Gözlerin hangi mevsimdi hatırlamıyorum
Belki sonbaharın en ince yağmuru
Belki ilk yazın ilk çiğ tanesi
Baktığın her şey değişirdi
Bir çiçeğe dönüşürdü taşlar
Ve kuşlar senin dilinden şarkı söylerdi
Özledim seni
İki mert yürek gibi
Bir parça peynir
Bir dilim kavun tadında
Muhabbetini özledim
Kavruk bir öğleyi öptüm
Kan ter içinde
Bir dağ başı gibi yalnız
Ve sırtıma
Bin yıllık yorgunluk yapışmış
Bir gün
Gecenin içine düşersin usulca
Ay ışığı vurur alnına
Yıldızlar dökülür saçlarına
Hayat bir rüyaya çağırır seni
Ve soğuk bir kış günü
Ansızın gelir belki
Bir sabah uyanmamak gibi
Yatağında bir yaprak misali
Kıvrılıp kalırız
Bazen de bir pencereden
Ölüm
Kıratlar gibi geçmeli
Dağların sırtından
Dimdik
Ve sessiz
Seninle bir kırlangıç olsak
Kanat çırparken aynı göğe
Bir düşmez olsak yere
Bir ölüm olsak iki kişilik
Ne korkunç ne güzel
Seni sevmeyi
Hiçbir mevsime bağlamadım
Ne zaman sen içimden geçsen
Kalbim bir bahara kapı aralıyor
Gözlerimde yeşilleniyor Dünya
Seni sevmek
Yağmuru dinlemek gibi bir şey
Damla damla birikmek
Sonra coşmak gibi bir şey
Seni sevmek
Öyle bir sensizliğin içine düştüm
Aynadaki yüz benim miydi tanıyamadım
Ne yanaklarımda gamzem
Ne sevinçlerim de bahar kalmış
Sensiz ve mevsimsiz zamanların
Akşamüstülerindeyim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!