İçtim hayatı bardaktan
Lafımı esirgemem, yakarım
Tatlıysa şeker gibi
Ağırsa rakı gibi
Ama içtim dibine kadar
(Torunlarım Demir ve Göktürk'e)
Demir
Adın ağır
Gülüşün hafif
Elini tuttuğumda
(4 EYLÜL 2025 tarihinde yaşadığım kalp krizinin başladığı andan bitişine kadar üzerimde bıraktığı etkileri kaleme almaya çalıştım)
Düşer miydi göğün mavisi
Yüreğimin üstüne çullanır gibi
Düştü
Bir yerinden çözülüyor yaşam.
Sanki kış,
saçlarına takılmış son beyaz tokayı
usulca çıkarıyor toprağın.
Akşam yavaşça çöker gündüzün gözlerine
Kalabalık büyür sessizliğin ortasında
İçimde belli belirsiz bir yağmur başlar
Herkes kendi yalnızlığında ıslanır sırılsıklam
Zaman ağırlaşır ıslanmış bir tüy gibi
İnsan yağmura da alışır
Güneşe de
İnsan birisini delicesine
Hem de ölesiye
Sevmeye de alışır
Martılar geçiyor Karşıyaka üstünden
Bir vapur kalkıyor içimden
İzmir geceyi yine boyamış maviye
Ama sen yoksun diye
Bu şehir biraz eksik bugün
İzmir sahilinde gördüm seni
Saçların rüzgâra düşmüş gibiydi
Bir gülüş bıraktın akşam üstüne
Kalbim heyecandan yine titredi
İzmir kızları narin bir sevdaydı
İzmir'i anlatmak zor be güzelim
Sen hiç Karşıyaka'da martılara şiir okudun mu
Hadi diyelim okudun
Okurken elin elime değdi mi mesela
O an rüzgarı bile utandıran o an
Senin sadece dostça gülümseyişin
Gökyüzüm gri bir battaniye
üşür içimdeki çocuk
ama bak
bir pencere açılıyor ansızın
duvarın inadına




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!