Ne zamana diye diye,
Geldi o mucizevi hediye!
Oh nihayet,
Hayırla sonuçlandı o uzun seyahat,
Şükür bahşetmiş Allah sıhhat, afiyet!
Hey be oğlum,
Doğmadım herhalde ben de,
Bu denli kötümser,
Bu kadar umutsuz!
Gördüm güzel günler,
Değildim hep böyle mutsuz…
Ah, oğlum,
Boya küpüne düşüp çıkmış şişme bebeklere,
Benzemezdi hiç annen.
Çünkü kazıya kazıya kazandığı için hayatı,
Birilerine batıracak kadar uzamazdı hiç tırnakları.
Muhtemelen aldırmadan açlığa, susuzluğa,
Ağır ağır görülür gurbet elde işler:
Ağır yıkanır bulaşık, çamaşır;
Yemekler ağır ağır pişer...
Lokmalar ağırdır geçmez boğazdan,
Ağır bir isyandadır çocuklar,
Anlamazlar yoktan, azdan...
Savaş çocuğuyum ben.
Ortadoğu’nun ateşiyle haşlandım,
Acılarla tez yaşlandım.
Memleketim Suriye,
Lanetli topraklarda doğdum ki,
Aç açıkta kaldım, itilip kakıldım biteviye!
Her çiçek,
Kendine has,
Kendine münhasır,
Her çiçek özel,
Hasır yapılan saz bile güzel.
Ama gelişi güzel…
Ey,duygu sarayının prensesi,
Her güzelliğin sahibesi,
Sen değil misin,
Sevgi?
Güneşisin sen,
Bir de gül de sen/Sen de gül de bir
Gülsüz geçer mi ömür,
Hangimizin gönlü kalmadı bir gülde.
Gün oldu elde gül,
Put gibi kalakaldık ortada…
Ağlarken anasızlığına,
Biçare kedi yavrusu,
Ağlarken yitirdiklerinin ardından,
Kuş da olsa pelikan...
Nerede varsa dünyada katliam,
Katledilen hep Müslüman...
Yaşanır mı hiç,
Kin ve nefretle?
Bir adım bile atamazken,
Nasıl yürürüm bir ömür ben,
Yüreğinde öyle büyük bir dertle?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!