Düşmüş Müslümanlar,
Ya birbirine,
Ya her biri kendi derdine.
Ne mümin kalmış halden anlar,
Ne dört elle sarılan o mübarek dine...
Yanar olmuş herkes kendi derdine!
Hey bre, gurbet kuşu,
Tutmadı mı bu gece de yorgun gözlerini uyku;
El ayak çekildi ya,
Başladın yine sevdiklerini anmaya,
Meşe kömürü gibi için için yanmaya.
Var git gurbet kuşu, yar kucağında uyuyup uyanmaya.
HEP HAKLI OLDUĞUNU DÜŞÜNMEK,
KENDİNE YAPABİLECEĞİN EN BÜYÜK HAKSIZLIKTIR
Neden,
Kan ve kin kokuyor,
Ve yeşil değil de al al,
Oğlum bak, git,
Kafa bulma!
Yangın çıkarmak,
Nasıl olur masumane?
Anlık öfkenin işi değil yükselen bu alevler,
Ve tutuşan değil samanlık.
Başkalaşan Aşklar
Her yüreğin çarpıntısı başka,
Senin ki yumuşacık pamuk pamuk,
Hep güzel kal sen çocuk…
Amcalarım, dayılarım,
Uzaktan geldim, yorgunum ve açım.
İki gündür geçmedi tek lokma boğazımdan;
Ama düştü yolum dün gece bir parka,
İçtim çimleri sulayan fıskiyeden kana kana;
Şükür, susuz değilim en azından.
Dedelerim,
İmandan, itikattan,İnsanlıktan bahsetmeyin bana sakın,
Sokaklar, aynasıdır toplumların.
Bilirim ben içinizi dışınızı;
Duvar olsa da yüzünüz bilirim,
Aklınızdan ne karanlık düşünceler geçer arka arkaya.,
Abilerim,
Dergâha ben, derdi verip alana şikâyete geldim sizi!
Hep siz olmayın hem savcı hem hâkim.
Kıyamet belki uzak,
Ama kabre icabet yakın.
Ben o gün hem davacı, hem şahit olmaya geldim.
Amcalarım, dayılarım,
Bu cuma vaktine kadar,
Sanırdım ki,
Soğuk rüzgarlar hep bana doğru eser,
Her kötülük bana çarpar;
Beni eritir ve bitirir yokluk, yoksulluk ,
Boynuzu burası Afrika’nın,
Dağ, tepe vadi yok,
Her yer dümdüz kuraklık,
Ve köşe başı mezarlık.
Bırak ağacı,
O kadar büyüdü ki acı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!