Terk ettiğin şehirde körü körüne bir yaşam bu.
Bazen geceye öksüzleşerek girer insan, sadece konuştuğu ruhudur ki işte o zaman anlar geceyle yalnızlaştığını...
Tüm maviliklerin siyahlara bürünmüş, nefes almalar bunlar…
Sessiz, içine dönük ve geçmişin pür telaşından uzak, bir puslu mavi dinginlik içinde beden salınımları bunlar….
Çoğu zaman öksüzleşmiş duygular, çoğu zaman sinmiş geçmişin tüm karartılarından uzak, yalnızlaşmış bir bedenin ruhsuzlaşma korkusu ile başı boş anı dalgalanmaları bunlar…
Benim sana baktığım gibi,
hiç, bakmadın ki bana…
Gözlerini kaçırırcasına,
ışıktan,
buğudan,
Belalım…
Gözyaşlarım içine sinmiş…
Gözyaşların içimde saklı…
Saklı yaşamımın saklı yasaklısı…
Saklı kentimin saklısı…
Senin için sevdiceğim,
çektiğim,
bu kadar çile…
Çektiğim bu çile,
sevdiceğim,
Kışlar geçti üzerimizden,
bir de yazlar…
Mevsimler bitti saymalarımdan,
Ve,
yoksun…
İster sevinçten, ister kahırdan olsun,
Öldüğünüz an, benimde yüreğimin ritimleri son bulacaksa, korkutmuyor ölmeniz…
Benim için ölme, çünkü sen sevgisin...
Evet cümle ve anlatılmak istenen buydu belki de,
Yine senin terk ettiğin şehrimin sokaklarında, amaçsız dolaşıyorum…
Yorgunum, bedensel yorgunluktan ziyade, ruhsal yorgunum…
Bazen olurum ben bu hâllerle, sadece kendimi kendimle konuşur bulurum…
En fazla kendime geçer nazım… Usanmaz bir inatla, kendimle hesaplaşmaya çalışırım… Garip bir düşünce bu, sanki geçmişe kilitlendi tüm düşündüklerim. Ama bezmek bilmeyen bu hislerle, baş etmek, zor be sevgili, zor…
Amaçsız bir dolaşma, beklentisiz bir yaşamın kısa bir dolanması mıdır, bu dolaşmanın içinde gizli olan hareketin parçası sen varlığında beraberlikle dolaştığımız yerleri tekrar yaşama isteği mi, yoksa, amaçsız bir düşünce dağıtılması mı?
Ve bu gün yine cumartesi…
Sana yansıyan bir ışık ve senden gelen gölgeye sığınan bir ben…
Bir ışık kaçkını…
Bütün zamanlarımı gölgende sevgi adına geçiren bir ben…
Biraz sonra sabah olacak, belki de ilk defa yıldızları özleyebileceğimi düşündüm....
Özlemle son kez bakmışçasına yarısı gölgelerde kalan ay'a baktığımda, yılların ardında kalmış yarım kalan düşüncelerimi ve de isteklerimi düşündüm...
Kayıplıklar içinde kalmak için, gidilen adreste sadece aitlik duygusu ile başlayan bir yaşam kesitinin içinde kimsenin bildiği ne bir adres, ne bir isim, ne de kayıplık kalana ait bir adres vardı...
Sadece bu gidişe dahil olmuş insanın içindeydi geride kalana dahil özlemler, koku, isim ve yüz mimiklerinin tariflerinin yapıldığı, söylenen şarkıların tınısı, gidilen ve sevilen yerlerin adresleri ve orada yeşermiş, büyümüş kocaman ulu ağaç olmuş, etrafında mor salkımlı çiçeklerin bulunduğu bir belde, bir yalnızlık alanı, bir ulu sessizlik tarifini yapabilma özlemi kalırdı giden o kişinin hafızasında silinmemecesine...
Ben bilirim nice bayramları,
çocuklar bombom şekerleri ile,
dolaşırlar yanaklarını şişirerek…
Ellerinde üçbeş kuruş ve,
yol ararlar dolaşmaya,




-
Gülşen Öncel Bostancı
-
Fikri Küçükukur
-
Mustafa Yılmaz
Tüm Yorumlarçok çok güzeldi yine...
Duygular içten ve samimi,duygular yüreğin derinliklerinden süzülüp gelmiş ve özenle serpiştirilmiş mısralara..Beğeniyle okudum,kaleminizi kutluyorum..
m