Aramızdaki yollar,
o kadar uzak değildi, biliyorsun değil mi? ..
Biz ne kadar uzak yolları,
yakın etmiştik, değil mi? ..
Bir şarkı seç bizim için…
İçinde sen ben ikimiz…
Bir ayrılık şarkısı,
bir hüzün dökülsün kulaklara…
Yalnız ikimiz için yazsın ozan,
Ceplerim sana yazdığım kağıtlarla dolu,
masam darmadağın…
Yazmak istiyorum beynim dopdolu…
Yazdıkça yalpalıyor beynimin kıvrımları…
Klavye yazdıklarıma yetişemiyor.
Metrolar boşalır, otobüsler taksiler seyrekleşir, yollar uykusuz gözlerle dolaşan insanların araçları ile çizgiler üzerinden sekmesidir…
Yalnızlaşır tabanlar yürümelerde…
Hayat yarı yarıya durgunlaşır… Gökyüzünde ay görüntüsü yalnızlık ışığı saçar…
Evler tenhalaşır, meydanlar boşalır ve yalnızlık kaplar vitrin önlerindeki cansız mankenlerin giysilerine yapışan gözlerde…
Ve
Şebnemin içindeki saklı çocuk, mahzun, kırık kalpli ve uysal…
Küçücük, yoklukla varlığının arasına sığan koskoca bir dünya çilesini içine sığdıran bir dayanma ve dirayet anıtı resmi gibi…
Küf kokuyor zaman...
Ayıplarla savaşıyoruz,
yüzümüz kararmadan...
Gökyüzünden kara bir yağmur bulutu düşüyor toprağa...
Damla damla ıslanıyoruz...
Hep derler hak etmedim…
Hep derler hak edilmedik…
Belki de biz hak etmedik sevmeyi…
Belki de sevmek kaldıramayacağımız kadar ağırdı…
Belki de dokunamayacağımız kadar hassastı…
Daha ne kadar zaman ve daha neler kaybedecektim yaşamımda önemsediğim?
Daha kaç acı üst üste gelecek ve ben daha ne kadar yaslanacağım bu sabır duvarına ve ne kadar dayanabileceğim kendimi kimsesiz gibi yalnız hissetmelere?
Nerelerden nerelere geldi bu yolculukla dayanma gücü ile seyahat ettiğim ömrün neresinde niçin ve de hangi güven duygusunda yanılarak başıma üşüştü bu acılanma sebepleri…
Güneşin doğuşu ile batışı arasında geçen zamanda bu kadar yaşamak şartları nasıl değişti ve de tek sebebe bağlanan bu acılanmalara çıkan hasret neden bu kadar uzun zamana düştü?
Huzurun ve de güvenin yanından çıkıp neden düştük bu çıkmaz sorularla dolu yaşamın içine? Ve kaç yanılgı bu kadar büyüttü bu acılanmaları hangi sebeple?
Şimdi geriye dönüp baktığımızda, aşkı ve sevgiyi yargılayan bir düşünceden yola çıkarak, pişmanlıkları bir kenara bırakıp arkamızda bıraktıklarımız için,
‘giden gider, kalansa bekler’ hayatının son zincirlerinin renklerinde yaşamı devam ettirmek için…
Ağlamakla, ağlamamak arasında geçen yaşam kesitlerinin ne kadarına sahip oldu, ne kadarına hükmedemedi.
Kırgınlıklarla öfkeler arasında yeniden hayatını kurma çabası ile,
‘YENİDEN BAŞLAMALIYIM’I, ‘YENİDEN BAŞLARIM’A dönüştürür beyin düşünceleri.
Sen yine benimle uyuyorsun şimdi,
sessiz, sakin muhlis…
Ürkek tavırların bedenini sarmış,
korkulu rüyaların belki de koşturduğun…
Avuçlarım saçlarında, dokunmadan öylesine,




-
Gülşen Öncel Bostancı
-
Fikri Küçükukur
-
Mustafa Yılmaz
Tüm Yorumlarçok çok güzeldi yine...
Duygular içten ve samimi,duygular yüreğin derinliklerinden süzülüp gelmiş ve özenle serpiştirilmiş mısralara..Beğeniyle okudum,kaleminizi kutluyorum..
m