Kıraç toprak deyip geçme sakın ha
İlim sızar sokağından bakınca
Okumuşu, yazanıyla bin deha
Aydınlığın kalesidir Köşektaş
Atatürk’ün izi silinmez burdan
Sabahın seherinde, düştüm yollara
Bakıp duruyorum, giden kullara
Hasretim bir türlü, bitmez yıllara
Veda etmeye hiç, niyet edemedim
Yolcular değişti, ben gidemedim.
Sınıra dayanıp kem gözle bakan,
Haddini aşarak çitlerden sarkan,
Sanma ki yanına kalır bu yapan,
Bayrağa uzanan eli kırarız elbet!
Nusaybin hattında tuzak kuranlar,
Bayram geldi geçti gelen olmadı
Eski bayramlardan eser kalmadı
Boş kaldı odalar yüzler gülmedi
Köyün dövülen diziyim ben
Şehir yutmuş sizi, beton binanız
Şafak sökerken biz düştük yollara
Selam olsun iş tutan o ellere
Nasır tutmuş parmak, vursun tellere
Bayramın kutlu olsun, emekçi gardaş.
Güneşin altında, ekin biçerken
Eskiden düğünler sırayla gider
Şimdi her bir genç bir bahane eder
Büyükler beklerken artıyor keder
Köyün sokakları bir mahşer oldu.
Güvenin yerini şüphe bürüdü
Rahmet kapıları, açılır bugün
Gönüller kirinden, seçilir bugün
Hakk’ın şerbetinden, içilir bugün
Mevla’dan beratı, almak zamanıdır.
Semaya açılan, eller boş dönmez
Ebe köyün yolunu şaşırdı gitti
Müjdeli haberler kesildi bitti
Bacalar tütse de umutlar yitti
Beşikler boş kaldı, ninniler sustu.
Okulun kapısı, paslanıp kaldı
Köyün meraları ıssız ve öksüz
Besili danalar, satıldı bir bir
Yollar toz içinde sessiz ve yüksüz
Besili danalar, satıldı bir bir.
Sabahın köründe, sağım biterdi
Gerçek suretini, kimse bilmiyor
Binbir türlü maske, takıyor insan
Aynaya bakınca, yüzü gülmüyor
Kendi benliğini, yakıyor insan.
Evinde halimdir, sesi çıkmıyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!