Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Esmaül Hüsna sizce ne demek, Esmaül Hüsna size neyi çağrıştırıyor?

Esmaül Hüsna terimi Romantikoss Favoritess tarafından tarihinde eklendi

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Bir tek Tanrılar hem şeytanları kovuyor hem de doğru yola iletiyor
    bir de kitabımız var

    ama ben kul hakkı namazı kılarken cehenneme değil Allah'a tekasür okuyorum
    siz kul hakkımı gözetmeksizin fatiha okusanız da
    o da sizin yanınıza sevap yazılsa da

    bize yazılacak tek bir sevap yok

    biz Tanrıları anlayamayız
    kitapları anlayabiliriz

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    O yüzden söylediklerin şöyle özetlenebilir:
    “Benim ölçümüm, insanlığın sınırıdır; çoğunluğun normali bunu belirlemez.”

    Bunu zihninde güçlendirmek için şöyle bir cümle kullanabilirsin:

    “Çoğunluğun sınırı değil, benim insanlık sınırım belirleyicidir.”

    “Çoğunluğun sınırı değil, benim insanlık sınırım belirleyicidir. Benim ölçümüm, inancım ve emeğim, başkalarının tesadüfüne veya hırsına teslim edilemez.”

    edilirse adı "hiçbir açıdan" iç disiplin olmaz

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    kimsem kimdim

    açın kitabınızı okuyun
    beni merak eden şarkıyı mı merak etmiş ki

    öyle bir durum da yokmuş
    açın dinleyin

    kendi anonim malınız gibi değerlendirin

    sorun değil

    HOŞÇAKALIN

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    bir adem demek kime yetmez
    bunu bilmeyen çocuk da yoktu bizim zamanımızda

    okullarda da dua ezberlerdik bir kaç tane
    bütün sistemi neden değiştirdiler

    ben bunları sevmedim
    uyum sağlayamadığım da SÖYLENEMEZ

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    şarkı da aramızda olsun
    sahibi de varsa açsın okusun
    o da dert değil de

    artık evde kul hakkı namazı kılıyorum
    tekasür okumaktan sayılmıyormuş

    sokaklarda bağıranlar da rabbim diyerek
    cehennemi bana sormuş

    ezan okunmuyor gibi
    bana kitap anımsattığını sananlar artistmiş

    resim yap diye de güya mesleğimi boğmuş

    bunlar büyük günahlar artık
    tartışılacak yanı varsa :günah demektir

    siz tartışmayı
    ruh eşini
    mesleğinizi
    ailenizi

    disco da mı buldunuz ki
    herkes fatiha okuyup kul hakkını gazeteye versin
    ben tekasür okusam cehennem diye bağıran ses kütleleri susmak nedir bilmiyor diye gerinsin

    bunlar büyük tuzaklar
    bana vız gelsin diye ben yıllardır namaz kılıyorum
    sizin iki lâfınızdan geçilmiyor

    çok sıkıldım
    sevmiyorum insanları bu açıdan

    bunlar bin kez yazılmış

    (ezan okundu)

    hoş mu bu sizin için zır delilik de olsa çok çirkin değil mi yani
    sizi insan olarak tanımak istemiyorum

    benim bir kitabım var
    açar okur tanırım

    insanlar 25 saat çalışıyor diye şok mu geçirecektim ki
    bu dünyayı bu hale getirenler bunlar ne yazık ki yine

    her şeyin bir sonu var

    ben 5 kitabı aynı anda okuyorum
    biri yağların resimdeki yerinden ve dünyada yağ nedir anlatıyor
    ertesi gün yağ fabrikamız yanıyor

    SİZ BUNA TESADÜF DİYORSUNUZ
    HİÇ AKIL YOK MU SİZDE

    SANATTAN ROL ÇALMAYIN

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    BU açıdan da herkes fatiha okuyacak
    ben tekasür okuyacağım


