Makam için değil hizmet için gel
Vebali ağırdır, olma sakın el
Gönül köprülerini dürüstçe gel kur
Benlik davasına sakın düşmeyin
Yalan vaatlerle yola çıkmayın
Köyün alt başında bir ur yükselir
Yerden gri bir kütle gibi dikilir
Görenler bu taşta bir sır sezer
Gri bir kayadır bizim Köşektaş
Asırlık rüyadır bizim Köşektaş
Yüzüne güler de arkadan yıkar
Ağzından çıkanlar leş gibi kokar
Karanlık ruhuyla bin kuyu bakar
Dostluk hırkasını, giyme boşuna.
Dili dua okur beyni şeytanlık
Gönül deryasında sular durulmaz
Vefasız olanın hali sorulmaz
Gurbet yollarında boşa yorulmaz
Benim bütün nârım nazlı yârdadır.
Turnalar uçuşur yüce dağlardan
Yaz gelince nohutlara gireriz
Bağ başında taze ütme kırarız
Güneş vurur, teri alna süreriz
Göllüpınar’dır yorguna dermânı
Tadına doyulmaz ekmeği, aşanı
Bu dünya bir tarladır, can ise tohum
Nefsimin elinde kaldı bak ruhum
Gurbet ellerinde bitti fütuhum
Günü gelince başak dolacak.
Gönül hanesini akla kalacak
Adım adım biter ömür sermayesi
Kalmadı gönülde dünya gayesi
Her kulun sırtında kader heybesi
Zaman bir sır gibi önünden gider.
Gençliğin ateşi söner bir vakit
Doktor dedi gövden olmuş işkembe
Eritmek şart, yasak sana kömbe
Hayal oldu şimdi tavada gömbe
Rejim işi bize büyük ar oldu.
Sabah marul yedik, öğlen de tere
On bir ayın sultanı geldi kapıya
Nur yağdı göklerden her bir yapıya
Niyet ettik cümlemiz o büyük tapuya
Hoş geldin gönlüme, şah-ı Ramazan
Sahurda hane ışıkları görünür
Gökleri yırtarak geldi gemiler
Topların sesinden titrer yer gökler
Siperde bekliyor aslan yürekler
Kıyamet günüdür, şahit Çanakkale.
Denizde kükredi çelikten devler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!