Güneş avuçlarına sığan bir sevinçle doğardı
Sabah koşan rüzgarın eteğine tutunan neşeydi
Gökyüzü oyuncak renkler dökerdi kalbe
Ve dünya gülmelerden
çiçeklerin doldurduğu bahçelere dönüşürdü
Uçurtma ipten kopsa da gökyüzünde
Düşer bir gün elma ağacına takılıp
Dizlerinde yara izi kalır bazılarının
Bazılarının kalbinde sessiz bir sızı
Çocukluk, sadece gülmek değil
I
Yaşadığım yerin en güzel yanı
Senin de burada yaşıyor olman
Çünkü aynı gökyüzüne bakıyoruz
Belki aynı anda...
1.
Uyandım baharım.
Uyandım mevsimlerin cennetine.
Yalınayaklı bir türkü gibi
Dalların içinden bir sıcaklık yürüdü toprağa.
Tomurcuklar patladı birer birer.
Her sabah yeniden doğar mı insan
Bilmem
Ama bu sabah,
Sisli camın ardında süzülen ilk ışık,
Yeni bir dünya kuruyor gözlerimin önünde
Gittin ya
Kaldı elimde dumanı tüten bir türkü
Bir ayrılık kadar sıcak bir hasret kadar acı
Gecenin mahmurluğu çöküyor odama
Duvarlar üstüme geliyor
Tavan göğsüme çöküyor sanki
Geceyi topluyorum kirpiklerimle
Yıldızlar dökülüyor tutamıyorum
Sana anlatacak bir masalım vardı
Unuttum şimdi, unuttum sevgili
Rüzgar alıp götürdü kelimeleri
Kaldım yapayalnız bir fanusun içinde...
İşte yine o vakit
Gün bitmiş bir türkünün
Son namesi gibi sustu
Bulutlar unutulmuş bir düşten tamam
Artakalan renkler
Bir hüzün geçiyor sokaklardan
I
İzmir sen yaralı bir martısın
Göğsünde hüzün taşıyan
Kanatlarında eski yangınların izi
Yine de uçuyorsun masmavi denizinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!