Mustafa Yılmaz 4 Şiirleri - Şair Mustafa ...

Mustafa Yılmaz 4

Sana dağılıyoruz, dağıtılıyoruz dedikçe, üstüne basa basa kopuşuyoruz dünlerin güzellikleri kayboluyor, yarınlar endişe yaratıyor bende, dedikçe “yok bir şey, bir şey olmaz” demek “bizi kurtaramayacak” dedikçe karanlıklar basıyordu önümüzdeki düşüncelere ve gölgelikler düşüyordu geçmişteki güzel günlerin önüne de yine de umarsız kalıyordun, bu endişeli bakışlarıma…

Oysa dünlerin mutlulukları an be an geleceğin endişelerine dönüştükçe, yarınları kurtarma, yarınlardaki huzursuzlukların üstüne perde çekiliyordu…

Cılız ve sığ düşüncelerdi bunlar, bu mücadeledeki çetin şartlara ve herkeslere karşı savunma düşüncelerine hepsi çok sığ ve çok kararsız yapılarla mücadeleyi bırakıp sadece “bekle ve yaşa” sistemiydi belki de korkusuzluk korkularını depleştiren…
Umursamıyordum yaşamın bu kısımlarını, hani korkusuzların umarsız bekleyişleri gibi geleceğe hatalar taşıyordun ve buna da kendince "güven" diyordun…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Bir deniz,
bir seher rüzgârı,
bir de gözlerin,
her sabah gün doğumunda,
merhaba...

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Ulaşabilmek için sana, kuştan yardım isterim, taştan da güç alırım, dinlediğin şarkıyı dinlemek için, tüm tınıları silerim, en çok önem vermişliğimle sana doğru bakmış olsam, yeşil gözün parıldaması için gök kuşağının önünü keserim, hele sesine ulaşmak için, tüm radyo seslerinden vaz geçerim…

En güzel sesli ağlamayı ben bilirim, en güzel ağlayışım da kabullenemeyişim, işte bu kelime kabullenmek, çok zor, çok, boş ver beni, işte ben bu, yalnızlığın profil tarifçisi, en güzel yalnızlık resmini çizerim kendime, sonra karşısına geçer, beğenmeyip dudak bükerim, hayat tarihlerden ibarettir, bense zamansızlıkta yaşarım…

Yaşam dediğimiz, yetmiyordu örtünmeye, yetmiyordu severek kalmalara, yetmiyordu, buğusuna kapılıp gitmeye sevgili gözlerinden, yetemiyordu, dar nefeslerden kurtulup, geniş zamanlara düşmeye, yetinmiyorduk, bulduklarımızla yaşamaya, sadece hırslarımıza kapılıp koşmaktan bezmişlikle durmamıza ve ömür deyip geçtiğimiz tüm cümleleri tamlamaya yetmiyordu, bu yaşam...

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Beden terlemelerine yapışan gecenin nemiydi belki de avuçlarımı sıkıntıyla yapış yapış yapan…
Rastgele düşüncelerin bastığı, üstü örtüsüz cümlelerin art arda döküldüğü renk ayrımını gözetmeksizin farkında olmadan dudak kıpırtılarım ile acı dökülmeleriydi bunlar, sahipsizlikle peşi sıra düğümlenen…
Her düşüncenin ters veya zıt anlamı ile önüme serilen zaman ardı, geçmişin isteksiz mırıldanmalarıydı şüphesiz bunlar…

Son sevdanın kaybolamayan sesleri bunlar...
Çoğu zaman istasyonlardaki yalnızlığa dahil ederiz kendimizi, anlarız ki terk edilmiş kapılardır aslında arkasında durmaya çalıştığımız...

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Sana doğru yürüyorum;
maksadım seni görmek değildi.
Senin beni görmeni,
düşmediğimi, devrilmediğimi görmeni istememdendi.

Yürüyorum durmayasıya, ayaklarımın altı ısınıyor,

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Beklense her giden diyorum...
Özlense her giden diyorum,
unutulmasa, her söylenen desem,
inanacak mısın?
Omuzlarımıza yüklediğimiz keşkeler,
yüreğimizdeki, acı tomurları yokluğunu hissettirmese,

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Kimsenin,
bize acımasına,
sebep kalmadan,
yuvarlanmak en güzeli olacak...
Galiba...

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Kelimelerin bittiği zaman bu;
bu şehrin sana küskünlüğü;
bu yolların seni unuttuğu,
şarkıların hüzünlere bulandığı zaman bu…
Hasret rüzgârlarının estiği,
deniz köpüklerinde taşınan sevda mektupları,

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Bir hikâye başladı bu yaşamda… Sabahlara aç gözlerle uyanan, sabahların ilk ışığında ağlamayı deneyen, sonra bir hikâye daha başladı bu hayatta, özleme açık yollarda koşturma ile fırlayan, sonra bir hikâye daha başladı bu hayatın yaşamında, özlemeyi öğrenen, bekleyen, arsız düşüncelerden uzak kalarak, daha sonra bir hikâye daha yazıldı yaşama dair, biraz sevinç, biraz gülümseme, biraz doygunluk, biraz da engebeli, daha sonra mı ne oldu diye sordum yaşamdaki hikâye yazgısına, mutluluğu tanıdı bu yaşam hikâyesi dendi, hem de iç huzurla, işte böyle devam ediyor iç huzur ile yaşam hikâyesi, daha bitmedi bu hikâyedeki cümleler, hepsi sıra sıra beklemede kuytuluklarda...

İnsan kendisi ile sessiz seslerle anlaşır, bazen de yüz mimikleri ile aynada sorgular kendini, çoğu zaman bu sorgulanışta yürek yara alır ve tek soruya cevap veremez, kendi kendine tekrar eder o soruyu, "neden sevdin ki "sorusu hep cevapsız kalır ama tek gerçek vardır sevgi engellenemez ne başı vardır ne de sonraları bellidir, bu yüzden hayatta cevabı olmayan sorulardan biridir "neden sevdin ki" işte çaresizliğin başladığı bu anlar ki hayatın mimiklerle verdiği cevapları içinde saklıyordu...

Sen ve ben sevgili, merkezinde bulunduğumuz yaşantının müşterek yaşantımızın, şimdiler iki ayrı uzakta olmamızla, içimizde kopan hırsların, özlemlerin, yan yana gelme imkânının hiç imkânının olmadığı. Bir nefes alışlarımızın içinde kalan düşüncelerle, ayrı ayrı mutluluklarımızı bile isteyemememizin verdiği uzun soluklu acıları içimizde hissederken, sadece kaybolmuş tüm sevinçlerimizin arkasından akan yürek titreyişlerimizle, bu yalnızlık yaşamında nefesler alırken, uzaklara bakan gözlerimizin karasındaki bekleyiş ve de yan yana oluş arzularını gördükçe, şimdilerde acılarımız kendi çevresinde katlanmakta…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

BİR GECELİK MASAL MIYDI BU SEVGİ, ERTESİ GÜNLERE KOLTUK DEYNEKLERİ İLE TAŞINAN, SONRA DA BELİ ÇIKAN…
YAA, AŞKIN BELİ ÇIKIYOR, BELKİ DE KIRILIYOR.
Bir gün kucağından düşürmek istersen beni,
gözlerine al…
al da bak uzun uzun masumluğuma,
unutma benim için hayat çok kısa,

Devamını Oku