On bir ayın sultanı geldi kapıya
Nur yağdı göklerden her bir yapıya
Niyet ettik cümlemiz o büyük tapuya
Hoş geldin gönlüme, şah-ı Ramazan
Sahurda hane ışıkları görünür
Dedemden emanet, can idi cana
Yad ele karıştı, ata toprağı
Babamdan bir miras kalmıştı bana
Yad ele karıştı, ata toprağı.
Kara sapan ile sürülür idi
Gökleri yırtarak geldi gemiler
Topların sesinden titrer yer gökler
Siperde bekliyor aslan yürekler
Kıyamet günüdür, şahit Çanakkale.
Denizde kükredi çelikten devler
Şehirden bir misafir geldi kapıya
Hayretle baktı bizim kerpiç yapıya
Sanki bir yabancı düşmüş bu tapıya
Gören de sanır ki bir hüner oldu.
Ayağı toprağa değsin istemez
Duvarlar kerpiçtir, yarım kulaçtır
Tozlu sokaklarda her taş ilaçtır
Gönül tok olsa da, maziye açtır
Sen bu sırrı asla sezemezsin.
Müjdenin bedeli para pul değil
Ne sitem eyledim, ne de bir kelam
Kesildi dostluklar, kesildi selam
Bitti bu hikaye, bitti vesselam
Sessizce vazgeçtim, kimse görmedi.
Bir yaprak misali, daldan kırıldım
Sandığa kilitli, kaldı hevesim
Çıkmıyor göğsümden, artık nefesim
Duyulmaz oldu bak, davudi sesim
Gözümden yaşları, kimse silmedi
Sessizce vazgeçtim, kimse bilmedi.
Açılır sessizce gümüş bir liman
Mürekkep denizi deryaya döner
İçinde kaybolur geçip giden an
Gönlümün ateşi sende mi söner?
Her bir harf can bulur, titrer heceler
Uzak şehirlerde sabah erken iner,
Aynı hasret düşer her pencereye.
Takvimler sayılır, günler birikir,
Bir yol çağırır içten içe: Köşektaş’a.
Fransa’dan, Almanya’dan yola düşenler
Hukuk sizlere ömür, düzen bozuldu
Zalimin defteri kapkara yazıldı
Mazlumun mezarı diri kazıldı
Vatanın bağrında yaramız yanar.
Bebek katiline yollar açılır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!