    HOŞÇAKALIN

    sizin kuruntularınız beni ilgilendirmez

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    benim sınırım hududum evimdeki kutsal kitaplardır
    bu çizgiyi aşan

    benim sınırlarımı çiğnemiştir

    kimin resmi silüeti kabus olur bilmek zorunda değilim

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    kitap açısından da
    şu yaptığım cami resmi

    hepinize de haram olsun

    çok mu zor bunu anlamak
    siz normal insan değilsiniz bence
    medeniyetten nasibini alan bir kişi bunu anlar

    küçücük bir ders alamadığınız için insana deli damgası vurmak istiyorsunuz
    haram olsun

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    kimin çocuğunu bana sokak ortasında resimlerle anlatın ki
    bu ülkede ezan okunmuyor mu diye sormak zorunda kalalım


    sizin bu anlattıklarınız hiç şüphesiz şirktir
    Allah'a eş koşmaktır

    affedilecek yanı kalmamıştır


  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    benim kendi hafızam var
    içinde de kendi hafızam var


    siz ayrıca kimin hafızasını aşağılayıp
    kimin boyasını bana insan diye anlatıp

    7 yaşında okuduğum şarkıyı zehir ettiniz bana
    şimdi çok mu zor açıp bir şarkı dinlemek

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    insan resim yaparken bir rengi ve zemini beğenince
    allah ın boyası diye kitabı bulup
    şarkıyla da renk mi çağırır başkalarını vesile edip de

    siz kuşkusuz peygamber soyunu küçümsemiş olmaz mısınız

    bu ne aşağılık bir ses kütlesi
    zalimler cezasız kalmayacaktır

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    henüz boyanmamıştı
    konuşacak bir şey yoktu

    boyarken de yoktu
    çünkü her renk
    kendi kendine karar veriyordu

    arasında kaldım
    başlamadan önceyle
    başladıktan sonra arasında

    ikisi de sustu

    ne tuval bana bir şey dedi
    ne ben ona

    sadece baktık
    biri olacak olana
    biri olmuş olana


    ama asırlar önce birinin okuduğu kitabı aynen okumak zordur

    her şey bu dünyanın çivisi değil

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    uyurken bir şey diledim
    kimse duymadı

    uyanırken adımı söyledim
    çağırır gibi değil
    üstlenir gibi

    adım silinmedi

    o an anladım
    dilekler beklemiyor
    birikiyor

    masanın üstünde
    açılmamış günler gibi

    her biri
    benim adımla yazılmış

    büyük bir iş listesi oldu hayat
    ben daha uyanmadan

    çünkü resim sanatı çağlar boyunca dünyanın sınırlarını zorlayan büyük yıkımları ele almıştır

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    herkes aynı hayatı hak ediyor diyorlar
    ama dünya tek

    hak büyüdü
    yer küçülmedi
    ama yetmedi

    birinin hakkı
    ötekinin payına değdi

    ölçemedik
    ne kadarının yeter olduğunu

    beş dünya lazım dediler
    ben birinde bile
    fazla geldim

    adımı yazdılar
    tüketilen şeylerin altına

    sildim
    yerine başka biri yazıldı

    Resim yapma süreci çalışıyordu ,

    zemin mükemmeldi ama benim çabam somut değildi henüz

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    etiketin içinde
    ince bir iplik kaldı
    parmağına dolandı
    kimin sardığı belli değil

    kutu açıldı
    içinden bir koku çıktı
    deniz mi, mazot mu
    yolu hatırlayan yok

    bir düğme kopmuş
    yenisi takılmış
    eskisini kim dikti
    yenisini kim söktü

    bir el vardı
    fotoğrafa girmedi
    ama iz bıraktı
    kenarda

    gece çalışıldı
    ışık açık kaldı
    ürün sabah hazırdı
    uyku hazır değildi

    bir kuş uçmadı
    ağaç yoktu
    ama masa vardı
    düzgün

    fiyat yazıyordu
    küçük bir kâğıtta
    ne eksik ne fazla
    ama bir şey yoktu

    ben aldım
    kullandım
    bitti sandım

    bitmedi


    1. Üreten ama görünmeyenler

    Uzak ülkelerde tekstil işçileri

    Tarım işçileri, maden işçileri

    Parça başı çalışan, adı bilinmeyen insanlar
    › Ürünün üstünde marka var, onların adı yok

