Eskibağlar içinde tek bir ağaç vardı
Koca köyün gözü hep onda kalırdı
Onu kim diktiyse meçhul bir sırdı
Tek bir elma ağacı vardı Köşektaş’ta
Gözümüz gibi bakardık biz her yaşta
Semâdan bir katre dökülmez yâre
Gülşen-i âlemde kalmadı çâre
Gönüller tutuştu, düştü bir nâre
Bulutlar küstü de nâr oldu şimdi.
Ufuklar her vakit hicran bürümüş
Akşam vakti gelir
Gençler orda birleşir
Dertler orda dilleşir
Törtüz kapısı açılır
Sazlar ele alınır
Tozlu yollar bize oyun cenneti
Taşlar oldu sanki hayat nimeti
Mercedes otobüsle bitmez gurbeti
Düşler kurardık biz çocuk yaşta
Her şey oyuncaktı Köşektaş’ta
Şehirde ne ise, köyde de aynı
Fakirin çilesi, bitmiyor gayrı.
Eskiden ucuzdu, haller çok ayrı
Fakirin çilesi, bitmiyor gayrı.
Yumurta bakkaldan, ekmek çarşıdan
Üniversiteyi bitiren boşta geziyor
Umutlar kurudu, bağrı sızlıyor
Ülke bu gençliğe hendek kazıyor
Gönülde sızlayan bir figan oldu.
Diploma duvarda tozlanıp kaldı
Dağlar dumanlı, sular akar
Güneş her sabah bir başka bakar
İnsan gelip oraya ateş yakar
Toprak utandı da, kul utanmadı.
Piknik derler, gelip bağrını deşerler
Mercedes’i çekmiş kapısının önüne
Güneş gözlüğünü takmış asık yüzüne
Almanca karışmış bozuk sözüne
Lisanı sanki bir kibar oldu.
Vasisdas diyerek selam çakıyor
Haram ile helal girdi kazana
Uyan kalmamış hiç doğru yazana
Lanet olsun bu düzeni bozana
Vicdanlar uykuda yatar be dostum.
Büyük küçük demez, edep kalmadı
Ağlarken bir anda gülümser yüzler
Ekranın içinde saklanır sahte izler
Doğruyu konuşmaz o yalan sözler
Gerçek mutluluklar dünkü dünde kaldı.
Filtreler kapanmış her bir kusura




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!