Elmalığın yolu ince
Huzur dolar girince
Ağaçlar selam verir sevince
Yeşil dalım Köşektaş
Kızarır elması dalda
Elmalık’ta mangal tüterdi yazın
Tadı damağımda o eski hazzın
Sitemi yükselir bu dertli sazın
Gurbette dinmeyen sızım var benim
Dumanı sarardı yeşil bağları
Otuz yıl ter döktüm vatan yolunda
Kazma da salladım kürek kolunda
Para pul kalmadı işin sonunda
Ay sonu gelmesi bize dar oldu
Maaş günü güya cüzdan sevindi
Gri bir ur gibi biter topraktan
Haber verir bize kadim şafaktan
Ne sülale adı, ne de bir konaktan
Taşın hikâyesi bir nişan oldu.
Vaktiyle bir ermiş düşer yollara
Sözün başka söyler, özün bambaşka
Boyun uzun lakin aklın bir karışta
Yalanla girersin her türlü aşka
Sana "Dürüst" diyen dile şaşarım.
Meydanda gezerken paşa sanırsın
Eskibağ'da güzün rengi başkadır
Toprağın nefesi, özü başkadır
Yanan o dalların közü başkadır
Yüreğe gizlenen bir cihan oldu.
Çoraklık suları berraktır, akar
Gözümü yumunca canlanır kerpiç evlerin o sarı tozu
Sanki kulağımda çınlar dedelerimin o vakur, derin sözü
Şimdi ıssız kalmış bahçeler, kurumuş asmaların nazlı yüzü
Eskiler gidince boynu bükük kaldı bizim Köşektaş
Yerde bir büyük sofra, herkes aynı tabağa kaşık sallardı
Güvenme saraya, köşküne, hana,
Kar kalmaz ettiğin, zulüm o cana,
Düşersin sonunda, sen de ziyana,
Ecel şerbetini, bir gün içer de,
Bu yalan dünyadan, göçer gidersin.
Yutkunup dururum, sözüm bitmedi
Sanma ki ateşim, söndü tütmedi
Hesabım var benim, henüz gitmedi
Bu devran tersine, elbet dönecek
Sanma ki bu sabır, böyle sürecek.
Fikirler içinde, boğulur kaldım
Rahata ermeden, dertlere daldım
En doğru yol diye, hayale saldım
Nefesim kesildi, zor karar vermek.
Tek bir yol seçsem de, aklım diğerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!