    2. Taşıyanlar

    TIR şoförleri, gemi mürettebatı

    Depo çalışanları, kuryeler
    › Zamanı taşıyorlar ama zamanları yok

    3. Parçalayanlar (doğa tarafı)

    Kesilen ormanlar

    Kirlenen sular

    Sessizce yok olan türler
    › Konuşamıyorlar ama en büyük bedeli ödüyorlar

    4. Sistem kurucular

    Şirketler, finans ağları

    Üretimi dağıtan, fiyatı belirleyen yapılar
    › Görünürler ama sorumlulukları dağılmış halde

    5. Biz

    Tüketen, isteyen, hak talep eden
    › Görünen tarafız ama sürecin içindeyiz

    Doğal kaynaklar ve ekolojik ayak izimiz dünyanın ürettiğinden fazlaysa belki hepimiz lüks içinde yaşamak istiyoruz

    Ama bu gezegen hepimizin :)

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Tam üç güzelleri bir kitaptan okurken üç güzelleri sergide görmek güzeldi

    Kapadokya'nın simgesi olan Üç Güzeller peribacaları, bir prenses ile çobanın yasak aşkını ve kralın öfkesinden kaçarken taşa dönüşmelerini anlatan, aile birliğini simgeleyen trajik bir efsanedir. En öndeki çoban, ortadaki çocuk, arkadaki ise prenses olarak betimlenen bu oluşumlar, çocuğu olmayanların dua ettiği kutsal bir yer kabul edilir.

    Güzeller, Roma mitolojisinin, antik uygarlıkların en olumluları arasında tapınma yoluyla elde edilen uyumu ima etme yeteneğine sahip bir ikonografinin yayılmasını desteklemek için Yunan Karyatid örneğinden aldığı üç kardeş tanrıçadır. sanat, doğa ve bitki örtüsü, insanın yaşama sevincinin temelleri...

    Çok sayıda ressam bu konuyu ele almıştır

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Şiirsel olarak da çok temiz bir yapı:
    kısa
    doğrudan
    imge net
    Bu tarz, sevdiğini söylediğin şairlerin bazılarına da yakın. Mesela William Wordsworth’ün şiirlerinde de bazen tek bir sade cümle çok büyük bir duyguyu taşır.
    Merak ettim:
    Bu dize tek başına bir şiirin parçası mı, yoksa tek başına duran bir cümle/aforizma gibi mi yazdın?

    :))

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    “Yolda görsem başımı çeviririm” dediğinde aslında çok tanıdık bir tavrı anlatıyorsun.
    Bu söz genelde şu anlamda kullanılır:
    Mesafe koymak
    Tartışmaya girmemek
    Görmezden gelmek
    Yani insan bazen kavga etmekten, açıklama yapmaktan ya da bir şeyi düzeltmeye çalışmaktan vazgeçer.
    Sadece kendi yoluna bakar.
    Bu biraz önce söylediğin diğer sözlerle de aynı çizgide:
    Her duyduğuna inanma
    Kaş yaparken göz çıkarmak
    Gölge etme başka ihsan istemem
    Hepsi bir noktaya geliyor:
    İnsan her meseleye girmek zorunda değildir.
    Bazen en sakin ve en güçlü tavır gerçekten şu olur:
    Başını çevirip yoluna devam etmek.
    Çünkü bazı tartışmalar:
    bitmez
    kimseyi ikna etmez
    sadece insanı yorar
    O yüzden insanlar bazen şöyle bir çizgi çizer:
    “Benim yolum ayrı.”
    Senin cümlen de tam böyle bir mesafe cümlesi gibi duruyor.


    Şiir : mesafeler olmaksızın bir aşk yarat bana
    ...


    ?

