Erguvanlar çiçek döktü,
her biri birer umut olan.
Bu kadar tutunabildiler hayata,
bir Erguvan fırtınası bu.
Pembe renkleri saçıldı,
Rüzgarın sesini dinlersin,
ılık yaz akşamının imbatında;
kıyıya vuran dalgaların,
sesini duyarsın, donuk renkli kumsalda.
Denizin son suyunun,
Ne çok severdin beni,
ne de severdim seni.
Sevgi derdim, sevmek,
ben, derdin, ben’im sevgi, gülerdim…
Özlem derdim, sakın, sakın, ha,
Rüzgâr kesiği bir gece…
Kızgın günsonu toprağının buharlaşarak salkım söğüt yapraklarının nemlendiği, aytutulması sonrası bir görüşün nemli bakışları yapışmış yaprakların sivri uçlarına…
Gündüzün bastırılmış duygularının sinerek saklandığı karanlık gecelere uzanarak saklandığı an zamanlarının doluştuğu, anıların fışkırdığı gecelerden biri…
Bütün yalnızlıkların kolkola girerek sinsi beklentilere ulaştığı, rüya veya düş kaçağı saklıların oluştuğu tepecikler sanki…
Hayâllerimi gömdüm toprağa,
ruhum özgür artık…
Bir bakış bu boşluğa,
geleceğim salınımlarda artık…
Boş bir düş gibi bu,
Hep vardır yenilerle eskiler arasında bayramlardaki fark...
Hep eskidendi derler söze başlarken…
Eskidendi sevmeler…
Eskidendi sevme acıları...
Şimdi neymiş ki sevmek...
Sadece acıya çıkan yol kalır geride derler...
Aşağılamadan...
Aşağılanmadan...
Varım demek saygın sevgide içime yapışan...
Giden de ağlar... Kalanda ağlar... Ben de ağlarım... İnanıyorum ki sen de ağlıyorsun...
Işığın karanlığı delmesi bu... Ruhun özgür hissedilmesi... Bir boşluktayım, Seni
Ellerimi ceplerime daldırıyorum…
Ceplerime avuç avuç sıkıntıları, hüzünleri dolduruyorum…
Kazıldıkça gün ışığına çıkan dertlerimi avuçluyorum…
Ceplerim dolu dolu oluyor…
Sağa sola yaslanıyorum…
Geçmişte kalmış tüm çocuksu gülüşlerimi ardımda bırakarak, hayatın karanlık kulvarlarında kaybolacağımı, acılanacağımı, en çok yaşam sevinçlerimin içindeki seni özleyeceğimi, dudaklarımdan hiçbir zaman asla ismini çıkarmayacak bir benlikle kaybolasıya geçmişimin içinde asla varlığını inkâr etmeyecek bir benlikle acılanarak gittim…
Seni yalnızlığındaki öfkelerine, kendimi sensiz yalnızlığımdaki, acılara atarak, gittim…
Bu bir isim kayboluşuydu, soyadının adımla birleşmesini unutarak, kendi soyadımın yalnızlığına sakladığım bir iç benlikle, gittim…
Ardımda neler bırakıyordum ve de önümdeki yalnızlığımda nelerle karşılaşacağımı, bilerek, hissederek, arsız bir cesaretle sarıldım yeni yaşama diyebilmek için gittim…
Geçmişimi kaybedeceğimi, tüm yaşanmışlıkların, iyi veya hoş olmayan anılara dönüşüp, seni çok özleyeceğimi veya gün gelip hoş olmayan anılardan biri beynime çakılınca, senden ölesiye nefret edeceğimi bilerek gittim…
Bir gün anlayacaksın beni güneş batınca…
Toprak kararınca,
alnından terler düşünce,
göreceksin yüreğinin sızladığını…
Acılarımı düşüneceksin,




-
Gülşen Öncel Bostancı
-
Fikri Küçükukur
-
Mustafa Yılmaz
Tüm Yorumlarçok çok güzeldi yine...
Duygular içten ve samimi,duygular yüreğin derinliklerinden süzülüp gelmiş ve özenle serpiştirilmiş mısralara..Beğeniyle okudum,kaleminizi kutluyorum..
m