Hasret böyle bir şey
İçinde nisan yağmuru taşımak gibi
Ve kimseye anlatamamak
Ayrılık insanın kendinden bile çalıyor zamanı
Şimdi bu yağmurda
Bir başıma
Kavruk bir öğleyi öptüm
Kan ter içinde
Bir dağ başı gibi yalnız
Ve sırtıma
Bin yıllık yorgunluk yapışmış
Bir yağmur sonrası gel
Toprak kokusu gibi
Islak ama ısrarlı
İçimde senden kalma bir mevsim
Hiçbir mevsime benzetemediğim
Bir gün
Gecenin içine düşersin usulca
Ay ışığı vurur alnına
Yıldızlar dökülür saçlarına
Hayat bir rüyaya çağırır seni
Ve soğuk bir kış günü
Ansızın gelir belki
Bir sabah uyanmamak gibi
Yatağında bir yaprak misali
Kıvrılıp kalırız
Bazen de bir pencereden
Bir ömür düşün
Yüzlerce yol
Binlerce akşam...
Ama insan bazen
Tek bir yüze
Tek bir sese
Gel, bir daha
Hiç gitmeyecekmiş gibi gel
Otur şu kırık sandalyeye
Bir çay daha içecek kadar zaman
değil mi ömür...
Ölüm
Kıratlar gibi geçmeli
Dağların sırtından
Dimdik
Ve sessiz
Seni öptüm ya
Dudaklarımda kaldı
Hayatımın en güzel
İhaneti...
Öyle bir sıcaklık ki bu
Çocuklar ağlıyor sokaklarda
Büyükler suskun
Ben ortada kalıyorum
Ne çocuk kalbimle
Ne büyük aklımla...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!