On Kasım sabahı, zaman duruyor
Saatler dokuzu, beşle vuruyor
Bir millet Atasın, burda anıyor
Ölümsüz liderim, Mustafa Kemal.
Samsun’da doğmuştun, güneşler gibi
Yıl iki bin yirmi altı
Kış korkusu saldı
Yollar yine kapandı
Sabır köye çağırır
Buzlar elbet erir
Milletin sadası Ankara’da duyuldu
Zulmün zincirleri orada kırıldı
Egemenlik hakkı halka verildi
Atamdan armağan, Bayramdır bugün
Yedi düvel dize geldi pes etti
Haber salın Nevşehir’den cihana
Köşektaş’ta hürriyetin günü bu
Gönül verdik al bayraklı vatana
Cumhuriyet, namusumuz, şanı bu
En büyük bayramın bitmez coşkusu
Erenler yurdunun kutlu muştusu
Yirmi altı Ağustos, şafak söküldü
Topların gür sesi, gökten döküldü
Zalimin bileği, o an büküldü
Türk’ün imzasıdır, Otuz Ağustos
Kocatepe yanar, duman bürüdü
Cuma günü geldi
Bayrak ele alındı
Davetiyeler salındı
Düğün ateşi yanar
Cumartesi meydandan
Köyün orta yeri, yorgun bir durak
Çerçisi, tüccarı burası uğrak
Abit kızı bekler, tertibi berrak
Ortaçeşme şahididir bu köyün.
Halim Çavuş üstte, gençlik voltası
Şehirler ormana, döndü bu çağda
Tuzaklar kurulmuş, ovada dağda
Eşkıya pusuda, solda ve sağda
Suçlular sokakta, serbest geziyor.
Polis yakalarken, yorulur bıkar
Elinde tesbihi, sallayıp gezer
Masum karıncayı, basarak ezer
Sanma ki bu hali, kızları üzer
Kabadayıları, adam sayar oldular.
Kitap okuyana, sünepe diyor
Gökler yaş dökerken tavan ağlıyor
Yaramı saracak el yoktur artık
Damlalar sinemi her gün dağlıyor
Yaramı saracak el yoktur artık.
Merdiven çürümüş çıkan olmuyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!