Sen memleket gibisin kadınım
Bir yanın deniz, bir yanın dağ
Bir yanın kanar, bir yanın bağırır
Ama hepsi de içten, hepsi de çıplak
Tıpkı bu halk gibi, tıpkı ben gibi
Ne vakit Yozgat düşse aklıma,
Beni bir bozlak hasreti sarıverir.
Yağmurlar çiseler içimde,
Yolları iki büklüm kıvrılır gider...
Gidenler dönmez sandıkça,
Bir vefasız yel vurur Çamlığına.
İnsan biraz ilkbahardır
İnanır
biraz yazdır yanılır
biraz güzdür azalır
Ve en çok kıştır belki
içine kapanır
İlkbahar, yeşilin en narin haliyle düşer gözlerimize
Tohumdan sızan bir ışık
Toprağın uykusundan uyanan mor sümbül
Göz pınarında çimlenir mavi
Ağaçlar pembe bulutlara yaslanır
Bir bakışında filizlenir gün.
bir renk düşüyor önce
gözle duyulan
tene usulca yaklaşan
bir okşama ürpertesi gibi
Bir akşamın karanlığına düşmüş keder gibi
Yavaşça değişiyor her şey
Önce sarı bir sessizlik çöküyor yapraklara
Sonra rüzgar
Eski bir mektubu açar gibi dağıtıyor ortalığı
Güz düştü yüreğimize ilkin
Bir yaprak inceliğinde
Usul usul sarardı dokundukça bakışların
İçimde bir eylül hüznü
Senin ellerinde mayıs çiçeği
Gözlerin hangi mevsimdi hatırlamıyorum
Belki sonbaharın en ince yağmuru
Belki ilk yazın ilk çiy tanesi
Baktığın her şey değişirdi
Bir çiçeğe dönüşürdü taşlar
Ve kuşlar senin dilinden şarkı söylerdi
Eskiden bahar vardı, hatırlar mısın?
Şimdi takvimlerde adın yazılı
Haziranı açıyorum, gözlerin
Aralığı açıyorum, ellerin
İnsan sevdiğini mevsimlere benzetirmiş meğer
Özledim seni
İki mert yürek gibi
Bir parça peynir
Bir dilim kavun tadında
Muhabbetini özledim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!