Gıcırdayan kapıdan içeri girince
Gönül bir hoş olur eşiğe erince
Dostun cemalini orada görünce
Kederler bulut gibi geçer
Kestane pişerken sobanın üstünde
Mevla lütfeyledi, bağrına düştüm
Hasretin narıyla yandım da piştim
Seni görmek için dağları aştım
Köyüm sana doyamadım bir türlü.
Leylekler konaklar göllü pınarda
Rüzgar eser hırkam uçar savrulur
Dertli başım yollarda hep kavrulur
Sırrım topraklarda pişer yoğrulur
Dilim lal olmuş benim.
İtlerle dertleşip gece yatarım
Musluklar kilitli, her yan buz donar
Akmayan sularla bağrımız yanar
Hasretle göze bir damla konar
Zahmetin adı ömürdür burada.
Gecenin köründe ayazı keser
Kızıl toprak ısınırken bağlarda
Şimşek çaktı, rahmet kaldı dağlarda
Hafıza silinmiş geçen çağlarda
Bozkırın bağrında sırlar közlenir.
Deliağa’nın evi şimdi bir tümsek
Bin sekiz yüzlerde ferman yazıldı
Türkmen’in kaderi yere kazıldı
Oba oba hürlük elden süzüldü
Bozkırın bağrında sızlar bu yürek.
"Zorbozan" dediler, koptu fırtına
Kapısı her an açık
Gelecek orda ışık
Bilgiyle hep barışık
İlim ışık saçar
Raflar boydan boya
Eski töre bitti, yeni moda başladı
Modernlik geleneği hoyrat taşladı
Komşu komşu ile bağı haşladı
Cümle âlem içre malamat olduk
Düğünler kesildi, kel köçek gelmiyor
Sırtımda yükümle yollara düştüm
Nefsimin elinden kavgada piştim
Menzil-i maksuda sabırla koştum
Vakit hükmünü icra eder her an.
Gayret bizden dendi, takdir Hüda’dan
Selviler boy verir
Toprak huzur verir
Gelen ibret alır
Bura sessiz durur
Eski taşlar bekler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!