmen mücadele verdi.. Bir sevdaydı Doğu Türkistan, nazlı gelindi Gök Bayrak.. Nazlı gelini dalganacaktı bir gün Al Bayrağın yanında.. Ve o gün gelmişti. Türkiye de bir programda, nazlı gelini Gök Bayrak dalganıyordu Al Bayrağın yanında. Hıçkırarak ağlıyordu koca adam, görmeyen gözlerine inat. Gök Bayrak mahsun değildi, kardeşinin yanında korkusuzca dalgalandıkça dalgalanıyordu..
Bu yüzdendir belki de bir konuşmasında aynen şöyle demişti;
'Gönül arzu eder ki, Türkistan meselesinin halledilmesi davasında öncülük şerefi, Türkiye'nin hakkı olsun....'
Önce el ve ayaklar çivilenir daha sonra ise saatlerce çıplak ayak buz üstünde durdurulur el ve kollar donar ve sonra kesilir yaşayan bir ölüdür artık Müslüman Türk kardeşimiz..
ya Nükleer Denemeler, sırf Müslüman olduğu için yapılan katliamlar..
Ezana hasret kaldı kulaklarımız Kuran`a hasrettir hep gözlerimiz Garibtir dinimiz, imanımız Bir bilsen neler çekir gardaşın..
Ayrılık vakti gelmişti. son yolculuğunda eşlik ediyordu al ve gök bayrak.
Çin Halk Cumhuriyeti Xin Hua Haber Ajansı Halk Gazetesi (Ren min ribao) ’nin 18 Aralık 1995 tarihindeki sayısında Alptekin’in dünyadan ayrılışını “Çin’in düşmanı öldü” başlığıyla çok önemli bir haber olarak dünya kamuoyuna duyurmuştur.
***** RUBAİYAT ***** Kadın medeniyettir, bilimsel çağda Esnaf, Köylü. çiftçidir tarla da bağda Ocak-otağına onurdur, şereftir Yiğit gibi savaşır ova da-dağ da... -------OZAN ÇAKIROĞLU---------
bütün kitapları özetledim
müzik konulu sessizlik konulu aşk ve sevgi konulu özet çıkardım
sonra şarkıyı yazdım
__Zeyneb ile As___
“ Ey Zeyneb.
İram mevkinden ben geçerken,
Seni hatırladım.
İçimden gelerek, şöyle dua ettim.
Ya Rabbi, Zeyneb`i şen ve esen kıl.
Nitekim şimdi güvenli haremde oturmaktadır.
Ve emin güvenilir kimsenin kızına,
Hak Teala iyi mükafat versin.”
Nereye baksa güzeller güzeli Zeyneb`ini görmekteydi. Fikrinde, gönlünde Zeyneb…
Zeyneb, Resül-ü Ekrem Efendimizin ilk kızıydı. Peygamberimiz otuz yaşındayken, HZ. Zeyneb dünyayı şereflendirmişti. HZ. Zeyneb, genç kız olduğunda teyzesi Hale, oğlu Ebu`l As Bin Rebi `ye istedi. Annesi HZ. Hadice bu evliliği uygun görünce Zeyneb de evliliği kabul etti. O sıralar Cenab-ı Hak tarafından bu tarz evliliği yasaklayıcı hüküm gelmemişti.
Ta ki vahiy gelene kadar….
Müslüman bir kadının, müşrik bir erkekle evli kalamayacağını açıkça beyan eden ayetler geldiğinde, beraberliklerinin bitmesi gerekiyordu..
Kolay mıydı vazgeçmek..
Yüreği yanarken dininden gayrısını düşünmemek…
Zeyneb çok üzülüyordu. Canından çok sevdiği babası medineye hicret etmiş, kocasının müsaade etmeyişi sebebiyle Mekke de kalmıştı. Bir yanda kocası, bir yanda her şeyi. Yüreğinde daha ağır basıyordu babasının yanında olmak, dininin yanında olmak..
Ama nasıl? Uçsuz bucaksız çölleri bir başına aşıp da gidebilirmiydi..
