Her sabah yeniden doğar mı insan
Bilmem
Ama bu sabah,
Sisli camın ardında süzülen ilk ışık,
Yeni bir dünya kuruyor gözlerimin önünde
Gittin ya
Kaldı elimde dumanı tüten bir türkü
Bir ayrılık kadar sıcak bir hasret kadar acı
Gecenin mahmurluğu çöküyor odama
Duvarlar üstüme geliyor
Tavan göğsüme çöküyor sanki
Geceyi topluyorum kirpiklerimle
Yıldızlar dökülüyor tutamıyorum
Sana anlatacak bir masalım vardı
Unuttum şimdi, unuttum sevgili
Rüzgar alıp götürdü kelimeleri
Kaldım yapayalnız bir fanusun içinde...
İşte yine o vakit
Gün bitmiş bir türkünün
Son namesi gibi sustu
Bulutlar unutulmuş bir düşten tamam
Artakalan renkler
Bir hüzün geçiyor sokaklardan
I
İzmir sen yaralı bir martısın
Göğsünde hüzün taşıyan
Kanatlarında eski yangınların izi
Yine de uçuyorsun masmavi denizinde
I
İzmir
Senin sokaklarında
Sevmek, bir limana dönüşmektir
Bir sığınak, bir yolculuk
Eskiden bahar vardı,
Şimdi mevsimlerin adı sen oldun.
Kar yağdı mı, sen gelirsin aklıma,
Yağmur yağdı mı, gözlerin.
Eylül sensin,
Nisan sensin,
Ellerim
başkalarının düşen yıldızlarını
tutmak için açıldı.
O kadar yıldız tuttum ki,
Avuçlarımdan
ışık sızıyor
Bir akşam vaktiydi
Ellerin düştü ellerimden usulca
Gidişin bir yaprağın sonbaharı sanki
Bir yıldızın kayıp gökyüzünde kayboluşu
gibiydi
Avuçlarımda, bir avuç yokluk kaldı
Bir serçe kondu pencereme
Gagasında bir tutam sabah
"Al" dedi "bu sana
Geceyi unut diye"




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!