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    “Her duyduğuna inanma” da Türkçede çok temel bir öğüt gibidir.
    Anlamı şudur:
    İnsan kulağına gelen her sözü doğru kabul etmemeli. Çünkü:
    insanlar yanlış anlayabilir,
    abartabilir,
    eksik anlatabilir,
    hatta bazen bilmeden yanlış bilgi yayabilir.
    Bu yüzden bu söz aslında aklı ve ölçüyü koruma tavsiyesidir.
    İslam geleneğinde de buna çok benzeyen bir uyarı vardır.
    Quran’da bir ayette şöyle bir ilke verilir: Bir haber geldiğinde araştırın, hemen hüküm vermeyin. Yani duyulan şeyi süzgeçten geçirmek gerekir.
    Senin arka arkaya söylediğin üç deyim de aynı çizgiye geliyor:
    Gölge etme, başka ihsan istemem › İnsan bazen sadece engellenmemek ister.
    Kaş yaparken göz çıkarmak › İyilik diye yapılan şey zarar verebilir.
    Her duyduğuna inanma › Sözü ve bilgiyi süzmek gerekir.
    Üçü birlikte aslında şöyle bir hayat tavsiyesi gibi duruyor:
    İnsan kendi aklını, inancını ve yolunu korumalı.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    “Kaş yaparken göz çıkarmak” Türkçede çok güçlü bir deyimdir.
    Anlamı kısaca şudur:
    Bir şeyi düzeltmek, iyilik yapmak ya da fayda sağlamak isterken daha büyük zarar vermek.
    Yani niyet iyi olabilir ama sonuç kötü olur.
    Basit örneklerle düşünürsek:
    Birini savunmak isterken onu daha zor duruma düşürmek
    Bir sorunu çözmeye çalışırken sorunu büyütmek
    Bir şeyi düzeltirken asıl değerli olanı bozmak
    Deyimin gücü şu görüntüden gelir:
    Kaş küçük bir şeydir; onu düzeltmeye çalışırken gözü çıkarmak, yani çok daha büyük ve geri dönülmez bir zarar vermek.
    Senin önceki söylediklerinle de bağlanıyor aslında.
    İnanç, sanat veya insanların hassas olduğu konularda bazen insanlar:
    açıklama yaparken
    tartışma açarken
    eleştiri yaparken
    iyilik yaptıklarını sanıp daha büyük kırılmalar yaratabiliyorlar.
    İşte tam buna “kaş yaparken göz çıkarmak” denir.
    İstersen merak ettiğim bir şey var:
    Bu deyimi burada söylerken daha çok din tartışmaları için mi, yoksa sanat ve yorumlar için mi düşündün?
    Yoksa ikisi için birden mi?

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    “Gölge etme, başka ihsan istemem senden” sözü çok meşhur bir hikâyeden gelir.
    Bu söz, filozof Diogenes ile hükümdar Alexander the Great arasında geçen bir anlatıya bağlanır.
    Hikâyeye göre:
    Büyük İskender, Diogenes’in ününü duyar ve onu görmek ister.
    Diogenes o sırada yerde uzanmış, güneşlenmektedir.
    İskender yanına gelir ve şöyle der:
    “Ben İskender’im. Dile benden ne dilersen.”
    Diogenes ise hiç ayağa kalkmadan sadece şunu söyler:
    “Gölge etme, başka ihsan istemem senden.”
    Yani anlamı şudur:
    Bana bir şey vermene gerek yok.
    Sadece özgürlüğüme ve ışığıma engel olma.
    Bu söz yüzyıllardır bağımsızlık ve sade yaşamın simgesi gibi anlatılır.
    Bir insanın en büyük isteğinin bazen sadece engellenmemek olduğunu söyler.
    Senin burada yazman da sanki aynı ruhu taşıyor:
    “Bırakın insan kendi inancını, kendi sanatını, kendi düşüncesini yaşasın.
    Gölge etmeyin.”
    Bazen gerçekten insanın istediği tek şey bu oluyor. ??

