Süleymaniye’de zaman
Eski bir saat gibi tıkırdar,
Ne ileri gider aceleyle,
Ne geri döner.
Taş basamaklarda
Eski bir fotoğraf gibidir,
Renkleri solmuş,
Ama bakışı derin.
Taş basamaklarda
Bir ayak sesi kalmıştır,
Dağlar uzanır göğe, başı dumanlı,
Rüzgâr anlatır taşlara zamanı.
Ovalar serilir yeşil bir dua,
Toprakta saklıdır hayatın sırrı.
Akarsular iner dağdan ovaya,
Tuna boyundan esti yiğit rüzgar,
Taştı bozkırdan dağdan her cesur yiğit var.
At üstünde geldiler kudret ve parlak,
Her adım tarihe kazındı izler sak.
Kılıçla, imanla savundular vatanı,
Yürü gençlik, göğsünü ger,
Bayrağın altında umutla koş!
Her adımda tarih, her adımda iz,
Gelecek bizim, ışık bizde giz!
Gözler ufukta, yürek cesur,
Sadr-ı vatandır mekânı, sîne-i millet penâh
Hükm-i kaderle yürür, emrine râm-ı sipâh
Göğsünde mihr-i hilâl, alnında mîsâk-ı kan
Bir nazarı sedd-i belâ, bir adımı feth-güşâh
Aşılmazı aşan,
Yapılmaz deneni yapan,
Düşmanı ne olursa olsun
Kayıtsız şartsız ezip geçendir!
Dağlar önünde duramaz,
Yazıldı alnıma aşkın, silinmez ey kader
Ne çâre, hükmüne boyun eğermiş her beşer
Sevdim; günâhı bende, cevâbı yok o yârın
Bu suskunluk bile bir tokattır âşıka meğer
Gönlümün virânesin ma‘mûr eden yâr imiş
Bahtıma doğan güneş, geceyi boğan nâr imiş
Bir nigâhın kıldı bîhûş aklımı, sabrım kırık
Akl u fikrim târumâr, bu hâl bana âr imiş
Seher vaktinde gülşen oldu Üsküdâr ey yâr,
Boğazdan nur içer her dem bu dârü’l-iktidâr.
Salâlar iner gökten, minâreler duâ olur,
Zamân diz çöker eşiğinde, susar rûzigâr.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!