Ey sevgili,
Vardı nice talibin,
Makam sahibi, zengin...
Hepsini ittin tersiyle elinin,
Bu garibandı çünkü tercihin.
Şimdi bırakıp gidiyorsun onu da lakin,
Yıl iki bin üç, aylardan nisan,
Ne su, ne petrol;
Irak’tan akan gözyaşı ve kan.
Zavallı Irak, kurtlar sofrasında yalnız,
Başyemek olmuş, paylaşılmayı bekler gariban,
Ey, rüya kadın,
Hülya, diyorum ya ben,
Ne senin asıl adın?
İn misin, cin misin,
Rica etsem,
Rüyalarımdan çıkıp gelir misin?
Unutma gurur ve kibirdir,
Ulu meşeyi ortasından çatlatan.
Ne demişti meşe:
“Gel gölgemde yaşa! ”
Ama biliyordu saz,
Gurur ve kibirin yaramayacağını bir işe,
Ey küçük dağları yaratan,
Kendini adam,
Vatandaşı odun sayan,
Atan tutan....
Her kim isen sözüm sana!
Tanıktır tarih,
Tanıktır üstünde tarih yazdığım toprak,
Uyarsam da sizi defalarca,
Tanıyamadınız siz,hâlâ beni;
Tarihî düşmanınız savaşı ancak.
Değil ringe,
Geldik mitinge.
Benzettin bizi galiba balığa
Elinde olta,
Atıp tuta,
Geziyorsun meydan meydan.
Maşallah usta,
Ne güzel oynuyorsun,
Daha çok hürriyet diyorsun,
Okul, başörtüsü,
İnanca saygı diyorsun...
Soldan soldan sağa doğru ilerliyorsun.
Varım ben
Yaratıldığından beri erkek ve kadın.
İster beğenip sevin,
İster yargılayıp asın;
İster benimseyin,
İster evimi ocağımı basın,
Bir adam yaşarmış,
Şu tepelerde ıslık çalarak gezen …
Adam gibi adammış,
Ama ne adını deyiverdiler bana,
Ne sanını, ne sırrını...
Sorduğumda onu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!