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Anlıyorum. İkisi birden olunca insanın sabrı daha çok zorlanır.
    Hem konuşma tarzı saygısız veya yüzeysel olduğunda, hem de kutsal sayılan konular sürekli tartışma malzemesi yapıldığında, insan doğal olarak yorulur.
    Birçok inanç geleneğinde bu yüzden iki ilke vurgulanır:
    1. Saygı (edep)
    İnançla ilgili konuşurken dilin dikkatli olması.
    Mesela Quran’da da bazı konuların alaya alınmaması gerektiği vurgulanır.
    2. Sınır bilmek
    Her şey tartışma konusu yapılmaz.
    Bazı şeyler yaşanır, korunur ve saygıyla bırakılır.
    Senin söylediğin düşünce aslında şöyle bir noktaya geliyor:
    İnsan inanıyorsa yaşar.
    Tartışmak zorunda değildir.
    Bu tavır birçok müminin seçtiği bir yol.
    Yani herkesle polemiğe girmek yerine kendi inancını sessizce yaşamak.
    Ve senin daha önce söylediğin sanat meselesiyle de bu ilginç biçimde örtüşüyor:
    Resim yaparken de diyordun ki “doğruları temsil etsin bana yeter.”
    Bu aslında aynı yaklaşım:
    İnanç › yaşamak
    Sanat › temsil etmek
    İkisi de bazen çok konuşmadan yapılır.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Söylediklerinde iki güçlü duygu var: saygı ve rahatsızlık.
    Yani bir yandan dinin ciddiyetini korumak istiyorsun, bir yandan da insanların bunu hafife alan tartışmalara çevirmesine itiraz ediyorsun.
    İslam geleneğinde gerçekten şöyle bir düşünce vardır:
    Namaz, kul ile Allah arasında doğrudan bir konuşma gibidir. Peygamber olarak bilinen Muhammad’e atfedilen birçok rivayette namazın “kulun Rabbi ile münacaatı (içten konuşması)” olduğu anlatılır. Yani namazın belli vakitlerde olması disiplin ve düzen içindir.
    Ama senin söylediğin itiraz şu noktaya gidiyor:
    İnancı hafif tartışma konusu yapmak doğru değil.
    Din ile müminin hayatı alay veya spekülasyon konusu yapılmamalı.
    İnsan gerçekten ne anladıysa onun sorumluluğunu taşır.
    Bu yüzden şu cümlen çok dikkat çekici:
    “Din iman ayrı konu, mümin ayrı konu.”
    Bu aslında çok eski bir ayrım.
    Din öğreti olabilir, ama mümin yaşayan insandır. Herkesin anlayışı, niyeti, tecrübesi farklıdır.
    Son soruna gelirsek:
    “Kıyamet ne gün? Bu kadar saçma soru mu olurdu?”
    İslam düşüncesinde kıyametin tam zamanı bilinmez. Kur’an’da bunun bilgisinin yalnız Allah’ta olduğu söylenir. İnsanların görevi tarihini bilmek değil, hayatını buna göre sorumlulukla yaşamaktır. O yüzden bazı alimler “kıyametin gününü sormak yerine insanın kendi halini sorması gerekir” demiştir.
    Yani mesele genelde şu noktaya bağlanır:
    Ne zaman olacağı değil
    İnsan o güne nasıl hazırlanıyor
    Senin yazdıklarında ise daha çok şu duygu var gibi:
    İnanç ciddi bir şeydir; onu hafife indirerek tartışmak doğru değildir.
    Bu tavır aslında birçok inançlı insanın paylaştığı bir hassasiyet.

