Gözlerin hangi mevsimdi hatırlamıyorum
Belki sonbaharın en ince yağmuru
Belki ilk yazın ilk çiy tanesi
Baktığın her şey değişirdi
Bir çiçeğe dönüşürdü taşlar
Ve kuşlar senin dilinden şarkı söylerdi
Özledim seni
İki mert yürek gibi
Bir parça peynir
Bir dilim kavun tadında
Muhabbetini özledim
Kavruk bir öğleyi öptüm
Kan ter içinde
Bir dağ başı gibi yalnız
Ve sırtıma
Bin yıllık yorgunluk yapışmış
Bir gün
Gecenin içine düşersin usulca
Ay ışığı vurur alnına
Yıldızlar dökülür saçlarına
Hayat bir rüyaya çağırır seni
Ve soğuk bir kış günü
Ansızın gelir belki
Bir sabah uyanmamak gibi
Yatağında bir yaprak misali
Kıvrılıp kalırız
Bazen de bir pencereden
Ölüm
Kıratlar gibi geçmeli
Dağların sırtından
Dimdik
Ve sessiz
Seni öptüm ya
Dudaklarımda kaldı
Hayatımın en güzel
İhaneti...
Öyle bir sıcaklık ki bu
Altmışlı yılların çocuklarıyız
Mevsimlerden firar
Düşlerden baharı seçtik
Ama özlemek dediğin, bir şehrin yalnızlığı gibidir
İçeride kuşatılmış bir kalp
Dışarıda uğulduyan rüzgar.
l
Ey rakı
Sen bu halkın ağzındaki tek özgürlük
Biraz hüzün
Biraz kahkaha
Yıldızların aydınlığı vururken gözlerime, gecenin karanlığında,
Ay bile yalnız yakamozken sevdalı, sıcak yüreklere...
Ve sen, bir meltem misali dolanıp durma kalbimde
Ki her nefesimde yeni bir bahar savrulur rüzgara.
Zaman bir kum saatidir, usul usul akan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!