Garip gönlüm gurbet elde incinir
Hakk’ı bilmeyenler boşa övünür
Vefasızın elinden yürek dövünür
Mazlum ölür, sağ uyanmaz.
Garip olan her gün asa tutar
Gazze’de bebekler toprağa düşer
Zulmün ateşiyle yürekler şişer
Katiller masumun kanıyla pişer
İnsanlık ölürken vicdanlar yanar.
Katil İsrail’in hırsı bitmiyor
Karanlık çökünce, el ayak çeker
Kurdu kuşu yuvasında, uykuyu bekler
Ansızın kapıda, tıkırtı sesler
Gecenin hayrıymış, gelen misafir.
Ara kapıyı açınca, gülen yüzü ile
Güneş batınca da, hayat sönmüyor,
Korkudan geriye, kimse dönmüyor,
Kötülük buraya, asla inmiyor.
Sokaklar emniyet, yokuşta düzde,
Gece de gündüz de, güven tam bizde.
Pazara gidersin file dolmuyor
Etiketi görünce yüzün gülmüyor
Kimse halimizden bir şey bilmiyor
Geçim derdi büktü belimizi
Motor paslandı teker dönmüyor
Televizyon der ki Her iş yolunda
Destek var diyorlar, gören olmadı
Mühürler basılmış, kağıt kolunda
Destek var diyorlar, gören olmadı.
Ankara’dan selam gelir her sene
Zehirler karıştı, suyun akışına
Göz göre ateşe, düşüyor gençler
Bakın şu ananın, donuk bakışına
Ecelin peşine, koşuyor gençler.
Yaşları dokuza, kadar da indi
Yokuşları koştuk, düz sandık yolu
Çabuk geçti gitti o bahar, dolu
Kırıldı kanadım, hem sağı hem solu
Elimde titreyen bir kamış kaldı.
Hani o kahkaha, çınlayan neşe
Sabah ezanıyla uyanır damlar
Tandır dumanında savrulur gamlar
Avluda oynayan küçük adımlar
Gün doğar, umutlar düşer gönüle
Bir türkü dolaşır sessiz gönüle.
Mektup bekleme hiç, postacı gelmez
Rüzgârın dilinde bir haber gezer
Kimin ne dediği, aslı bilinmez
Rüzgârın dilinde bir haber gezer.
Çeşmenin başında fısıldar diller




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!