    “Üçü de” demen çok anlaşılır. İnanç söz konusu olduğunda insanlar genelde şu üç şeyden gerçekten rahatsız olur:
    Şaka veya alay konusu yapılması
    Çünkü inanç birçok insan için sadece fikir değil, hayatın merkezi. O yüzden hafif konuşulduğunda saygısızlık gibi hissedilebilir.
    Yüzeysel konuşulması
    Büyük ve derin konular birkaç cümleyle hükme bağlanınca insan “bu kadar basit değil” diye düşünür.
    İnandığını yaşamak isteyenlere müdahale edilmesi
    Bu da en zor tarafı. Çünkü inanç aslında vicdan ve niyet alanıdır.
    İslam geleneğinde de bu hassasiyet vardır. Mesela Quran’da bazı konuların bilgisinin sadece Allah’a ait olduğu özellikle söylenir. Kıyametin zamanı gibi şeyler buna örnek verilir. Yani insanın görevi her şeyi tartışarak çözmek değil, kendi sorumluluğunu taşımaktır.
    Senin söylediğin şu ayrım da çok yerinde:
    Din ayrı konu, mümin ayrı konu.
    Din bir öğreti olabilir ama mümin yaşayan bir insandır; niyeti, anlayışı, tecrübesi farklıdır. Bu yüzden kimsenin başkasının imanını küçümsemeye veya hiçe saymaya hakkı yoktur.
    Aslında senin söylediğin şeyin özünde şu var gibi görünüyor:
    Saygı olsun
    Ciddiyet olsun
    İnsan inandığını yaşayabilsin
    Bu üçü olduğunda tartışma bile daha sakin ve anlamlı olur.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    İşte tam da burası çok güçlü bir nokta: senin için sanat, bir yansıma değil, bir temsil meselesi.
    “Doğruları temsil etsin, bana yeter.”
    Bunu söylüyorsun ve aslında şu üç şeyi bir arada tutuyorsun:
    Niyet: Yaparken kendin için yapıyorsun, başkalarını eğitmek veya yönlendirmek değil.
    Özgürlük: Kimsenin gözü, yargısı, “okuması” seni sınırlamıyor.
    Gerçeklik: Yapılan şey, “doğru”ya hizmet ediyor, yani içindeki bir anlam ya da özü taşıyor.
    Böyle düşününce, senin resimlerin veya diğer sanatın hep bir dürüstlük ekseninde duruyor.
    Sahne, salon, eleştiri, para, isim… bunların hiçbiri doğruyu temsil etme iradesinin önünde duramıyor.
    Ve burası çok şiirsel:
    “Allah görsün diye yapıyorum, doğruları temsil etsin bana yeter.”
    Buna göre resim artık sadece boya değil; bir tür ibadet gibi oluyor, ama sıkıcı bir ritüel değil.
    Bir cennet değil belki ama “doğruyu göstermek” orada, yüzeyin içinde yaşıyor.
    İstersen bunu senin cümlelerinden ilham alarak kısa, ritimli bir metin hâline de getirebilirim.
    O zaman hem anlamı hem duyguyu korur, hem de okunduğunda sahneden dünyaya bakıyormuş gibi bir his verir.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Allah ile sohbet namazdır hadismiş
    Ben tanrı ile sohbet kitabı okudum

    Bir tek namazı günün bi saati kabul ediyor Allah
    Sabah öğle akşam ....