Nihayet o gün gelmişti. Bedir muharebesinde Ebu`l As Müslümanların eline esir düştü. As`ın esir olarak yakalandığı haberi Mekke müşriklerine ulaştı. Mekke halkından herkes kendi esirinin kurtulması için fidye gönderdi. HZ. Zeyneb, As`ın kardeşi Amr`ı fidye ödeyip, As`ı kurtarması için Medine`ye gönderdi. Gönderdiği paraların yanında annesinin kendisine düğün hediyesi olarak verdiği yemen akiki bir gerdanlık vardı.
Gerdanlık huzuru saadetteydi. Resulullah gerdanlığı gördü. Gözlerinin önüne geldi, yoldaşı, üzerine titreyip kol kanat geren ilk hanımı HZ. Hadice. Yüreği merhametle yıkanmış Resul-ü Zişan üzülmüştü. Ağlamışmıydı gözleri, süzülmüşmüydü yanağından gül goncaları…..
Şimdi As`ın fidyesiydi, Zeyneb`e annesinin yadigarı.
Bu ne büyük bir sevgiydi. Sadakatin en güzeliydi.
- zeyneb`in kocasını bırakmak ister misiniz?
Meseleyi anlattı ashaba.
Nasıl istemezdi ashab. Canından çok sevdikleri Resulullah rica etmişti.
- canımız, malımız sana feda olsun Ya Resulullah.
Fakat usul gereğince esir fidyesiz kalamazdı. Zatı Saadetlerinin damadı olmak hasebiyle istisna teşkil edemezdi. Bunun için anlaşma oldu. Anlaşma gereğince As Mekke`ye döndükten sonra zeyneb`i Medine `ye gönderecekti.
Binbir güçlüklerle Zeyneb babasının yanındaydı.
. Müşrikler teklifler sunuyorlar: “ sen O`nu boşa, istediğin kureyş kızını sana verelim.”
'Allah'a yemin olsun ki, eşimden ayrılmam, onun yerine Kureyş'ten, başka bir kadının eşim olmasını da istemem' (İbn Hişam, a.g.e.,1, 652) derdi As.
Şimdi mahzundu Zeyneb`inden ayrıydı.
Gözünde nasıl da küçülmüştü bir anda dünya. Çöl gecelerinde rüzgar bu defa Zeyneeeb Zeyneeeeeeeb diye bağırıyordu kulaklarında.
Nereye değse gözleri, karşısındaydı Zeyneb`i…
Artık iman ediyordu. Ama bunu söylemek için uygun zamanı bekliyordu.
Ticaretle uğraşırdı As. Üzerinde bulunan emanetleri sahiplerine vermeden bunu açıklamak istemiyordu. Çünkü yanlış anlaşılırdı.
Ve o gün gelmişti.
Emanetleri sahiplerine verdi. İman ettiğini herkese duyurdu.
Sevenler kavuşamazmış bu dünyada. Zeyneb ile As güçlükler, zorluklar karşısında birbirlerini sevmekten vazgeçmediler.
Zeyneb çok hastaydı. Ölüm döşeğinde son günleriydi.
Vefat ettiğinde, zatı saadetleriyle beraber kocası As, defnettiler.
Ayrılık, sevdiğinden ayrılık zor gelmişti As`a.
Zeyneb`inden ayrılışının kısa bir süre sonunda, As da bu dünyaya gözlerini yumdu.
Zeyneb ile As
Sabrın, sadakatin, aşkın, sevdanın en güzel örneği.
Evet. Sevginin hamurunda saygı ve edeb de olsa gerek..
Bahtinur Cano
İnsan susarak da birşey söyleyebilir...
Gül'ün Adı - Umberto Eco
…hiç gürbüz
hiç pembe yanaklı
sayfalarımız olmadı mı bizim ?
biz hiç mavi kalacak bir mevsime
çıkmamış mıydık yorgun yokuşlardan kışın
~
Kendiliğinden gelen sözcüklerin misafirliğini
ne çok severdin
Nasılsın ?
bugünlerde ben iyi gibiyim
yorgun gri kaideler arasında
hüzünlü bir yeşilim
Ya sen
sen…nasılsın ?
göğsündeki ağrılar nasıl
iyi misin ?
