Bitmiyor bu dünyanın zeytin dallarının dökülüşü,
yapraklarının geç de olsa dökülüşü,
en son dökülecek zeytin dalı yaprağını bekleyecek zamanım yok artık ve de sevgide mutlu olmaya...
İşte bu yüzdendir yalnızlıklar seni boğar, işte bu yüzdendir yalnızlıklarla dolarsın dağ başı çukurlarına…
Teşekkürler bu bahar sonlarındaki günlere merhaba derken, zemherilerin sonlandığı, yeni yeni ayazların baş göstereceği günlere, aylara merhaba diyecekken hayatın son ıskaları belki de kalan bahtsız günler...
Bak yine yağmur yağmak üzere...
Son yağmurlarda,
senin üstünde siyah bir elbise vardı,
ıslanmıştı,
ıslanmıştın.
Yıllarım bu ıslıkla geçti...
Kaybettiğim bütün umutlarım bu müzik eşliğindeki ıslıklarımla geçti.
Vuruş bu bir ince, bir kalın...
Ve kalırlar…
Yaşadıkları acıları içlerine sindiremeden kalırlar…
Issız dağ başında avazı çıktığı kadar, hak etmedim ki diye omuzları titreyerek,
bağırarak kalırlar…
Yaşanmış anıların hatırına, suskunluğa dönüşerek kalırlar…
Ve yağmurlar yağar…
Ve yağmur ormanlarında dinmeyesiye yağmurlar yağar…
Ve giderler… …Ve kalırlar… …Ve kararır gün…
Ve …Sonsuzluğa bir kapı açılır…
Hayat bazen aldıklarını geri vermez insana…
Geçmişin bu…
İsteğin cevabıdır ve düşün… Haksız yere üzdüğün sevgiyi…
Sevgi haksızlarla top oynamaz gülemez… Güldüremez…
Sen hangi gülensin bir bak bakalım… Sevgi ağlatanları hiç sevmez…
Seninle konuşuyorum hep için için…
Gülmelerim hep sana…
Ağlamak isteyip de ağlayamayışlarım hep sana doğru gidiyor…
Seni sevdim demeye zorlanmıyorum…
Sevdim derken de burukluklar dolduruyor içimi…
Yalnızlığımın örtüsü hep sensin… Sende kalan yılarım, günlerim saatlerim bir bir, tane tane dökülüyor kum saatinin alt kavanozuna…
İçim içime sığmıyordu aslında,
kör bir bakışın ardına sığınmıştım,
titrek omuzlarım gün be gün,
çöküyordu...
Aslında bitiyordum içimde...
Ateş yuttum soğuk hava üfledim;
alevi içimde sakladım...
Sen ateş yutabilir miydin benim için?
Ha?
Dalabilir miydin lâv çukuruna,
içebilir miydin zifir gibi acıyı,
Parmak uçlarımın belki de son dokunuşları bu hayata, yaşama dair gerçeklere…
Tek kişilik bir yalnızlık bu, tüm kalabalıklığıma ve Sarı Kız’a rağmen…
Uzaklar diz boyu yalnızlık ve hasret, kahredici bir sessizlik bu yelkeni şişmiş teknenin rotasında...
Nerede duracağım ve nereye bakacağım umurumda değil.
Denizin son dalga kıyılığından sonra gökyüzüne el uzatmış yeşillikleriyle ağaçlar boyun eğiyor rüzgâra…




-
Gülşen Öncel Bostancı
-
Fikri Küçükukur
-
Mustafa Yılmaz
Tüm Yorumlarçok çok güzeldi yine...
Duygular içten ve samimi,duygular yüreğin derinliklerinden süzülüp gelmiş ve özenle serpiştirilmiş mısralara..Beğeniyle okudum,kaleminizi kutluyorum..
m