Doğru boyun eğdi, eğri baş oldu
Sustu hakikatler, meydan boş oldu
Unutuldu haya, ar damar öldü
Ahlâk dedikleri sessizce çöktü.
Helâl ile haram iç içe geçti
Kızılağıl yurdunda bir güzel doğdu
Sarı saçlarını belikçe ördü
Güzelliği gören sanırdı nurdu
Görenin aklını başından aldı
Topaklılı Şuayb düştü özüne
Şah-ı Merdan Ali, ilmin kapısı,
Onsuz kurulamaz, dinin yapısı,
Ehl-i Beyt nurudur, Hakk’ın tapusu,
Yüreğim Kerbela, sızlar kanarım,
Ali’nin aşkıyla, her dem yanarım.
Tarihin mührünü, taşa kazıyan
Asırlar geçse, silinmez boyan
Garibi, yoksulu, darda kollayan
Merhamet pınarı, özün başkadır.
Yunus’un dilinden, sevelim diyen
Miras paylaşırken, en önde durur
Hizmet sırasında bahane bulur
Candan öte candı, nasıl el olur?
Mala ortak oldu, babaya el oldu
Haftalık nöbetler, kavga nedeni
Ayıp nedir artık, kimse bilmiyor
Yüzüne tükürsen, sanma siliyor
Edepsizler günden güne deliriyor
Ar damarı çatlak, astar kalmadı.
Yalanı söylerken, yüzü kızarmaz
Almanya'dan kara haber duyuldu
Mahzuni'nin sazı sustu bu gece
Gözyaşları kan olup da döküldü
Mahzuni'nin sazı sustu bu gece
"Çeşm-i Siyahım"ın boynu büküldü
Okulu bitirdik, adam olurduk
Şehre sığmaz idik, taşar dolurduk
Hayaller kurarak, huzur bulurduk
Kaderim yüzüme, bir gün gülmedi
Bekledim durdum da, sıra gelmedi.
Şubat’ın altısı, saat dört on yedi
Sanki yer yarıldı, gökler yere indi
On bir il üstüne bir duman bindi
Koca bir memleket kor gibi yanar.
Maraş’ta, Hatay’da koptu kıyamet
Anız Yakanlara...
Toprağın bağrını ateşle yardın
Menfaat uğruna her şeyi sardın
Sen nasıl bir nefse, akla vardın?
Yanan toprakların sonu hüsrandır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!