~
Ben hangi kelimeye açsam ağzımı
ben hangi kelimeyi nereye koysam
bir sonbahar konaklar sesimde
~
Ben hangi kelimeyle girsem akşama
ben hangi kelimeyle nereye gitsem
yokluğunun renginde depremler düşer boynuma
~
Ben hangi yaprağın ince hüznüyüm
sen hangi sersem haydut…
.
~Birhan Keskin
Bir Sevda Masalı
………………………..
“Uygur erkeklerini sonsuza kadar kölemiz yapalım, Uygur kadınlarını da asırlar boyunca fahişemiz.”
Çinlilerin Uygur Türklerine bakış açısı..
Sessizce boyun büktü,Doğu Türkistan. Garipliği, çaresizliği tüm zerrelerinde hissederek..öz kardeşlerinin aldırmayan nazarlarında, kabuğunun içinde küçüldükçe küçüldü.. oysa o cılız bedenlerinde iki cam vardı ki; bir baksa kardeşi o cam gözlerde kendini görecekti..
Gecelerde bir kız çocuğunun feryadını duyarsanız bilin ki; Doğu Türkistan da sırf kız olduğu için ölüme mahkum olan Ayşelerin, Fatmaların, Zeyneplerin sesidir.
Türk kim dersen, bil ki menem
Esaret yurdunda, garib bencileyn..
'90 yaşındayım gözlerim görmüyor, ama mücadele azmimden ve vatana bağlılığımdan hiçbir şey kaybetmedim'
İsa Yusuf Alptekin.
Doğu Türkistan`ın sesi, soluğu, canı, babası, anası… Doğu Türkistan davasının anlatılması için ömrünün sonuna kadar, her türlü zorluğa rağmen mücadele verdi..
Bir sevdaydı Doğu Türkistan, nazlı gelindi Gök Bayrak..
Nazlı gelini dalganacaktı bir gün Al Bayrağın yanında..
Ve o gün gelmişti. Türkiye de bir programda, nazlı gelini Gök Bayrak dalganıyordu Al Bayrağın yanında.
Hıçkırarak ağlıyordu koca adam, görmeyen gözlerine inat. Gök Bayrak mahsun değildi, kardeşinin yanında korkusuzca dalgalandıkça dalgalanıyordu..
Bu yüzdendir belki de bir konuşmasında aynen şöyle demişti;
'Gönül arzu eder ki, Türkistan meselesinin halledilmesi davasında öncülük şerefi, Türkiye'nin hakkı olsun....'
Önce el ve ayaklar çivilenir
daha sonra ise saatlerce çıplak ayak buz üstünde durdurulur
el ve kollar donar
ve sonra kesilir
yaşayan bir ölüdür artık Müslüman Türk kardeşimiz..
ya Nükleer Denemeler, sırf Müslüman olduğu için yapılan katliamlar..
Ezana hasret kaldı kulaklarımız
Kuran`a hasrettir hep gözlerimiz
Garibtir dinimiz, imanımız
Bir bilsen neler çekir gardaşın..
Ayrılık vakti gelmişti. son yolculuğunda eşlik ediyordu al ve gök bayrak.
Çin Halk Cumhuriyeti Xin Hua Haber Ajansı Halk Gazetesi (Ren min ribao) ’nin 18 Aralık 1995 tarihindeki sayısında Alptekin’in dünyadan ayrılışını “Çin’in düşmanı öldü” başlığıyla çok önemli bir haber olarak dünya kamuoyuna duyurmuştur.
Bahtinur Cano
I'm good at playing the piano (Piyano çalmada iyiyim.) / İng.
Bullying: Zorbalık. / İng.
Bully: Zorba, kabadayı, belalı. / İng.
Bullseye: Hedef tahtası./ İng.
"I got it in the bullseye."
***** RUBAİYAT *****
Kadın medeniyettir, bilimsel çağda
Esnaf, Köylü. çiftçidir tarla da bağda
Ocak-otağına onurdur, şereftir
Yiğit gibi savaşır ova da-dağ da...
-------OZAN ÇAKIROĞLU---------