Bilgi saçan bir güneşti özünde
Doğruluk parlar her bir sözünde
Asalet okunur nurlu yüzünde
Kalemine kurban, Yahya Öğretmen.
Kalemtıraş aciz kalır yanında
Hakk’ı unutanlar yalanı seçti
Doğruluk kervanı önünden geçti
Ruhunu nefsine ucuza biçti
Yalancı kişinin hayrı hiç olmaz.
Diline pelesenk eyledin boşu
Elli yılı süzdüm mazi yolundan
Bir tarih geçiyor sağından solundan
Zaman tutup çekti bizi kolundan
Yürekte sızlayan bir yan kaldı.
Ellilerde yollar bitti, asfaltlar geldi
Gurbetin yoluna dikildi gözler
Sandıkta sarardı, o telli duvak
Tutulmadı verilen yeminler, sözler
Sandıkta sarardı, o telli duvak.
İğne oyasına dökmüştü nuru
İstanbul Boğazı, gerdanda inci
Tarihin koynunda, durur birinci
Bursa'da yeşildir, dağların dinci
Osmanlı mührünü, taşa vurandır
Marmara bölgesi, köprü kurandır.
Trakya’da davullar, güm güm vurulur
Meriç’in suyuyla, yüzler yunulur
İstanbul diyince, zaman durulur
Tarihin koynunda, mühürdür bu yer
Kıtalar birleşir, köprüdür bu yer!
Bismillah diyerek kazma vuralım
Toprağın halini hayra yoralım
Çölleşen her yere siper kuralım
Bu cennet vatana hayat ekelim.
Kuruyan dereler gölgeyle dolsun
Altmış bir yılında kışın başında
Kar kış hükmeder dağında taşında
Gençler toplanırdı yirmili yaşında
Bize miras Köşektaş’tan bu destan.
Hacıhasan’ın Dede bakkal işletir
Gaz lambası isi duvara siner
Yıldızlar yorganı örter üstüne
Rüzgâr yavaşlayıp, uğultu diner
Yıldızlar yorganı örter üstüne.
Uzaktan bir köpek ulur derinden
Sarp kayanın üstü mesken tutulmuş
Toprağın bağrına tohum atılmış
Nâmın her tarafa böyle katılmış
Özlenen sılamdır canım Köşektaş.
Kadim bir ataymış burayı seçen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!