Selviler boy verir
Toprak huzur verir
Gelen ibret alır
Bura sessiz durur
Eski taşlar bekler
Mescid-i Haram’dan kutlu bir sefer
Göklerin kapısı açıldı bu gece
Melekler eşlikçi, yıldızlar nefer
Göklerin kapısı açıldı bu gece.
Burak’a binip de Kudüs’e vardı
Babamın bedeni, daha soğumadı
Kefenin suyu da, henüz kurumadı
Kimsede merhamet, inan kalmadı
Kardeşlik bozuldu, malın yüzünden.
Okundu vasiyet, kâğıt konuştu
Makam için değil hizmet için gel
Vebali ağırdır, olma sakın el
Gönül köprülerini dürüstçe gel kur
Benlik davasına sakın düşmeyin
Yalan vaatlerle yola çıkmayın
Köyün alt başında bir ur yükselir
Yerden gri bir kütle gibi dikilir
Görenler bu taşta bir sır sezer
Gri bir kayadır bizim Köşektaş
Asırlık rüyadır bizim Köşektaş
Yüzüne güler de arkadan yıkar
Ağzından çıkanlar leş gibi kokar
Karanlık ruhuyla bin kuyu bakar
Dostluk hırkasını, giyme boşuna.
Dili dua okur beyni şeytanlık
Gönül deryasında sular durulmaz
Vefasız olanın hali sorulmaz
Gurbet yollarında boşa yorulmaz
Benim bütün nârım nazlı yârdadır.
Turnalar uçuşur yüce dağlardan
Hastaneden bir ses uçtu havaya
Gönül dağı öksüz kaldı bu gece
Garip bülbül küstü yalan dünyaya
Gönül dağı öksüz kaldı bu gece.
"Cahildim" diyerek rengine kandı
Yaz gelince nohutlara gireriz
Bağ başında taze ütme kırarız
Güneş vurur, teri alna süreriz
Göllüpınar’dır yorguna dermânı
Tadına doyulmaz ekmeği, aşanı
Sağ iken yüzüne bakan olmadı,
Gönlüne bir sevinç, katan olmadı,
Sobada ateşi, yakan olmadı.
Mirasın kokusu, yele verildi,
Ölünce babalar, kıymetli oldu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!