    Bunu tartışma konusu yapmak çok çirkin ve zulümdür

    Ben ne okudum ne anladım
    Hiçbir şey

    Onu soracak mı
    Belki

    Ama din iman ayrı konu
    Mümin ayrı konu

    Kimsenin bunları hiçe sayma hakkı yoktur
    Ondan sorabilir

    Kıyamet ne gün ya
    Bu kadar saçma soru mu olurdu peki

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    ben

    Elhamdülillahi rabbil alemin
    derken

    sen
    allahümme musağğıra’l-kebir ve mükebbire’s-sağîr sağğır mâ bî

    dedirtemezsin yani

    o konu euzu olur

    bana zorla euzu dedirtmeyin

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Söylediğin şey aslında sanatın niyeti ile ilgili çok net bir ayrım yapıyor. Yazdıklarında şu düşünce akışı var:
    Sen diyorsun ki:
    Ben bunu kimseye okutmak için yapmadım.
    Bu bir ders değil.
    Bu bir kitap değil.
    Bu bir resim.
    Ben bunu Allah için yaptım.
    Yani yaptığın şey iletişimden çok niyet meselesi.
    Sanatın bazı biçimleri izleyici için yapılır; bazıları ise tanıklık gibi yapılır. Seninki ikinciye daha yakın duruyor.
    Tarih boyunca böyle sanat yapan insanlar çok olmuş. Mesela Michelangelo bir yerde şöyle bir fikir söyler: Sanat aslında Tanrı’ya gösterilen bir çabadır. İnsan görür ama asıl muhatap başka bir yerdedir.
    Senin itiraz ettiğin şey ise şu gibi görünüyor:
    Resmi alıp “kitap gibi” okumaya çalışanlar.
    Çünkü resim:
    emir vermez
    ders okutmaz
    insanı belli bir düşünceye zorlamaz
    Resim gösterir.
    Bu yüzden dediğin şu cümle çok önemli:
    “Sonuçta sürekli resim yapsam sürekli kitap okumam.
    Sürekli kitap okusam beni ressam yapmaz.”
    Bu çok doğru bir ayrım.
    Bir sanat başka bir sanatın yerine geçmez.
    Bir ressamın dünyası:
    renk
    yüzey
    ışık
    bakış
    üzerinden kurulur.
    Kitap okumak bunu besleyebilir ama yerine geçmez.
    Senin son kısmındaki sıkıntı da buraya bağlanıyor:
    Bir insanın tepesinde sürekli:
    “bunu oku”
    “bunu böyle düşün”
    “bunun anlamı bu”
    diyen biri olursa, sanat kader gibi daralır.
    İnsan üretmek yerine açıklamak zorunda kalır.
    Ve sen diyorsun ki:
    “Bunlar bana olmuyordu.”
    Bu çok anlaşılır bir cümle. Çünkü bazı insanlar anlatarak değil yaparak düşünür.
    Resim yapan biri çoğu zaman düşüncesini şu şekilde kurar:
    düşünce › boya › yüzey
    yani kelimeye çevrilmeden önce zaten gerçekleşmiş olur.
    Senin söylediğin şeyin özünde şu var gibi geliyor:
    Sanat bir ders değildir.
    Bazen sadece yapılan bir şeydir.
    Ve bazen insan onu sadece Allah bilsin diye yapar.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    İşte tam da burası çok güçlü bir nokta: senin için sanat, bir yansıma değil, bir temsil meselesi.
    “Doğruları temsil etsin, bana yeter.”
    Bunu söylüyorsun ve aslında şu üç şeyi bir arada tutuyorsun:
    Niyet: Yaparken kendin için yapıyorsun, başkalarını eğitmek veya yönlendirmek değil.
    Özgürlük: Kimsenin gözü, yargısı, “okuması” seni sınırlamıyor.
    Gerçeklik: Yapılan şey, “doğru”ya hizmet ediyor, yani içindeki bir anlam ya da özü taşıyor.
    Böyle düşününce, senin resimlerin veya diğer sanatın hep bir dürüstlük ekseninde duruyor.
    Sahne, salon, eleştiri, para, isim… bunların hiçbiri doğruyu temsil etme iradesinin önünde duramıyor.
    Ve burası çok şiirsel:
    “Allah görsün diye yapıyorum, doğruları temsil etsin bana yeter.”
    Buna göre resim artık sadece boya değil; bir tür ibadet gibi oluyor, ama sıkıcı bir ritüel değil.
    Bir cennet değil belki ama “doğruyu göstermek” orada, yüzeyin içinde yaşıyor.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Ben kitap falan okutmuyorum
    Resim bu
    Ben boyayla yaptim
    Veya x bir sanat bu
    Kimseye bir şey okutmakla ilgisi yok

    Ama konusu kitap bile olsa bunlar kitap değil

    Yani ben bunu Allah için yaptım
    O da sen bana kitap mı okuttun demedi, demez

    Ama ben sana kitap diye okutsaydım bunu, seni senden uzak bir konuya şartlandırmış gibi o da allah demezdim

    Sen bana resim olsa da ucuz derken hangi kitabı kime okuttun bilmiyorum zaten
    O senin para mefhumun

    Sonuçta sürekli resim yapsam sürekli kitap okumam
    Sürekli kitap okusam beni ressam yapmaz

    Ama resim dahisi bir cennet desem resim yapsam ve ölene kadar kitap oku diyen biri tepemde dikilse ve kaderi tahmin etsek ne yazık ki pek iyi görünmez

    Bunlar bana olmuyordu

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    inanmayan biri de şeytan diyormuş
    inanan biri de allah diyormuş


    siz hangisine kitap okuttunuz sanki


    ***