Traktörün burnunu, sınıra sürdü
Komşunun hakkını, kendinin gördü
Aradaki o taşı, toprağa gömdü
Fitnenin ateşi, yandı o sabah.
Tarlanın sahibi, uzaktan geldi
Sabah olur güneş doğar
Bahçesinde kuşlar şakar
Toprağın mis gibi kokar
Gülendir yüzün Köşektaş
Kızlar gider su başına
Şehirde sokakta insanlar, yılbaşı telaşı
Barlarda müzik, kutlamanın kalp atışı
Şık masalarda kadehler tokuşur
Dakikalar ilerler, saatler koşuşur
Köyde ise her zamanki o derin sessizlik
Sırtıma yükledim, dünya gamını
Tükettim beyhude, bütün anımı
Kimseler duymadı, feryat zârımı
Kaderim yüzüme, bir gün gülmedi
Bu çileli yollar, bitmek bilmedi
Gençliğin çağında, yuvamı kurdum,
Üç kuruş parayla, ayakta durdum,
Faizin çarkına, boynumu vurdum,
Bir rahat yatağa, ben giremedim,
Bir ömür durmadan, hep borç ödedim.
Dillerde bal var kalplerde zehir
Hakikat kaybolmuş, bulanık nehir
Bozulmuş terazi, kirlenmiş şehir
Özü kaybetmişiz bizler şimdi.
Tesbihi çekerken akıl hilede
Şafakla uyanır, ocağı yakar
Elinin isiyle hayata bakar
Gözünün pınarı sessizce akar
Emeğin adıdır bizim bacılar.
Sırtında küfesi, odunu taşır
Bir sabah uyandım, yolun sonunda
Gençlik kuşu uçmuş, durmaz kolunda
Aynalar yabancı, başın solunda
Hayatın dışında, seyirci kaldık.
Koşturup durmuşuz, el işi için
Sofra kurulurken, gözüm dalıyor
Hüzünlü bakışlar, canı deliyor
Hasretin acısı, bizle kalıyor
Kimse bu yaraya, merhem olmadı
Giden gitti ama, yeri dolmadı.
Kıvrılıp gider yollar, bozkırın sinesinde
Bir huzur saklıdır bak, kuşların namesinde
Sular şırıl şırıl akar, orta çeşmesinde
Gönül gözüyle bakınca, tadı başkadır köyün.
Arışlar boy vermiş bak, salkım üzüm yüküdür




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!