Karşı mahallede güneş doğuyor
ışığını her bir yana yayıyor
Tarlaların bereketle doluyor
Emekle yoğrulur canım Köşektaş
Alâddin’in Çeşmesi’nden su içtik
Aynı dam altında yabancı herkes
Sanki bir mezarda tükenir nefes
Gönülden gönüle verilmez bir ses
Sükûtun çivisi kalplere vurdu.
Asansör daracık, başlar hep yerde
Sokaklar boş kaldı, sesler kesildi
O eski oyunlar, artık silindi
Saklambaç oynayan, nesil yenildi
Çocukluk ekranda, ziyan oluyor.
Dizinde yara yok, çamur değmiyor
Gülüşler saklandı, dudaklar büzüldü
Elâlem ne der diye yandı hayatlar
İçimiz kan ağlar, yüzler süzüldü
Elâlem ne der diye yandı hayatlar.
Sevmeyi suç sayıp, gizledik durduk
Elmalığın yolu ince
Huzur dolar girince
Ağaçlar selam verir sevince
Yeşil dalım Köşektaş
Kızarır elması dalda
Elmalık’ta mangal tüterdi yazın
Tadı damağımda o eski hazzın
Sitemi yükselir bu dertli sazın
Gurbette dinmeyen sızım var benim
Dumanı sarardı yeşil bağları
Otuz yıl ter döktüm vatan yolunda
Kazma da salladım kürek kolunda
Para pul kalmadı işin sonunda
Ay sonu gelmesi bize dar oldu
Maaş günü güya cüzdan sevindi
Gri bir ur gibi biter topraktan
Haber verir bize kadim şafaktan
Ne sülale adı, ne de bir konaktan
Taşın hikâyesi bir nişan oldu.
Vaktiyle bir ermiş düşer yollara
Sözün başka söyler, özün bambaşka
Boyun uzun lakin aklın bir karışta
Yalanla girersin her türlü aşka
Sana "Dürüst" diyen dile şaşarım.
Meydanda gezerken paşa sanırsın
Eskibağ'da güzün rengi başkadır
Toprağın nefesi, özü başkadır
Yanan o dalların közü başkadır
Yüreğe gizlenen bir cihan oldu.
Çoraklık suları berraktır, akar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!